Gazetevatan.com » Yazarlar » İkilem...

İkilem...


“Öldürücü olan geldiğini görmediğiniz yumruktur.”

IKBY’nin gerçekleştirdiği bağımsızlık referandumunun gölgesinde kalmış görünen Suriye’deki gelişmeler hız kazanarak ve nihai amaca ilişkin gizlilik perdesi kalkarak sürüyor.

26 Eylül’de yayınlanan “Biz bu filmi görmüştük” başlıklı yazımızda PYD’nin birincisi 22 Eylül’de gerçekleştirilen, diğerleri 9 Kasım 2017 ve 19 Ocak 2018’de gündeme gelecek üç aşamalı seçim planından söz etmiştik.

PYD’nin “Özgür Rojava’dan Federal Demokratik Suriye’ye Doğru” başlıklı 7’nci Kongresinde alınan kararlar doğrultusunda Şahoz Hasan ve Hevi Mustafa’nın Eş Başkanlıklara seçilmesinden hemen sonra Salih Müslim’in yaptığı açıklama yakın gelecekte yaşanacakların işaret fişeği kimliğinde.

Salih Müslim açıklamasında; IKBY’de gerçekleşen referanduma güçlü bir destek vererek “Güney halkımızın sergilediği iradeye saygı duyulması” gerektiğini söylemiş ve KDP ile aralarındaki ihtilafları “teferruata dair” olarak nitelemişti.

Müslim’in, IKBY bölgesinde yaşayan Kürtleri “güney halkımız” olarak nitelemesi, Barzani’nin öteden beri seslendirdiği dört ayrı ülkeye bölünmüş Kürtleri çatısı altında toplayacak ‘Büyük Kürdistan’ ideal ve hayaline açık bir gönderme olmanın ötesinde bir tür işbirliği önerisi niteliğinde.

Bu gönderme ve öneri Suriye Dışişleri Bakanı ve Baas’ın güçlü aktörü Velid Muallim’in, 26 Eylül’de Russia Today gazetesine yaptığı ve “Suriye’li Kürtlerin özerklik taleplerinin IŞİD’le mücadelenin sonlanmasını takiben tartışılabileceğini” söylediği açıklama ile birlikte okunduğunda Suriye’de pişirilen aşın kokuları rahatsız edici bir düzeye yükselmiş bulunuyor.

ABD, kara gücü olarak kullandığı YPG aracılığı ile Irak-Suriye sınırı ve Deyr ez Zor bölgesinde yoğunlaşan petrol bölgelerini denetim altına almak isterken Rusya,İran ve Suriye, Pentagon’un taktiklerini etkisiz kılmak için karşı ataklarına hız kazandırmış ve alanda göreli bir üstünlük elde etmiş görünüyor.

Bu güç mücadelesi ve nüfuz alanlarının tahkimi savaşımında, her iki tarafın yanına çekmek istediği PYD ise önünde açılan alanı, Barzani’nin sıkışmışlığından da yararlanarak Suriye’de Federal bir yapının gerçekleşmesi için zorlamaya başlamış bulunuyor.

Suriye’de, ABD ve örtülü de olsa Rusya’nın koruması altına giren ve Türkiye’nin askeri müdahalesine karşı bir tür dokunulmazlık elde etmiş görünen PYD/YPG’nin gelecekteki hamleleri ile Barzani’ye uzattığı dostluk çiçeği önümüzdeki süreci çok kritik, radikal karar ve uygulamalara uzanan bir kulvara yöneltmiş görünüyor.

Türkiye için alarm zillerinin daha yüksek sesle çaldığı yer bugünlerde Irak’ın kuzeyinden çok Suriye’nin kuzeyi olmalı...

Çünkü, La Fontaine’nin sözü ile “zamanında davranmadıktan sonra koşmanın bir faydası yoktur.”