Gazetevatan.com » Yazarlar » Hangi İran? -1-

Hangi İran? -1-

29 Mayıs 2018 Salı


“Değişiklikten başka hiçbir şey devamlı değildir.”

Heraclitus

Trump’ın İran’a karşı tutumunu sertleştirdiği, Pompeo’nun, bir bölümünü bağımsız hiçbir ülkenin kabul edemeyeceği 12 maddelik talep listesini açıkladığı ve Tahran’a yönelik iki aşamalı yaptırımların yürürlük kazanacağı şu günlerde bu ülkeyi ne kadar tanıyoruz?

İran, Yahya Kemal Beyatlı’nın şiirlerine esin kaynağı olan Hafız-ı Şirazi ya da Şeyh Sadi’nin mi yoksa İmam Humeyni ve Ahmedi Necad’ın mı ülkesidir?

İran; Mevlana’ya Mesnevi’yi Farsça yazdıran, Divan Edebiyatını derinden etkileyen zengin ve köklü bir kültürün mü ülkesidir yoksa bağnaz, köktendinci bir topluma ev sahipliği mi yapmaktadır?

Kendinizi konumlandırdığınız yerden bakarak örnekleri çoğaltılabilecek bu uçlara bakarak İran’ı şeytanlaştırabilir ya da melekleştirebilirsiniz. Ancak bu, hemen her ülke ve toplum gibi “iyi ve kötüyü” harmanlayarak bir arada yaşayan İran’ı tanıma ve anlamaya yeterli değildir.

Cumhurbaşkanı Ruhani’yi; yalnızca sarık, cübbe ve sakalına bakarak değerlendirir, bu şekilsel görüntünün altında 12 yaşında dini eğitimine başlayan ve Huccet-ul İslam rütbesine sahip bir din adamı olmanın yanı sıra Tahran Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitiren, İngiltere’de Glasgow Caledonian Üniversitesinde doktora yapan, (doktora tezi: Şeriat’ın Esnekliği) İngilizce, Almanca, Fransızca, Rusça bilen, yirmiyi aşkın kitabın ve yüzlerce akademik makalenin yazarı olduğunu dikkate almazsanız muhatabınızın gerçek kimlik ve kişiliğine ulaşamazsınız.

Reformist olarak nitelenen Ruhani’nin; “İslam Devriminin Altın Çocuğu” ve “Şeyh Diplomat” olarak anıldığını, İran-Irak Savaşı sırasında Cumhurbaşkanı Rafsancani tarafından önce Hava Savunma Komutanı, sonrasında Silahlı Kuvvetler Başkomutanlığına atandığını ihmal eder, “pragmatist ve merkezci” yaklaşımını dikkate almazsanız müzakere masasında yanlış sandalyeye oturmuş olursunuz.

Ya da P5+1 Nükleer anlaşmasının İranlı mimarı Dışişleri Bakanı Cevad Zarif hakkında yakasız gömleği, sakalı ve Viyana’daki müzakerelerde namaz saati geldiğinde toplantıdan ayrılıp namazını eda ettikten sonra geri dönmesine bakarak bir hükme varırsanız, lise ve üniversiteyi Amerika’da bitirip, çift yüksek lisans ve doktorasını (tez konusu: Uluslararası Hukuk ve Siyasette Meşru Müdafaa) yine bu ülkede yapan muhatabınızı eksik değerlendirmiş olursunuz.

Orta doğuda “her taşın altındaki adam” olarak adını sıklıkla duyduğumuz General Kasım Süleymani’yi “Kudüs Gücü” komutanı olarak tanır ancak bu güç içinde yer alan İran dışındaki örtülü operasyonlardan sorumlu “Ansar-ül Mehdi”yi (Mehdi Ordusu/Askerleri) ve Süleymani’nin Rehber Hamaney’e bağlılık, biat ve sadakatini dışarıda bırakırsanız sahip olduğu gücün sınırlarını tam olarak göremezsiniz.

Ama en önemlisi, Şia’nin İran’ın yönetsel ve toplumsal yapısında başatlığı hakkında Trump, Pompeo ve Bolton’un yeterince fikir sahibi olmadığı belli yaklaşımlarına bakarsanız yeni bir Irak ve Suriye kaosunun ufuk hattına düşmekte olduğunu görebilirsiniz. Cuma günü devam etmek üzere...