Gazetevatan.com » Yazarlar » Spiral sarmal...

Spiral sarmal...

25 Nisan 2017 Salı


“Siyaset bilimciler güvenlik ikilemlerinden söz etmeye bayılır; Bir devletin kendisini daha güvenli hale getirmek üzere hareket ettiği, ama bunu yaparken diğer bir veya birden fazla devletin güvenliğini tehlikeye attığı ve bunun karşılığında onların da ilk devletin güvenliğini tehlikeye atan önlemlerle hasarı onarmaya çalıştığı durumlar...”

John Lewis Gaddis

Gaddis, Türkiye’de ‘Soğuk Savaş’ adıyla yayımlanan (YKY-2007) kitabında yukarıda verdiğimiz saptamasıyla Suriye özelinde Türk-ABD ilişkilerini yıllar öncesinden tanımlamış görünmektedir. Washington, Suriye’de kendi konumunu konsolide etmek, bu ülkeye ilişkin gelecek planlamalarını öznel çıkarları doğrultusunda gerçekleştirmek için Türkiye’nin güvenliğini tehlikeye atarken doğaldır ki Türkiye de karşı önlemler ve reflekslerle aldığı hasarları onarmaya, alması olası hasarları da engellemeye çalışmaktadır.

Bir şekilde sonlanmaması halinde bu spiral sarmal ne yazık ki iki ülke arasında ilişkileri germeyi ve zehirlemeyi sürdürmektedir. ABD’nin bölgesel ve küresel hedefleri açısından stratejik önem derecesine sahip olmayan Suriye’nin, çok geniş bir yelpazeye yayılan Türkiye-ABD ilişkilerine hasar vermeyi sürdürüp sürdürmeyeceği ise Ankara’dan çok Washington’un tercihlerine göre şekillenecek görünmektedir.

Çünkü PYD’nin, Suriye’de Türkiye sınırına bitişik bölgelerde oluşturduğu, birleşmesi Fırat Kalkanı ile kuzeyden kesilen koridorun kalıcı hale gelmesi ve bu defa Afrin-Menbiç üzerinden tamamlanması Türkiye açısından ‘beka önem derecesinde’ algılanmakla kalmamakta, en yetkili ağızlarca açıkça seslendirilmektedir.

Ülkelerin ulusal çıkarlarını korumak için başvurdukları siyaset araçlarına ilişkin ABD kaynaklı matrislerde (Aşırı Taahhüde Girmiş Amerika-Harp Akademileri Komutanlığı Yayını) konu vatan savunmasına geldiğinde, menfaat yoğunluğu ‘beka’ önem derecesine yükselmekte ve başvurulacak siyaset vasıtaları askeri güç kullanımı hatta topyekun savaşa kadar uzanmaktadır.

Pentagon’un ürettiği doktrinler arasında yer alan yaptırımların, varlığına yönelik bir tehdit ve tehlike karşısında başka ülkeler tarafından da kullanılmasının önünde bir engel bulunmaması gerektiğini en yakından ve en iyi bilecek olanlar bu öğretilerin sahipleri olsa gerektir.

Türkiye’nin Suriye konusunda ABD ile ayrışan politika ve uygulamalarını, Washington’un iki ülke ilişkilerinin geleceği açısından bir de bu pencereden görerek değerlendirmesi beklenen Erdoğan-Trump görüşmesi öncesi kaçınılmaz bir konuma yükselmiş görünmektedir.