Gecelere mutluluk fısıldayan adam: Saklı Düşler

01 Şubat 2017 Çarşamba - 15:10 | Son Güncelleme : 01 02 2017 - 15:10

Her gece yayına 'Mutlu olmak zorundasınız' diye başlıyor. Her yayına onlarca kitapla çıkıyor. Programının adı Saklı Düşler. Herkes ona #adammutlu diyor.


Abdullah Gölbaşı 16 yıldır geceleri radyo programı yapıyor. Acılı şarkılar çalmıyor, hit pop çalıyor, şiir okumuyor, okursa da ağlak okumuyor. Arabesk müzik neredeyse hiç yok. Aslında bilindik gece programlarının tam tersi yönde bir yayın yapıyor. Keyifli, neşeli ve heran kahkahaların patladığı bir yayıncılık yapan Abdullah Gölbaşı haftada 4 gece Radyo Ritim'de.
 
Size neden #adammutlu diyorlar?
 
Öncelikle gerçekten mutluyum. Yıllardır inanmadığım hiçbir cümleyi kurmadım. Hiçbirimiz birey değiliz. Zira anne, baba, evlat, sevgili veya başka bir görevimiz var. Bizden birileri mutlaka güç alıyor. Kahramanı görüyor. Onlar için mutlu olmalıyız. Size şimdi desem ki mutlu olmak için on gerekçe söyleyin hemen ardından on tane mutsuz olmak için gerekçe söyleyin bir çırpıda sayarsınız. O halde durduğumuz ve baktığımız şeyler bizim için etkileyici faktörler. Gece biraz daha duygusal oluyoruz. Daha kendimizle başbaşa kalıyoruz. Ben o fırsatı değerlendiriyorum. Dinleyicilerimize bunları hatırlatıyorum. Hatta test yapıyoruz. Herkes oniki rakamına ulaşsın ve bana yazsın diyorum. O an ne kadar insan dinliyorsa o kadar farklı seçenek geliyor. Tam da burda diyorum ki; "çözüm vardır ve hep birden fazladır". Bunu şimdi gördük diyorum.
 
Yayında neler konuşuyorsunuz?
 
Yayına bazen yirmi Kitap ve onlarca notla çıkıyorum. Dinleyicilerim de kağıt/kalemle dinliyor dersem abartmamış olurum. Osho'nun ZEN kartlarını açıyoruz. Halil Cibran vazgeçilmezimiz. Sharma her gün var. "Günümüzü Aydınlatacak Sözler" kitabının o sayfası doğum günü hediyemiz. Dünyayı kasıp kavuran "Kokoloji"den oyunlar oynuyoruz. Bilge öykülerimiz var. İlginç testlerimiz var. Şarkı süreleri ve konuşma sürelerim eşit mesela. Zamanı hoyratça harcamıyoruz. Çünkü zaman kıymetli. Yayında ben ve dinleyicilerimiz kitap, film ve okunması gerekenlerle ilgili sürekli iletişim halindeyiz. Sokak hayvanları için çok hassasız. Mesela artan yemeğini sokakta gördüğün ilk hayvana ver kampanyamız üçmilyon insan tarafından desteklendi. Kitap sponsorlarım var. Yayında sürekli kitap dağıtıyorum. Geçen gün Suriyeli çocuklar için ayakkabı kampanyası düzenledik. Van'a ayakkabı yolladık. Ben hiç internetten alıntı yapmıyorum. Ortaköy'de sahaflarım var. Bana onlarca kitap ayırıyorlar. Onlardan kitaplar alıyorum. Hepsi ilk baskıları ve bilgi kirliliği yaşatmıyorum. Tagore'un toplam Türkçe'ye çevrilmiş 7 kitabı var 5'ini buldum. İstanbul Fedai'leri mesela filmlerde gördüklerimizin hepsi yalan. O kitapların içinden notlar ve o kadar enteresan şeyler çıkıyor. Hatta çok kıymetli imzalı kitaplarım bile var. 
 
Ne tür müzikler çalıyorsunuz?
 
Radyo Ritim pop radyosu. Fakat patronum bana hiçbir şarkımda ve söylemimde karışmayacağını söyledi. Ben de kendi listemi yapıyorum. Bülent Ortaçgil, Vedat Sakman, Fikret Kızılok, İlhan İrem gibi sanatçılarımızın şarkılarını gençlere aktarıyorum. Hiç duymadıkları şarkıları çalıyorum. Moğollar'ın "Çaya kaç şeker" şarkısı çalınmadan gece yayını olmaz. Cem Adrian çalmadan gece yayını olmaz. Selda Bağcan'ın "Gesi Bağları" çalınmadan, Erkin Baba'nın "Akrebin Gözleri" çalınmadan o gece bitmez. 
 
Konuk alıyor musunuz?
 
Söyleyecek cümleleri olanları seçmeye çalışıyorum. Bu şarkıyı kim yazdı, aranjesini kim yaptı, kaç sattı falan bunları sormuyorum. Elli civarında sorum var. Mutlu olmak için ne yaparsınız, küstüğünüzde nereye saklanırsınız, hayatının dönüm noktası neydi gibi daha insanî ve bilinmeyen yönlerini soruyorum. Konuklarım gelince yayın bazen beş saate kadar çıkıyor. Konuğum öğüt vermiyor. Yaşadığını anlatıyor. Bilmediğimiz yönlerini soruyorum. Hatta sorularım için bir psikolog danışmanım var. Duruşundan, mimiklerinden bile anlam çıkarıyor. Çünkü her şey o kadar alenileşti ki bilinmeyeni ve görülmeyeni sormak daha keyifli.
 
Seni kimler dinliyor?
 
Beni Türkiye'nin en zeki ve güzel kadınları dinliyor. Takipçilerime ve dinleyicilerime bakarsanız bu gerçeği görürsünüz. Hatta ben bunu yayında diyordum. Sihirli Mikrofon'da bu yıl da ön elemeyi geçtim. Bir gece yayında bana videolar yollayın dedim. Bir şakaydı. Kuaföre gidip makyaj yaptırıp video yollamaya başladılar. Onlarca video geldi. Benim söylemim ete kemiğe büründü. Tüm rakiplerime karşı çok daha başarılı, neşeli, farklı ve gülümseten bir PR faaliyeti oldu. Fakat Sihirli Milrofon yöneticilerine buradan seslenmek istiyorum. Ulusal radyolarla yerel radyolar aynı şartlarda yarışıyor. Radyo Ritim üç yıllık ve İstanbul'dan yayın yapıyor. Rakiplerim ulusal radyolar ama ben dinleyicimize ve kendime güveniyorum. Çok güzel bir yarış sergiliyoruz. Bu yarıştaki radyocu arkadaşlarımın olgunluğu ve centilmenliği tüm ülkemize örnek olsun istiyorum. Kavga etmeden, deşmeden ve ötekileştirmeden bir Yarışma nasıl yapılırmış 5 yıldır gösteriyoruz. Radyoda yaptıklarımızı ve okuduğumuz kitapların özetini saklidusler.com adıyla bir siteye taşıdım.
 
 
Gölbaşı; pazartesi, salı, çarşamba ve perşembe günleri 23.00-01.00 arası Radyo Ritim 103.8'de sizi bekliyor.