Gazetevatan.com » Yazarlar » Kırılma mı?..

Kırılma mı?..

16 Mayıs 2017 Salı


“Her zaman yaptığınızı yapmaya devam ederseniz, her zaman aldığınızı almaya devam edersiniz.”

Anonim.

Bu satırları kaleme aldığımız sırada Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceğini belirleyecek Erdoğan-Trump görüşmesi henüz başlamamıştı.

PYD’nin PKK, YPG’nin ise HPG’nin Suriye izdüşümü olduğuna ilişkin tüm bilgi ve kanıtlara sahip olmasına karşın Trump’ı etkisi altına almış görünen Pentagon’un, Türkiye’nin kaybı ile sonuçlanabilecek ısrarının yanlış da olsa kendileri açısından geçerli ve inandırıcı nedenleri olmalı.

Bu nedenlerin salt CENTCOM’un ÖSO unsurlarına güvensizlik, etkin bir komuta kontrol sistemi ve bağlı olarak operasyonel yetersizliğinden kaynaklandığının kapalı kapılar arkasında ileri sürülmesi yaşanan sorunu açıklamaya yetmemektedir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın YPG’nin ağır silahlarla donatılmasını öngören ve Irak üzerinden gecikmeden uygulamaya konulan Başkanlık kararı sonrası yaptığı soğukkanlı yapıcı söylem, uyarı ve eleştirilerine karşın ABD’nin tansiyonu düşürücü ancak sonucu değiştirmeyen açıklamaları yaşananlarla ilgili kritik bir soruyu akla getirmektedir.

Sözcüklerin arkasına saklanarak zaman yitirme döneminin sonlandığını bilerek açıkça soralım. Rakka’yı IŞİD’den arındırmak için YPG’nin seçilmiş olması ABD için taktik düzeyde bir hamle midir, yoksa Suriye ile birlikte Irak, Türkiye ve İran’ı da içine alan bütünlüklü bir stratejinin ufuk hattına düşen yansıması mı?

Türkiye-ABD ilişkilerinin her iki halde de bir kırılma yaşayacağını, ancak nihai amaç geçmişte ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın seslendirdiği gibi Ortadoğu’da sınırları değiştirerek yeni devletlere yol vermekse bu takdirde Süleymaniye (çuval) olayından günümüze negatif enerji yüklenen ve giderek hassaslaşan faydaki kırılmanın Richter ölçeğine göre yıkıcı şiddette olacağını kayda geçirelim.

Türkiye gelinen noktada “milli güvenlik ve beka sorunu” olarak tanımladığı bu kirli oyunda şimdilik saha kenarına alınmış gibi görülebilir. Ne var ki bu oyunu kurgulayanlar, oyun dışına ittiklerini sandıkları Türkiye’nin karşı oyun imkân ve kabiliyetinin sonlandığı yanılgısına düşmemelidirler.

Çünkü “Keskin bıçak olmak için çok çekiç yemek gerekir.” Türk atasözü sanki bu günler için söylenmiş gibidir.