Gazetevatan.com » Yazarlar » Değişmeyi unutuyor muyuz?

Değişmeyi unutuyor muyuz?

14 Ağustos 2016 Pazar


 
2004 yazı... Mor ve Ötesi’nin kariyeri anlamında kırılma noktası olan ‘Dünya Yalan Söylüyor’ albümü raflardaki yerini almış, herbir şarkı almış başını yürümüş... İş hayatımın da ilk günleri o döneme denk gelir. Yönetmen Murad Küçük’ün yanında asistan olarak çalışmaktayım. Bayılarak dinlediğim Mor ve Ötesi’nin ‘Sevda Çiçeği’ klibi çekilecek ve ben de o klipte prodüksiyon asistanlığı yapacağım. İlk paramı da hatta bu klip sayesinde kazanacağım. Anlarınıza, gelecek-geçmiş hayallerinize nüfuz etmiş şarkıları yazanlarla çalışmanın lüksünü yaşıyorum. Ardından üniversite döneminde izlenilen konserler ve grubun külliyatına, yükselip-alçalmasına şahit olmak...
 
Grup, bu sene 20’nci yılını kutluyor ve bu vesileyle ‘Anlatamıyorum’ şarkısını hayranları ile buluşturdu. Lisede bir araya gelmiş ve o günden beri kopmadan müzik yapan bu dört adam da evrildi ve ister istemez bu müziklerine yansıdı. Geçmişinde bolca Mor ve Ötesi dinlemiş biri olarak, beş yıl kadar uzun bir süre sonra grubu canlı dinlemek için geçtiğimiz hafta Dorock XL’ın yolunu tuttum. Bu sayede Kadıköy’ün son dönemde yükselişte olan mekanını da ilk kez deneyimlemiş oldum. Buyrunuz, konserden anekdotlarım...
 
- Yirminci kez izlediğim bir grup olsa bile hala daha konserlere heyecanla giden müzikseverlerdenim. Bu konsere yaklaşımım da böyle oldu. Şöyle bir durum var; boyunuz kısaysa ve en arkadaysanız Dorock XL’da kesinlikle sahneyi görmüyorsunuz. Konserin yarısı da sahneyi görmeyerek geçti.
 
- Beş yıl önce gittiğim Mor ve Ötesi konseri ve geçen hafta gittiğim konser arasında hiçbir fark yoktu. Uzun zamandır bu köşeye de taşıdığım, özellikle köklü rock gruplarının sahnede hiçbir yeniliğe imza atmaması hadisesi bu konserde de yaşandı. Yıllar yıllar önce Yedikule Zindanları’nda konser verildiği zamanlarda bu grup daha yenilikçiydi ve genç hayranlarına ilham verebiliyordu. Şimdilerde bunun pek mümkün olduğunu düşünmüyorum.
 
- Arcade Fire’dan vokalisti Win Butler’in bir röportajında şöyle der: “Bir şarkı ya da albüm çıkarmadan önce mutlaka tüm grupla haftada 36 saat çalışmaya özen gösteririm.” Bu coğrafyada dağılmadan, 20 yıldır bir arada kalabilmeyi başaran ve yeni şarkılar üretebilen müzik grubu olmak büyük başarı ama grubun haftada 20 saat bir araya gelip “20’nci yıl sebebi ile konserlerde neler yapabiliriz?” tasarrufuna girdiğini hiç sanmıyorum. Konserden bir saat önce beraber yemek yiyorlar mı acaba?
 
- Konserin tek güzel kısmı; eskiden CD’lerinin sonuna sakladıkları gizli şarkılar olurdu. Son şarkıyı atlamadan geçersen 3 dakika sonra sürpriz bir enstrümantal şarkı ile karşılaşabilirdin. Bu konserde de böyle bir sürpriz yaptılar bize. Benim için konserin tek güzel anıydı.
 
Bir grup 20’inci yılını kutladığını açıkladıysa eğer, o yıl içerisinde çaldığı bütün konserleri bir konsepte oturtması gerek. Dünyada birçok müzisyen bu tarz dönemlerde ya bir albümü baz alıp turneye çıkar ya da o kapsamda konserler verir. Eminim Mor ve Ötesi bunu benden daha iyi biliyordur. Çok uzağa gitmeyelim Selami Şahin bile bu yıl 50’inci sanat yılını kutlarken neredeyse her konserine farklı bir doku yarattı.
 
- Bir sonuca gelirsek eğer Mor ve Ötesi’ni benim gibi en son beş yıl önce izlediyseniz, konserlerinin hiç değişmediğini ve bir şey kaçırmadığınızını söylemem lazım. Grup, kendi içlerindeki bağı güçlendirip, artık farklı bir şeyler denemeli. Farklıyı geçtim, geçmişteki kadar cesur olsa yeter. Kariyerlerinin olgunluk döneminde bu kadar sıradan işler yapmak sizin de canınızı sıkmıyor mu?