Gazetevatan.com » Yazarlar » İyi polis kötü polis!

İyi polis kötü polis!

22 Şubat 2017 Çarşamba


Dünyamız hızla yeni bir ‘Cihan’ savaşına doğru sürükleniyor. Öncekilerin olduğu gibi, bu savaşın müsebbipleri de; doymak bilmeyen sömürgeci güçler...

Bu uğursuz günün işaretlerini; demokrasinin öncüleri gözüken ülkelerde baş gösteren ulusalcılık ve hatta daha ilerisi otoriter yönelimlerde görmekteyiz. Artık dünün demokratik başkanları, yerlerini süratle ‘diktatör’ başkanlara devretmenin hazırlığında...

Düne kadar Çin ile Rusya, bu denli eğilimin öncüsü iken; başta ABD olmak üzere, bir kısım AB ülkeleri de; aynı yarışta yerlerini aldılar. Avrupa’da bu eğilimin başını; AB’yi çatırdatan İngiltere çekmekte ve onu da Fransa takip etmektedir.

Dünkü iki kutuplu dünyada Çin, için için oluşan gizli bir devdi; bundan dolayıdır ki, ABD o gün için, Rusya’ya karşı Çin’in yanında yer almıştı. Bunu da Yahudi kökenli ABD’li diplomat, dışişleri bakanı Henry Kissinger sağlamıştı.

O gün-bugün Çin, oluşumunu tamamladı; devleşip, ABD için yegane tehdit unsuru oldu.

ABD nereye el atsa, hemen her taşın altından Çin ve Çin’li firmalar çıkıyor. Öyle ki, bu firmalar, diğer ülkelerin firmalarından çok farklı.. Her birisi devlet destekli ve akıl almaz meblağlara ulaşan sermayeleri ile ortalığı kasıp kavuruyorlar!

İsrail eksenli politikaları ile öne çıkan ABD yönetimleri; demokratlarla cumhuriyetçiler arasında iyi polis-kötü polis rolünü oynayarak, dünyanın gözünü boyamaya çalışırlar. Çoğu zaman da bunu başarırlar. Çünkü; algı operasyonlarını sağlayan medya ve sinema gücü bunların elindedir ve bunları biteviye çalıştırırlar.

ABD’de kötünün de kötüleri olan Bush’lar ve Obama dönemlerinden sonra; beyanatlarıyla dünyayı şaşırtan Donald Trump’ın yapacakları merakla beklenmektedir.

Trump’ın Putin yanlısı danışmanının görevine son verilmesine rağmen; dünün aksine; Çin’e karşı ABD-Rusya yakınlaşması hiç te şaşırtıcı olmayacaktır. ABD’nin bu denli açmazını bilen Putin, bundan dolayıdır ki, pervasızca oynamaktadır.

Dünyanın gözleri önünde Kırım’ı ilhak ettiğiyle yetinmeyip, Ukrayna ile didişmekte ve hepsinden önemlisi; asırların hayalini gerçekleştirerek Suriye’ye yerleşip Akdeniz’e (sıcak denizlere) postu sermektedir!

ABD’nin iyi polis-kötü polis rolünden şüphesiz ziyadesiyle etkilenen bölge Orta-Doğu’dur. Sudan bahanelerle Irak’ı işgal etti; bölgede uyguladığı kardeşi kardeşe kırdıran politikalarla insanları kardeş kanında boğdu. Halen de boğmaya devam ediyor.

Dün iyi dediği İran’ı bugün tu-kaka ilan ediyor ve adeta bir İsrail-İran savaşının fitilini ateşliyor!

Bölgemizde atılan her yanlış adımdan en ziyade olumsuz etkilenen şüphesiz ki Türkiye’mizdir.  Türkiye, oynanmak istenen oyunu önceden fark ederek, Fırat Kalkanı Harekatı’nı başlattı ve güney sınırımızda kurulması hayal edilen PKK/PYD Kürt Devleti’nin önüne geçmiş oldu.

Oyununun bozulduğunu gören ABD ise, bir yandan PYD’ye ağır silahlar verirken, diğer yandan da Türkiye ile iş birliği yapacağını açıklıyor.

Yani tavşana kaç, tazıya tut demeye devam ediyor; lakin tavşan kim, tazı kim; bunu bir türlü açıklamıyor! Daha açıkçası, dünya alemin bildiğini bilmezden geliyor.