Gazetevatan.com » Yazarlar » “Müslümanım, kadınım, göçmenim, Trump'a oy verdim!”

“Müslümanım, kadınım, göçmenim, Trump'a oy verdim!”

20 Kasım 2016 Pazar


Bu sözler, Wall Street gazetesi eski yazarı Azra Nomani'ye ait. O da, Trump'a oy veren sessiz çoğunluktan. 51 yaşındaki kadını farklı kılan şeyse; kürtaj hakkını eşcinsel evliliklerini savunan Hint göçmeni bir Müslüman oluşu. Trump karşıtı olması beklense de; o kendini ne Demokratların safhında, ne de Trumpçılara atfedildiği üzerine "bağnaz, faşist, şovenist" safta değerlendiriyor.
 
"İtiraf ediyorum" diye söze başlıyor Azra... "Hayatımı liberal demokrat olarak geçirdim. Köleliğe baş kaldırışın başkenti West Virginia kızı olmakla hep gurur duydum. Ama oyumu Trump'a attım. Ertesi sabah bir arkadaşımdan mail geldi, 'Kine, nefrete, bölücülüğe ve cehalete oy veren milyonlar utansın' diye.. Evet bahsettiği bendim. Ama ben ne cahildim, ne de kindar." Azra neden Trump'a oy verdiğini şöyle anlatıyor: "İki nedenden, ilki ekonomik...  Obama döneminde uygulanan Obamacare (SGK benzeri sosyal güvence paketi) 8 yılda milyonlarca ABD'liyi mahvetti. Zorunlu sistem, orta ve alt gelir grubunu, aylık kişi başı en düşük 289 dolar primlerle kötü bir sağlık sigorta sisteminden faydalanmaya mecbur ediyordu. Ay sonunu zor getirir olduk. Maddi durumu biraz iyileşenlere ise devlet anında çok daha yüksek primler dayatıyordu."
 
İkinci nedense sosyolojik.  Demokratların iki yüzlü tavrı, elitist duruşu, halkı aşağılamaları, solcu geçinip banka ve sermaye gruplarıyla yakın işbirliği sessiz yığınları rahatsız ediyordu. Obama'nın, Arap Baharı'nda izlediği beceriksiz politika, mülteci akını ve terör eylemleri olarak yansıdı. O politikanın baş mimarı dönemin Dışişleri Bakanı Hillary; seçim kampanyasında meydanlardan "Katar, Suudi Arabistan gibi ülkeler IŞID'e lojistik ve para desteği veriyor. Bunları baskıyla yıldıracağız" diye bas bas bağırırken, arkadan Clinton Vakfı, bu iki Arap ülkesinden çatır çatır kampanya parası topluyordu.
 
Sonuçta Trump'a oy veren ABD'li Müslümanlar aynı Azra gibi, şu görüşte birleşti "Trump istese de ABD'deki çek-balans sistemi, ona bizi ezme hakkını vermez. Ama Demokratlar gelirse, terör artar." 
 
Dünya 1900'lere geri mi dönüyor!
 
Veri şu: 6'ncı yüzyılda Avrupa tarihi başlangıcından 1800'lere kadar -12 yüzyıl boyunca- Avrupa'nın nüfusu 180 milyonu aşmamıştı. 1800'lerden 1914'e değinse - yüzyılı biraz aşan bir sürede- Avrupa nüfusu 180 milyondan 460 milyona yükseldi. Üç kuşaklık kısa bir sürede, dev bir insan hamuru üreyip, tarihin üzerini sel gibi bastı. Ezilen hor görülen yığınların zaferi Avrupa'yı sardı. Arkasından da yıkım getirdi. Savaş sonrası Avrupa'nın nüfusu 410 milyon kişiye inmişti, bugün 740 milyon. ABD'nin 1945'te 139 olan nüfusu ise 2.5 kat artarak 324 milyona dayandı. Ve yine politik değişimler başladı.
 
Olan şu: Vahşi kapitalizm altında işinden olan, fabrikası Uzakdoğu'ya taşınan orta ve dar gelirli Avrupalıların hayat standardı, mülteci akınlarıyla daha da kötüleşti mi? Evet kötüleşti. Yılda 2 milyon kişi Afrika ve Ortadoğu'dan sel olup AB'ye akıyor. Buna bir AB ülkesinde yaşayıp da, işini kaybeden ve yer değiştiren 2 milyon iç göçmeni de koyun, 4 milyon kişi her yıl AB ülkelerine dağılıp iş aş arıyor. AB yaş ortalaması 42. Göçmenlerin yaş ortalaması ise 28. Tabii ki mevcut işleri ucuza onlar kapıyor.
 
İşsizlik rakamları da berbat. AB'de 20.8 milyon işsiz var. İşsizlik oranı 2008'de yüzde 6.8 (16.2 milyon) iken,  şu an yüzde 10. Rakam sizi yanıltmasın. Bu, düşmüş hali. 3  yıl önce işsizlik 26.5 milyon kişiydi.
 
Ayrıca şu an AB'de yaşayan 35 milyon kişinin de Kuzey Afrika, Ortadoğu gibi başka ülkelerde doğup sonradan vatandaşlık hakkı kazandığını hatırlatayım. Yani yaşadıkları ülkenin yerlileri gözünde, bu insanlar hala yabancı. Rakamlar büyük. Memnuniyetsizlik de. Yığınlarca insan öyle hızla tarihin üzerinde kümeleniyor ki, şehirler onları öğütecek geleneksel kültür, hoşgörü ortamı sağlayamıyor.
 
İspanyol yazar Jose Ortega y Gasset, yüzyıl önceki "Kitlelerin Ayaklanması" kitabında bu sosyo psikolojik durumu çok güzel anlatır. Gasset şöyle der: "Günümüzün ortalama Avrupalı (1900'lerden bahsediyor) insan tipi geçen yüzyıldakilere kıyasla daha sağlıklı daha kuvvetli bir ruha sahip, ancak çok daha basit bir ruh bu. Sanki çok eski bir uygarlığın ortasında beklenmedik biçimde bitivermiş ilkel bir insanmış izlenimi vermesi de bundan ileri geliyor. Eğer o insan tipi Avrupa'nın efendisi ve karar merci olmayı sürdürürse, kıtamızın barbarlığa geri dönmesi için 30 yıl yeterli olacaktır."
 
İngiltere ve ABD'de, İslam ve yabancı düşmanlarının iktidara gelişini izliyoruz. Bunu kıta Avrupası izleyecek. Umarım dünyayı yeni bir yıkıma götürmezler.