Gazetevatan.com » Yazarlar » Rusya; Suriye’de kalıcı mı?...

Rusya; Suriye’de kalıcı mı?...

14 Kasım 2017 Salı


“Muktedir olan yapar, muktedir olmayan yol gösterir.”

İngiliz atasözü

Geçtiğimiz günlerde Tunus’ta “Rusya’nın Suriye’de Kalıcılığının” tartışıldığı çok uluslu bir toplantıya katıldım.

İki gün süren tartışmaların sonucu, SSCB döneminde Suriye ile 1955 yılında başlayan ilişki ve işbirliğinin, Gorbaçov döneminde yaşanan kısa süreli bir anlaşmazlık dönemi dışında kesintisiz ve güçlenerek sürdüğü, 2017’de imzalanan yeni anlaşmalarla Rusya’nın 2091 yılına kadar Suriye’de askeri varlığına bağlı olarak siyasi gücünü de garanti altına aldığı idi.

Bu bağlamda Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunması konusunda Trump ile Putin’in anlaşmaya vardığının açıklandığı bir süreçte Suriye-Rusya ilişkilerinin geleceğini öngörebilmek için iki ülke arasında yaklaşık 70 yıllık bir geçmişe dayalı işbirliğini irdelemek gerekmektedir.

İki ülke arasında 1955 yılında SSCB Dışişleri Bakanı Molotov döneminde imzalanan “Dostluk Anlaşması-Treaty of Amity” ile başlayan işbirliğini, 1972’de Hafız Esad’ın Moskova’da imzaladığı Suriye’nin savunma kapasitesini artırmayı amaçlayan “Barış ve Güvenlik Paktı-Peace and Security Pact” izlemiştir.

8 Kasım 1980’de ise günümüzde de yürürlüğünü sürdüren “Dostluk ve İşbirliği Anlaşması-Treaty of Friendship and Cooperation” imzalanarak RF’nin Suriye’deki varlığını gerekçelendiren, iki ülkenin kendilerine yönelik tehditleri etkisizleştirme bağlamında ortak davranarak barışı birlikte sağlamaları üzerinde anlaşmaya varılmıştır.

Nihayet 2017’de Rusya’nın Tartus ve Hmeymim’deki üslerini 49+25 yıl süre ile kullanmasını öngören anlaşma imzalanarak yürürlüğe girmiştir.

1980’de imzalanan anlaşma uyarınca 2011 yılına kadar 40.000’i aşkın Suriye’li asker ve sivil bürokrat Rusya’da eğitim almış olup bunların çok büyük bir bölümü halen Suriye ordusu ve yönetiminde üst düzey görevlerde bulunmayı sürdürmektedirler. Öyle ki örneğin 2011 yılında Baas Partisi Genel İdare Kurulu üyelerinin yarısı Rusça konuşmaktaydı.

Rusya, çok uzun yıllardır kullandığı Tartus Deniz üssünü son dönemde modernize ederek nükleer güce sahip olanlar da dahil olmak üzere 11 savaş gemisinin aynı anda üslenmesine uygun hale getirmiş, Hmeymim Hava üssünü ise ağır nakliye ve denizaltı avcı uçaklarını da kapsayan her tür savaş uçağının operatif faaliyetlerine açmış, Şayrat hava üssünü de modernize etmeye başlamış ve bu üslerin korunması için S-400 hava savunma sistemleri konuşlandırmıştır.

Askeri analistler Tartus’un ABD’nin İspanya’daki deniz üssüne, Hmeymim’in ise İncirlik’e alternatif olarak geliştirildiğine işaret ederek, Rusya’nın askeri varlık ve amacının yalnızca Suriye ile sınırlı olmadığına dikkat çekmektedirler. Tartus ve Hmeymim üsleri ile ilgili varılan anlaşmanın en dikkat çekici yönleri, bu üslerde görevli Rus personelin bir suça karışmaları halinde Suriye yasalarına tabi olmadıkları ve Rusya’nın üslerin herhangi bir hedefe yönelik operatif amaçlı kullanımında Suriye Devletinin iznini almak zorunda olmayışıdır.

Bu bilgiler ışığında tartışılması gereken Rusya’nın Suriye’de kalıcı olup olmadığı değil, kalıcılığını niçin, hangi amaç ve gelecek projeksiyonları doğrultusunda bu kadar güçlendirme gereğini duyduğu olmalıdır.  Çünkü görünen Suriye üzerinden Rusya ile zorunlu komşuluğumuzun 2100 yılına kadar süreceğidir.