Gazetevatan.com » Yazarlar » Eastmed hattı ve 12 mil sorunu -1-

Eastmed hattı ve 12 mil sorunu -1-


“Düşünmeden konuşmanın cezası, sonradan düşünmeye mahkum olmaktır.”
 
Latin atasözü
 
Yunanistan eski Dışişleri Bakanı Nikos Koçyas ve hemen ardından Dışişleri Bakanlığı görevini de üstlenen Başbakan Aleksis Çipras’ın, Ege’de Yunan karasularını kademeli olarak 12 mile çıkarabileceklerine ilişkin söylemleri ile Dışişleri Bakanlığımızın gösterdiği sert tepki yeni bir gündem maddesi olarak basına yansımış bulunuyor.
 
Yunanistan’ın Ankara Büyükelçisi Mavroidis’e, Dışişleri Bakanlığına çağırılarak TBMM’nin 8 Haziran 1995’te kabul ettiği ve Yunanistan’ın Ege’de karasularını 6 milin ötesine çıkarmasının “savaş sebebi-casus belli” sayılacağı kararının geçerliliğini koruduğunun anımsatılması üzerine Başbakan Çipras konuyu parlamentoya havale ederek geri adım atmış gibi olsa da Yunanistan bu emelinden vazgeçmeyerek uygun zaman ve koşulları beklemeyi sürdürecek görünmektedir.
 
Nitekim her ne kadar, atılmak zorunda kalınan geri adımı kamufle etmek amacı ile söylenmiş olsa da Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Genimates’in; “Karasularını genişletme kararı Yunanistan’a aittir. Bunu ne zaman ve nasıl yapacağına da Yunanistan karar verir. Bu hak müzakere konusu değildir.” sözleri devlet hafızasında yine de not edilmiş olmalıdır.
 
1 Haziran 1995’de BM Deniz Hukuku Sözleşmesini imzaladığı ancak Ege Denizinin özelliği nedeniyle Türkiye’nin taraf olmadığı tarihten itibaren sözleşmedeki; “Bir ülkenin kara suları azami 12 mildir” ifadesine dayalı olarak hak iddiasında bulunan Yunanistan, donmuş ihtilaf niteliğindeki bu konuyu ısıtarak niçin yeniden gündeme taşımıştır?
 
Türkiye ile Yunanistan arasında; Kıt’a sahanlığı, Kıbrıs, FIR hattı, Ege’de aidiyeti belirsiz ada, adacık ve kayalıklar, karasuları, anlaşmalarla askersizleştirilmiş ve silahsızlandırılmış olması gereken Ege adalarının birer askeri üs haline dönüştürülmüş olması, Batı Trakya Türkleri, Türkiye’nin AB üyeliğine GKRY ile birlikte kategorik olarak karşı çıkışı, münhasır ekonomik bölgeler, deniz yetki alanlarının sınırları ile ilgili çözümlenmemiş pek çok sorun var ve bu konuda yıllardır iki ülke Dışişleri Bakanlıkları arasında “istikşafi görüşmeler” yapılırken Yunanistan sonradan geri adım atmış görünse de zamansız ve gereksiz gibi görünen bu hamleyi niçin yapmıştır?
 
Türkiye’nin başkaca sorunlarla meşgul olduğu, enerjisinin başka noktalara odaklandığı hemen her dönemde Yunanistan’ın aramızda çözüm bekleyen sorunlarla ilgili tek taraflı hamlelerine çoktandır alışmış olsak da bu defa akla gelen Atina’nın, Doğu Akdeniz’deki kazanımlarını pekiştirerek kalıcılaştırmak için Ege’yi gündeme getirerek dikkatleri dağıtmak istediğidir. 
 
Bu nedenle Doğu Akdeniz’de özellikle Kıbrıs çevresinde yoğunlaşan “doğal gaz yataklarının” işletilmesi, ihtilaflı münhasır ekonomik bölgelerde sismik araştırmalar yapılması, elde edilecek doğal gazın Avrupa’ya aktarımı konularında Mısır, İsrail, Lübnan ve GKRY ile Yunanistan’ın yaptığı anlaşmaların mercek altına alınması ve nasıl bir mesafe aldığının irdelenmesi gerekmektedir.
Yunanistan’ın, Türkiye’nin son dönemlerde Mısır ve İsrail ile yaşadığı gerginlikten yararlanıp Doğu Akdeniz’den başlayarak Ege adalarına uzanan Eastmed hattını yaşama geçirmesinin bir ön adımı ya da tepki ölçme girişimi olarak adlandırılması olası 12 mil konusunu ayrıntıları ile birlikte gelecek yazımızda değerlendirmek üzere..