Gazetevatan.com » Yazarlar » Trump’ın altın vuruşu...

Trump’ın altın vuruşu...


“İster kabul edin ister etmeyin, güç hala insanoğlunun siyasi meselelerinin çözümünde en büyük etkendir.”

W.B.Bonvillian

70’li yıllarda IRA, Londra’da genellikle can kaybıyla sonuçlanmayan bombalı eylemler gerçekleştiriyordu. Can kaybı yaşanmaması eylemlerin başarısızlığından değil IRA’in seçilen yer ile bombanın patlayacağı saati sivil halkın tahliyesine imkan verecek bir zaman aralığında Scotland Yard’a bildirmesinden kaynaklanmaktaydı. Hatta asılsız ihbarların olası sakıncalarını önlemek için IRA ve Scotland Yard arasında özel bir parola da kullanılmaktaydı.

ABD’nin Suriye, Han Şeyhun’da gerçekleşen ve faturanın Esad rejimine kesildiği kimyasal saldırıdan 72 saat sonra hızlı bir refleksle bu saldırıyı gerçekleştiren uçakların kalktığı açıklanan El Şayrat hava üssünü vurması her nedense bize 70’li yıllar Londra örneğini anımsattı.

Doğu Akdeniz’de seyir halindeki ABD savaş gemilerinden Suriye’ye atılan Tomahawk füzelerinin anımsattığı bir başka konu daha var. 8 Haziran 2015’de, Putin’in 63’ncü yaş gününde Rus Hazar Filosuna bağlı dört savaş gemisinden Suriye’de IŞİD hedeflerine atılan 11 Kalibur güdümlü füzesi. Tomahawk’ların Rus eşiti olan Kalibur’ların bir kısmının hedeflerine ulaşmadığı hatta bazılarının İran’a düştüğü o günlerde basında yer almıştı. Tıpkı Rus Savunma Bakanlığının belki de o haberlere gecikmiş bir cevap olarak ABD’nin attığı 59 füzeden ancak 26’sının hedefine ulaştığını açıklamış olmasının basına yansıdığı gibi...

Füze saldırısının önceden Rusya’ya bildirilmiş olması, Suriye’nin büyük bir olasılıkla Rusya üzerinden bilgilendirilmesi, mesaj ağırlıklı sınırlı bir harekatın çerçevesi dışına çıkarak Rusya ve ABD’yi askeri anlamda karşı karşıya getirmeme amacına yönelik olsa da önümüzdeki süreç, reel politikanın gereklerine uygun bir şekilde yönetilemediğinde Washington, Moskova, Şam ve Tahran’da ciddi bazı sıkıntılara aday görünüyor.

Nitekim Rusya’nın, füze saldırısını radarlarının tespit etmesine rağmen hava savunma sistemini aktive etmemesinin ardından ABD ile Suriye hava sahasında yürürlükteki bilgilendirmeyi iptal ettiğini ve İran’ın da karşılık verileceğini açıklamış oluşu gerektiğinde benzer operasyonların bu kadar kolay olmayacağının bir göstergesi kimliğindedir.

İKİ SOMUT SONUÇ

48 saat sonra yeniden kullanıma alındığı Suriye ordusunca açıklanan El Şayrad üssüne gerçekleştirilen füze saldırısı, rejimin muhaliflere yönelik askeri gücünde bir azalmaya neden olacak gibi görünmese de ABD’nin bir aktör olarak bu defa doğrudan rejime karşı Suriye sahasına inmiş olmasının iki görünür sonucundan söz edilmesi gerekiyor. Bunlardan birincisi rejimin kimyasal saldırı defterinin kapanmış olması. İkincisi ise bir hafta öncesinde ABD’nin kabul ettiği Esad’ın varlığının, Kremlin sözcüsünün Rusya’nın desteğinin koşulsuz olmadığı ve G 7 zirvesi sonrası Esad’sız Suriye açıklamalarıyla pazarlıklara açık hale gelmesi...

 Bu iki sonuca, Trump’ın iç politikadaki sıkışmışlığını gidermek ve kırmızı çizgilerinin aşılması halinde güç kullanmaktan çekinmeyeceğini kanıtlamak için onay verdiği harekat sonrası Pentagon’un Beyaz Saray üzerindeki etkisinin daha da arttığını eklemek gerekiyor.

Bu etkinin Türkiye’ye ne gibi bir yansıması olabilir diye sorulursa, Pentagon generallerinin PYD/YPG konusunda dozu giderek artan övgü dolu açıklamaları ile Rakka harekatında her ne kadar nihai kararın verilmediği söylense de seçtikleri müttefikin kim olduğuna bakmak yeterli olacaktır.

Ne yazık ki güç, siyasi hatta insani sorunların diplomasi yolu ile çözümlenmesinin önünde bir engel ve tercih nedeni olmayı sürdürecek görünüyor...