Gazetevatan.com » Yazarlar » ‘Zimmet’teki katı tutum esneyecek

‘Zimmet’teki katı tutum esneyecek

26 Ocak 2017 Perşembe

Başbakan Binali Yıldırım, 2001 bankacılık krizi sonrası çok katı kurallara bağlanan kredilerde banka yöneticilerinin sorumluluklarına dair ‘zimmet’ maddesinin esnetileceğini, böylece krediye ulaşımda ekstra bir rahatlama yaşanacağını açıkladı


Cazibe merkezleri programının resmen başladığı önceki gün, eksi 9 derecedeki Ankara’da, Çankaya Köşkü’ndeyiz. 23 ile yönelik çok cazip teşviklerin detaylarını veren ve yatırım daveti yapan Başbakan Binali Yıldırım, toplantı sonrası ekonomi gündemine yönelik sorularımızı yanıtladı.

Görüşmemiz tam da Merkez Bankası’nın faiz kararını

açıklamasına dakikalar kala başladığı için ayrıca önemliydi. Her ne kadar yatırımlar için inanılmaz teşvikler sağlansa da sonuçta yatırım kararı, paranın maliyetine yani faize duyarlı bir durum olduğu için sabah açıklanan ‘Cazibe Merkezleri Programı’nın havası, Merkez Bankası’nın 200-250 baz puanlık bir faiz artışı ile tabir yerindeyse ‘güme gidebilir’ moraller bozulabilirdi. Merkez Bankası, ‘Ne şiş yansın ne kebap’ tadında bir karar açıkladıktan sonra biz gerçek gündeme geri döndük. Gerçek gündemde kuşkusuz üretim var, reel sektörün krediye ulaşma sıkıntısı var.

Zimmet düzenlemesi

Başbakan Binali Yıldırım, kredi kullandırma konusunda banka yöneticilerini aşırı tedbirli olmaya sevk eden “zimmet” konusuna ilişkin çalışma yürütüldüğünü belirterek, “Zimmet konusundaki katı tutumu biraz esnetiyoruz. Bunun kararını aldık ve bugünlerde o düzenleme de devreye girecek”  dedi.

Yıldırım, bankaların kredi line’larının açık olduğunu, aksini söylemenin haksızlık olacağını belirterek tamamen batmış, yüzdürülmesi, iflah olması mümkün olmayan şirketlere karşı gösterilen tutumun genel bir tutum olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. Batmaya yakın şirketler için Esnaf ve Ahilik Fonu’nun kurulduğunu ifade eden Binali Yıldırım, “Biz yaşamak, çalışmak, ayakta kalmak veya yeni yatırımlar yapmak isteyenlere daha çok öncelikli destek vereceğiz. Yoksa iflas eden, tamamen tükenmiş bir firmayı tekrar ayağa kaldırıp yürütmek gibi bir görevimiz yok. Bankaların da böyle bir görevi yok” diye konuştu.

Yapıcı bir tutum var

Yıldırım, kredi musluklarının açılmasıyla ilgili bir problem tespit edilip edilmediğinin sorulmasına karşılık, şunları söyledi: “Bir işin sürdürülebilir olması lazım. ‘Dövizde dalgalanma oldu’ derseniz anlarım. Bankalar, belki yeniden değerlendirme yaparsa teminatlar yetersiz gibi gözükebilir. Bundan panikleyip, kredileri geri çağırırlarsa bu yanlış. Biz bu konuda bankalara diyoruz ki, ‘Bu gelip geçici bir  durumdur, paniklemeyin. Gerekirse burada biz size destek de verebiliriz.”

Şu anda herkeste yapıcı bir tutum bulunduğunu dile getiren Yıldırım,  işletmelerin yaşatılmasının esas olduğunu vurguladı. Yıldırım, şöyle devam etti:

“Zor durumda ben de tepesine bineyim. O adamın yok olmasıyla ne kazanacaksın? Batık kredi tarafına attım, varlık fonuna devrettim... Ne yapıyor, öz kaynakları azalıyor. O yüzden burada zorluklarımız var ama bir şey getiriyoruz, o biraz rahatlatacak. Eskiden beri uygulanan zimmet konusundaki katı tutumu biraz esnetiyoruz. Bunun kararını aldık ve bugünlerde o düzenleme de devreye girecek.

Riskleri hesap edin

Bugün bir kredi verdi, adam yarın emekli oldu. 20 sene sonra  çağırıyor, ‘Sen filanca adama kredi vermiştin, o sonradan battı, banka bu kadar zarara uğradı. Şunun hesabını ver.’ Böyle bir şey olmaz. Sen bugünkü şartlara  bakarak kredi veriyorsun. Bugün iyiydi, yarın kötü olabilir. 5 sene sonra durumunun bozulacağını nereden bilsin? Bu da tabii karar vericileri biraz zorluyor. Aşırı tedbirli olmaya sevk ediyor. Bu bir sıkıntı, bunu çözüyoruz, ama  ipin ucunu bırakmak da yanlış. Yani talimatla, ‘şuna şunu ver, buna bunu ver’  denirse bunun sonu yok, bu batak. Biz diyoruz ki durumuna bakın, inceleyin,  müspet düşünün, ama risklerinizi de hesap edin. Burada prensip şudur; emniyet,  kabul edilebilir risk seviyesidir. Herkes için farklıdır. Risk alma kapasitesi herkesin değişebilir. Kimi 180’le gider ama riskli bulmaz, kimi 130’u üst limiti olarak belirler. Referans bilgileri öngörülebilirlik için konuyor.”

Büyümemiz tüketime dayanmamalı

Toplantı sürerken Merkez Bankası’nın kararı açıklandı. Politika faizi sabit tutulmuş ancak üst koridorda 75 baz puanlık bir artırım yapılmıştı. Anlaşılması biraz zaman alacak bir değişiklikti. Başbakan Yıldırım, sıcağı sıcağına Merkez Bankası’nın faiz kararına ilişkin “Merkez Bankası işini yapıyor, biz de işimizi yapıyoruz. Merkez Bankası’nın elindeki araçlar bellidir. Onun yapacağı şeyler bellidir, bu konuda tamamen bağımsızdır. Merkez Bankası düşünür, taşınır hesabını kitabını yapar, reel faiz, politika faizi artısı eksisi ne, bunları göz önüne alır, karar verir. Bu kararı da kamuoyuyla paylaşır. Bizim yaptığımız üretim, istihdam ve ihracat. Biz reel ekonomiye yoğunlaştık. Bizim büyüme gibi bir problemimiz var. Merkez Bankası’nın da enflasyon gibi hedefi var. İkisinin  birbiriyle uyumlu gitmesini sağlamamız lazım” diye konuştu.

Büyümeden büyümeye fark olduğuna dikkati çeken Yıldırım, ülkede sağlanacak büyümenin “kaliteli” olması gerektiğine işaret etti. Yıldırım, büyümenin sadece tüketime dayalı olmaması gerektiğini vurgulayarak, programlarını tüm bu faktörleri gözeterek yaptıklarını söyledi.

Binali Yıldırım faizdeki artışın konjonktürel olduğunu da savunarak yaz aylarından itibaren Türkiye’de işlerin süratla yoluna gireceğini ve herşeyin daha güzel olacağını da söyledi.

Kurun seviyesi değil stabil olması önemli

ABD’NİN ülke dışındaki sermayeyi içeriye çekmek için harekete geçmesi ve faizleri de artırma yönündeki eğiliminin gelişmekte olan ülkelerde dalgalanmaya neden olduğunu belirten Başbakan Binali Yıldırım, “Türkiye de bundan nasibini aldı. Ülkede ve civarında yaşananlar nedeniyle biz biraz daha ayrıştık. 15 Temmuz’u, 3 koldan terörle mücadeleyi buna dahil edebiliriz. Irak ve Suriye’de yaşananların ülkemize olumsuz etkileri, AB ile aramızdaki yanlış anlaşılmalar. Tüm bunları  dahil ettiğimizde benzer ülkelerde yüzde 5-6 sapma olduysa bizde yüzde 8-9 belki de yüzde 10 oldu. Bunlar gelip geçici. Türk ekonomisinin parametrelerine  baktığımız zaman, hangisine bakarsanız bakın, benzer ülkelerden iyi konumdayız. Türkiye normal şartlarda bütün bu olanları hak eden bir ülke değil ama bir algı  problemi var” diye konuştu. Yıldırım, kurun seviyesinden daha çok stabil ve dolayısıyla öngörülebilir olmasını önemsediklerini de sözlerine ekledi.