FETÖ'nün "7 Şubat MİT kumpası" soruşturmasında tutuklama

AA |  30 Ağustos 2018 Perşembe - 13:26 | Son Güncelleme : 30 08 2018 - 13:28

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ), "7 Şubat MİT kumpası"na yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan dönemin İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü Büro Amir Yardımcısı Ayhan Albayrak, "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini engellemeye teşebbüs etmek" suçundan tutuklandı.


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nca,  FETÖ'nün, 7 Şubat 2012'de MİT Müsteşarı ve bazı MİT görevlilerini ifadeye  çağırmasıyla kurduğu kumpas üzerine başlatılan soruşturma sürüyor.
 
Soruşturma kapsamında, dönemin İstanbul Terörle Mücadele Şube  Müdürlüğü Büro Amir Yardımcısı Ayhan Albayrak gözaltına alındı. Şüpheli Albayrak,  gözaltı işlemlerinin ardından savcılıkça, tutuklanma talebiyle hakimliğe sevk  edildi.
 
Nöbetçi İstanbul Sulh Ceza Hakimliği, ifadesini aldığı Albayrak'ın,  ''Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini engellemeye  teşebbüs etmek'' suçundan tutuklanmasına hükmetti.
  
Böylece soruşturma kapsamında tutuklananların sayısı 15'e yükseldi.
 
"FETÖ'nün hükümete karşı ilk operasyonu 7 Şubat'tır"
 
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nca,  FETÖ'nün, 7 Şubat 2012'de MİT Müsteşarı ve bazı MİT görevlilerini ifadeye  çağırmasıyla kurduğu kumpas üzerine başlatılan soruşturmada, aralarında FETÖ  elebaşısı Fetullah Gülen, örgütün sözde "MİT imamı" Murat Karabulut, eski emniyet  müdürleri Yurt Atayün, Ali Fuat Yılmazer, Serdar Bayraktutan, Oğuzhan Ceylan ve  Erol Demirhan, eski savcılar Sadrettin Sarıkaya ve Bilal Bayraktar, gazeteci  Mustafa Gökkılıç ile avukat ve eski MİT mensuplarının da aralarında bulunduğu 24  şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti.
  
Aralarında başka suçtan tutuklu bulunan eski emniyet müdürleri ile  gazetecilerin de bulunduğu 14 şüpheli, çıkarıldığı mahkemelerde bu dosyadan da  tutuklanmıştı. Gözaltına alınan, içlerinde avukatlarında bulunduğu 3 şüpheli ise  serbest bırakılmıştı. Bazıları firari olmak üzere diğer şüpheliler hakkındaki  soruşturma ise sürüyor.
 
Savcılığın tutuklanan şüphelilere yönelik hazırladığı sevk yazısında,  terör örgütünün kumpasına yönelik adımları tek tek anlatılmıştı.
 
Sevk yazısında, ''Türkiye Cumhuriyetinin çözüm sürecinde yürüttüğü  politikalardan dolayı MİT'in, terör örgütü PKK/KCK ile ilişki içindeymiş gibi  gösterilerek, MİT görevlilerinin ifadeye çağrılması, evlerinde arama ve  haklarında yakalama çıkarılması, üstelik bu işlemleri o tarihte Türkiye  Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ameliyat olacağı güne ayarlayarak,  nihai hedefi seçilmiş, meşru hükümeti devirmek olan, emniyet, MİT, yargıya  yerleşmiş, o zamanki adıyla cemaat, şimdiki adıyla FETÖ/PDY silahlı terör  örgütünün Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı açıktan giriştiği ilk  operasyondur." ifadeleri kullanılmıştı.
 
Sevk yazısında ayrıca şunlar kaydedilmişti:
 
"20 Aralık 2011 sabahı KCK basın komitesine yönelik operasyon  kapsamında bir ajans bürosuna şüpheli polislerce baskın düzenlenmiş, basılacak  yerler listesinde olmayan mekanda gözaltına alınanlardan biri de MİT'in irtibat  elamanı olmuştur. Baskını öğrenen MİT görevlileri, 7 Şubat soruşturması olarak  bilinen soruşturmada görevli özel yetkili savcı Bilal Bayraktar ve Sadrettin  Sarıkaya (meslekten ihraç edildi) ile görüşmüş, MİT’in özel çalışması anlatılmış,  konunun deşifre olması halinde pek çok MİT elemanın hayatının tehlike gireceği  ifade edilmiş, MİT görevlileri gittikten sonraki gün MİT personeli hakkında  teknik takip kararı aldırılmıştır.
 
MİT'in PKK/KCK yapılanması çalışması hakkında detay almaya çalışan  şüpheli polislerce, müşteki M.Ö'nün, MİT'in bilgisi dahilinde ifadesinin  alındığına ikna edilmeye çalışıldığı, bu ikna sırasında şüpheli polislerin  ayarladıkları iki avukatın, M.Ö'ye MİT'ten geldiklerini beyan ederek, her şeyi  anlattırdıkları, bu şekilde M.Ö'den 2 yıl büyük bir emek harcanan KCK  yapılanmasına yönelik çalışmayı öğrendikleri, istihbarat elemanı M.Ö'nün aynı  tarihli 46 sayfalık iki ifadesinin olduğu, alınan ilk ifadesinin çay döküldüğü  gerekçesiyle imha edildiği, yeniden eklemelerle ifadesinin oldubittiye  getirilerek taraflara imzalattırıldığı, M.Ö. savcılıktan serbest bırakılırken  onun çizdiği şemanın paralel örgütün eline geçtiği anlaşılmıştır."

ETİKETLER