Gazetevatan.com » Yazarlar » Başa bağlı millet!

Başa bağlı millet!

05 Nisan 2017 Çarşamba


İnsan sosyal bir varlıktır; hemcinsleriyle birlikte yaşar. Dünyanın neresine giderseniz gidin; şu veya bu inançta olan insanların, dünü ve bugünü ile bir mabet etrafında kümelendiğini görürsünüz.

İnanç, insanın doğasında vardır. Maneviyattan haz duyan insan, kendini mutlu hisseder.

Bundan dolayıdır ki şair: ‘İmandır o cevher ki, İlahi ne büyüktür. İmansız olan paslı yürek sinede yüktür!’ tespitini yapmıştır.

Türklerin, İslamiyet’ten önceki dinleri Göktanrı inancıydı; istihale ede ede (değişim geçirerek) birden Mutlak Bir’e kavuştular.

Tüm semavi din mensuplarının, yerleşik düzende oldukları gibi; Türkler de, semaya yükselen minare etrafında kümelenip yerleşmişlerdir.

Göklerden yeryüzüne inen ve Türk insanın bedeni ile ruhunu kuşatan inançları, onları birden Mutlak Bir’e yöneltmiş ve en eski zamanlardan beri başa bağlı bir millet yapmıştır.

Dikkat edilirse en son benimsedikleri din olan İslamiyet’in bir manası da gerçeğe, hakka iman ve ona teslimiyetle dünya ve ahiret esenliğine kavuşmaktır.

Türklerin genlerine işlemiş bu özelliklerinden dolayı; lider olgusu onlarda hayati öneme sahiptir.

Türk milletinin diğer bir adı da; ordu-millettir!

Yine dikkat edilirse; yazılan tüm tarih devirlerimiz, ister yükseliş, ister çöküş dönemleri olsun; hep liderlerinin isimleri ile anılmıştır. Bu millet, Fatih Sultan Mehmet gibi bir lideri bulduğunda şahikalar oluşturan, lideri ile beraber topyekun askeriyle de Sevgili Peygamberinin (aleyhisselam) övgüsüne mazhar, kutlu bir ünün sahibi olabiliyor.

Bugün geldiğimiz noktada, idare şekli olarak demokrasiyi benimsemişiz. Onca emeklemelerden, toslamalardan; düşüp kalkmalardan sonra, hiç de azımsanmayacak kadar demokrasi deneyimi kazandık. Zira, bizim başımıza gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemiştir!

Artık bunca tecrübelerden sonra, sıra, gerçek demokrasiye geçmemize ve onu taçlandırmaya geldi.

Biz de; Türk tipi hükümet sistemini bularak, halkımızın onayına sunuyoruz. Bu sistemle demokrasinin özüne dokunulmuyor; onca tecrübelerimizin ışığında, tıkanan damarlarını açarak beyne bol oksijen temini sağlanacak.

Mevcut sistemde ise, ülkemiz, aradığı liderini bulsa da; elleri-kolları ve hatta ayakları bağlı olduğundan; kalkınma için gerekli hamleleri yapamıyor. Siyasetçiye yolcu gözüyle bakılıyor, bürokrat ise, kendini hancı bilerek bürokratik oligarşiye yol açıyor.

Halk, seçtiği siyasetçiden hizmet bekliyor; hizmeti alamayınca da hesabını soruyor. Boynuna asılı davuluyla siyasetçiyi halkın yedi kere getirmesine karşın, birileri (vesayet) altı kere götürüyor!

Aynı vesayet odakları telefon emriyle parti liderlerini ve gruplarını Meclis’e sokmuyor!

Vesayet karşısında ‘şapkasını alıp gitmekle’ ünlü Süleyman Demirel, mahut sistemi; deli atın üzerinde durmaya (rodeo) benzetirdi ki durabilene aşk olsun!

16 Nisan Referandumu, vesayet sistemine son vermenin tarihi fırsatıdır.

Aman dikkat!