Gazetevatan.com » Yazarlar » Metabolizmanın sırları bu merkezde çözülüyor

Metabolizmanın sırları bu merkezde çözülüyor

19 Şubat 2017 Pazar

2014 yılında Harvard Üniversitesi T.H. Chan Kamu Sağlığı Fakültesi bünyesinde hayata geçirilen Sabri Ülker Merkezi; karaciğerdeki yağlanma, diyabet ve buna bağlı kalp hastalıkları alanındaki buluşları ile dikkat çekmeye başladı, metabolizma üzerindeki sis perdesini araladı...


Çocukluğumun hatıraları arasında unutulmaz bir Ülker reklamı cıngılı vardı. ‘Önce güneş hava su, sonra bol gıda gelir. Akşama babacığım, unutma Ülker getir’ diyen. Önceki akşam 2014 yılında kurulan Sabri Ülker Merkezi’nin faaliyetlerinin paylaşıldığı toplantıda kürsüye çıkan Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Ülker önce bu slogana dikkat çekti.  Artık gelinen noktada bol değil, sağlıklı gıdanın değerinin anlaşıldığını belirtti.

“Kendim ve aileme yedirmeyeceğim hiçbir ürünü ne üretirim ne de satarım” diyen Sabri Ülker’in  anısını yaşatmak üzere kurulan Sabri Ülker Merkezi’nin bilim dünyasında heyecan yaratan buluşlara imza atmasından büyük memnuniyet duyduklarını ifade etti.  Merkezi kurarken iki şeyi amaçladıklarını kaydeden Ali Ülker “Ürünlerimizle 4 milyar insana dokunuyoruz. Bu bizim üzerimizdeki sorumluluğu inanılmaz artırıyor. Dengeli ve sağlıklı beslenmeyi öğreten programları desteklemek bizim görevimiz. Sabri Ülker Merkezi bu yüzden kuruldu. Ayrıca burada yapılan çalışmalarda Türk gençleri de bilimle zehirlensinler istiyoruz. Sonra Türkiye’ye gelmelerini, başka gençleri zehirlemelerini ve bilim insanlarının tüm kademelerde en yüksek itibarı görmelerini istiyoruz” diye konuştu.

İki önemli buluş

Yıldız Holding’in Harvard Üniversitesi ile iki yıl önce yaptığı işbirliği sonucunda hizmete açılan Sabri Ülker Merkezi, tüm dünyada takdirle karşılanan işlere imza atıyor. Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil başkanlığındaki Merkez, Türk öğrenci ve akademisyenler için de eşsiz bir çalışma ortamı ve bilimsel köprü durumuna geldi. Geçtiğimiz yıl merkezde yapılan araştırma ve buluşların çoğunda genç Türk öğrencilerin olması da bunu gösteriyor. 

2016  yılında Sabri Ülker Merkezi’nde  gerçekleşen buluşlar ve merkezin faaliyetleri bu hafta Türk bilim dünyası ile paylaşıldı.  Sabri Ülker Vakfı’nın ev sahipliğinde düzenlenen toplantılarda Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil ve önemli buluşlara imza atan üç öğrencisi Doç. Dr. Furkan Burak, Yard. Doç. Dr. Ebru Erbay ve Doçent Dr. Erkan Yılmaz önce Türk bilim dünyasından bir gruba, ardından da bize yani gazetecilere geçtiğimiz yılın faaliyetlerini anlattı.

Sabri Ülker Merkezi ’nin, kurulduğu ilk günden bu yana  toplum sağlığının geleceği için  çalıştığına işaret eden Merkez Başkanı Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, merkezden çıkan araştırmaların, önemli hastalıkların önlenmesi için ‘mihenk taşı kabul edilebilecek düzeyde olduğunu anlattı. Henüz yayınlanmamış ancak heyecan verici  gelişmeleri de  bilim camiası ile paylaşan  Hotamışlıgil, “ Bu imkânı bize sağlayan Ülker Ailesi’ne çok teşekkür ediyoruz” dedi.

“Sabri Ülker Merkezi’nin yetiştirdiği iki Türk  doktoru, 2016 yılında dünyada ses getiren keşiflere imza  attı.  Türk doktorlarımızdan Yardımcı  Doç.  Dr. Furkan Burak ,  karaciğere şeker üretme komutu veren yeni bir hormonun keşfini sağlamış. Bu  molekülün  varlığı  30 sene önce keşfedilmiş ama   hormonal görevi fark edilmemiş ve dolayısı ile üzerinde durulmamış.  Furkan Burak bu hormonun yepyeni bir görevini saptadı. Bu hormon normalde yağ dokusundan yola çıkıp karaciğere giderek şeker üretme komutunu veriyor. Bu hormonun düzeyleri diyabet, kalp hastalığı ve şişmanlıkta çok yükseliyor. Dolayısıyla bu yükselmeyi önleyebilmek diyabet ve kalp hastalığına karşı yeni tedavi olasılıkları yaratma şansı tanıyor. Furkan Burak’ın yaptığı son çalışma bu öngörünün doğruluğunu ispatladı. Yazdığı makale Science Dergisi’nde yayınlandı ve büyük ilgi gördü.

‘Yediğin ilacın, ilacın yediğin olsun’

Hotamışlıgil, Ülker ailesinin verdiği katkı ile Boston’da ekibi ile birlikte metabolik ve kronik metabolik hastalıklara yönelik çözümler arıyor.  Bugün karaciğer yağlanması, diyabet, yüksek tansiyon, kalp damar hastalıkları o kadar yaygın ki her yıl en az 5 milyon kişi bu tür hastalıklar yüzünden ölüyor. Yani kuraklık, savaş kadar önemli bir problem. 2025 yılında bu hastalıklarının dünya ekonomisine yükünün 70 trilyon dolar olacağı öngörülüyor. Hotamışlıgil “Burada çalışılmamış o kadar büyük bir alan var ki, en küçük bir ilerleme bile toplum sağlığına büyük katkılar sağlayabilme potansiyeli taşıyor. Yani Hipokrat’ın dediği gibi “yediğin ilacın, ilacın yediğin olsun” sözü aslında belki de 21. yüzyıl da bunu anlatıyor” dedi.

Kendi laboratuvarını açmak için geri döndü

Toplantının dikkat çeken bir diğer ismi Merkez’de yetişip Bilkent Üniversite’sinde kendi bağımsız laboratuvarını kurmak üzere Türkiye’ye dönen Yardımcı  Doç.    Ebru Erbay oldu. Erbay daha önce keşfi sağlanan ve yağ asidi  tabiatındaki “lipokin”in kalp hastalıkları üzerindeki önemli olumlu etkilerini gösteren bir projeyi kendi grubunda yaptığı çalışmalar ile sonuçlandırdı. Gıdalar içerisinde de bulunan bu lipokin çok yüksek kolestrolü olan deneysel modellerde ağızdan kullanıldığında önemli ölçüde kalp ve damar hastalıklarının önlenmesine yol açabiliyor.  Ebru’nun bu çalışması da Science TM dergisinde yayınlanarak bilim camiası ile paylaşıldı.

Sabri Ülker Merkezi’ndeki bir diğer önemli gelişme ise Kasım 2016 tarihinde açılan  “Görüntüleme Laboratuvarı” oldu.

Bu laboratuvar, metabolik hastalıklara sebep olan ve hücre alt yapısındaki değişiklikleri ileri mikroskopi ve çok yüksek çözünürlük ile gözlemleme imkanları yaratarak, hücrelerin tomografisini çekerek yeni mekanizmaların gün ışığına çıkarılmasına önemli katkılarda bulunacak.