FETÖ'cü general bu kez itiraf etti

AA |  17 Temmuz 2017 Pazartesi - 19:15 | Son Güncelleme : 17 07 2017 - 19:36

Yurtta Sulh Konseyi üyesi sanık eski Tuğgeneral Murat Aygün, FETÖ'nün darbe girişimi sırasında Ankara'nın kritik kavşak ve yol güzergahlarında kontrolünü sağlamaları için askerlere bizzat kendisinin emir verdiğini söyledi.


Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) darbe girişimi  sırasında Ankara'nın Polatlı ilçesindeki 58. Topçu Tugayı ile Topçu ve Füze Okul  Komutanlığında yaşanan eylemlere ilişkin 330 sanığın yargılandığı davaya, sözde  Yurtta Sulh Konseyi üyesi sanık eski Tuğgeneral Murat Aygün'ün savunmasıyla devam  edildi. 
 
Darbe girişiminden önce Polatlı'da konuşlu 58. Topçu Tugayı komutanı  olduğunu anlatan Aygün, başarılı bir öğrencilik döneminden sonra Kara Harp  Okuluna 20'nci sırada kayıt yaptırma hakkını kazandığını anlattı.
 
Mesaj aldıklarını belirtti
 
Meslek hayatı boyunca kritik görevler üstlendiğini, general olmasına  rağmen NATO'cularla çalışmadığını, yurt dışı görevlerine ise hiç gitmediğini  anlatan Aygün, FETÖ üyesi olmadığını savundu.
 
15 Temmuz akşamı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Merkezinden  arandığını, kendisine ülke genelinde olası bir terör saldırısına karşı önlem  alındığı bilgisinin verildiğini söyleyen Aygün, daha sonra aynı yolla Ankara'nın kritik kavşak ve güzergahlarını gösteren bir haritanın tarafına ulaştırıldığını  ifade etti.
 
İlerleyen saatlerde ülke genelindeki yoğun terör tehditine karşı  sıkıyönetim ilan edildiğine dair bir mesaj aldıklarını belirten Aygün, söz konusu  haritada belirlenen yerlerin, Kolluk Kuvvetlerini Toplumsal Olaylarda Destekleme  protokolü gereği tugay askerleri tarafından güvenlik maksadıyla tutulmasının istendiğini aktardı.
 
"Özel  bir durum söz konusu değil"
 
Bunun üzerine tugay harekat merkezinde, karargahtaki subaylarla  yaptıkları toplantıda, sıkıyönetim kapsamında verilen emri ele aldıklarını ifade  eden Aygün, önceden belirlenmiş bölgelerde görev yapacak askerlerin dağılımını  gösteren bir liste hazırladığını ifade etti.
 
Görevlendirmeyi tugay personel yoklama listesindeki bilgiler  doğrultusunda hazırladığını belirten Aygün, "Bu listeyi rastgele oluşturdum, özel  bir durum söz konusu değil. Liste bir şey ifade ediyorsa ismi listede olduğu  halde tutuklanmayanların olduğunu hatırlatmak istiyorum." dedi.
 
Akgün, toplantıda, sıkıyönetimin ilan edildiğine dair bir konuşma  yapmadığını iddia etti.
 
Önceki duruşmada bu konuya ilişkin yaptığı kısa savunmasında yanlış  anlaşıldığını belirten  Aygün,  "Görevlendirmelerin yapıldığı toplantıya  katılanların darbe girişiminden haberi varmış gibi bir husus oluştu ama onların  da darbeden haberi yoktu. Personelim, Kolluk Kuvvetinin Toplumsal Olaylarda  Desteklenmesi kapsamında kışlanın dışına çıkmıştır. Herhangi bir yeri işgal  etmek, ateş etmek, bir yeri ele geçirmek için çıkmamış ve böyle bir emir  verilmemiştir." ifadelerini kullandı.
 
Görev dağılımını yaptıktan sonra kışla dışına çıkacak birlik  komutanlarına gidecekleri yeri haritadan gösterdiğini anlatan Aygün, fırlatma  araçlarının çıkarılması konusunda ise bir emir vermediğini savunarak, "Fırlatma  araçları üzerinde bulunan kapsama alanı geniş telsizlerden dolayı personel  tarafından çıkarılmış olabilir." iddiasında bulundu.
 
"Hepsi o gece çıkmak zorundaydı"
 
Askeri anlayışa göre bir komutanın, birliğinin yaptığı ve yapmadığı  her şeyden sorumlu olduğunu hatırlatan Aygün, 15 Temmuz'da personelinin  yaptıklarından kendisinin sorumlu olduğunu, bu yönde yapılacak suçlamaları  üstlenmeye hazır olduğunu söyledi.
 
Aygün, "Bir suç varsa emirini ben verdim, benim emrimle yaptılar. Ben  biliyorum ki personelim suç işlemedi. Onlara kanunsuz bir emir vermedim. Benim  gibi otoriter bir komutanın tugayında emrime itiraz edebilecek personel yoktur.  Onlar mutlak itaat duygusuyla hareket etmiştir. Hepsi o gece çıkmak zorundaydı,  yapmak zorundaydı. Sorumluluğu üzerime alıyorum, almam da gerekiyor." ifadelerini  kullandı.
 
İlerleyen saatlerde darbe girişimi olduğuna dair haberlerin geldiğini  kaydeden Aygün, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "asker kışlasına dönsün"  emri üzerine dışarı çıkarılan birliklerin karargaha dönmeleri için sanık eski  Yarbay Mustafa Kemal Biber aracılığıyla emir verdiğini öne sürdü.
 
Emir üzerine dışarı çıkan birliklerin araç yönlerini Ankara'dan  Polatlı'ya çevirdiklerini ancak birliklerin kışlaya gelmelerinin bilinçli bir  şekilde engellendiğini iddia eden Aygün, "Birlikler Ankara'ya gitmek isteselerdi  giderlerdi çünkü hepsi arazi ve taktik tekerlekli araçlardır. Uzun namlulu  silahlar ve bu araçlara rağmen personelim, hiçbir şiddet olayına karışmadan geri  dönmek istemiştir. Benim tugayım, darbecilerinin en etkin olduğu sırada yani saat  01.30'da her şeye rağmen bu tutumu sergilemiştir." savunmasını yaptı.
 
O akşam herkesin gelişmeleri televizyonlarda izlediğini, darbe  girişimine karşı "nötr olduklarını" ifade eden Aygün, "Sayın Cumhurbaşkanın  açıklamasından sonra ortada duranlar saf değiştirdi. Benim birlik Ankara'ya  gitseydi, görevlendirdiğim yarbay ve binbaşılar darbeyi öğrenseydiler darbeye  karşı kullanılacak birlikler olacaktı. ÖKK Komutanı Zekai Aksakallı'nın emrine  gireceklerdi." diye konuştu.
 
"Konsey üyesi değilim"
 
Sözde Yurtta Sulh Konseyi üyeliği suçlamasına ilişkin de savunma yapan  Aygün, konseyin kimlerden oluştuğuna dair iddianamede belge bulunmadığını iddia  etti.
 
Darbe girişimi sırasında sözde atama listeleri ve sıkıyönetim  komutanlarının kimlerden oluştuğuna dair emirlerin yayınlandığını ifade eden  Aygün, "Her şey ayrıntılı yayınlanıyor ancak konseyle ilgili bir şey yok.  Sıkıyönetim direktiflerinde yer aldığı kadarıyla konseyin Genelkurmay Başkanı ve  kuvvet komutanlarından oluştuğunu düşündüm." dedi.
 
 Atama listesinin hazırlanmasında rolünün olmadığını, listenin kimler  tarafından hazırlandığıyla ilgili bilgisinin bulunmadığını söyleyen Aygün,  "Konsey üyesi olsaydım, 15 Temmuz'da darbenin yönetildiği kritik merkezde olurdum  ve daha üst bir göreve atanırdım." dedi.
 
İzinli olmasına rağmen darbe girişiminden hemen önce birliğe gelmesine  de açıklık getirmek istediğini dile getiren Aygün, "Bayram nedeniyle 10 günlük  izin almıştım. Ankara'ya gelince aracım arızalandı. İznim parçalanınca kalan  günleri kullanmaktan vazgeçtim." iddiasında bulundu.
 
Aygün, savunmasına yarın kaldığı yerden devam edecek.