Gazetevatan.com » Yazarlar » Barselona’dan İstanbul’a ön hazırlık

Barselona’dan İstanbul’a ön hazırlık

08 Haziran 2016 Çarşamba


 
Geçtiğimiz Perşembe Barselona’da dünyanın en önemli festivallerinden biri olan Primavera Sound’un yolunu tuttuk. Bugün ve Cumartesi günü Zorlu PSM’de sizi şaşırtmayı bekleyen PJ Harvey ve Sigur Ros’dan da havadislerimiz var.
 
 
Müziğin iyileştirici gücü olduğunu söyleyerek yola koyulduk. Barselona’da gerçekleşen Primavera Sound, bunu layıkıyla başarabilen festivallerden. Malumunuz festivale hasret kalmış bünyelerimize ilaç niyetine bir dört gün geçirttiğinin şimdiden altını çizmem lazım. Festival kapsamında 42 grubu izlemeyi planlıyordum. Tahminimce 16 isme tam isabet yapabildim. Festival anekdotlarına buyrunuz...
 
- Perşembe günün mahsulu benim için Peaches, Air, Explosions In The Sky, Tame Impala, LCD Soundsystem ve Battles... Tame Impala’nın bir ara fişi çekiliyor ama çalmaya devam ediyorlar. Biraz şımarık bir grup olma yolundalar. Söylentilere göre sahnede playback yapmışlar. Kulaklarım bu konuda keskin değil çünkü Primavera’da konserleri arkadan izliyorsanız eğer ses minimumlarda geliyor. Favorilerim İngiliz kanını delilikleri ile sahnede yaşatan LCD Soundsystem ve Battles. 
 
 
Battles, notalarla sahneden ateş ediyor, haberiniz olsun. O kadar çok bağırıyorum ki sesim kısılıyor ilk günden.
 
-  Cuma günü ise program yoğun... Selda Bağcan, Radiohead, Last Shadow Puppets, Beach House, Tiger and Woods ve Animal Collective listemde. Radiohead ile başlamak istiyorum. Bu konser için katiyen objektif olamayacağım. Tahminimce Radiohead’i ilk defa izleyecek herkes için böyledir. Sanki Youtube’dan izliyordum sahneyi, öyle bir paralel evrenin içine sokuyor sizi. Thom Yorke, sesi ile size müziğin ne kadar güçlü ve tarifsiz bir dünya olduğunu kanıtlıyor. Keza grubun belkemiği olan Jonny Greenwood’un gitarlarının ahenki ile başınızın döndüğünün garantisini verebilirim. Günün sürprizi ise Paris konserinden sonra ilk defa Creep çalmaları. Kocaman insanların ağlamasına tanık olmak, o duyguyu beraber yaşamak bana tarifsiz geliyor. Gelelim Last Shadow Puppets’a Alex Turner sanki 70’lerde yaşıyor. Biraz Mick Jagger kaçmış içine biraz da ego... Neler yapmadı ki sahnede. Daha önce Arctic Monkeys konseri izlemiş biri olarak, Alex Turner’ın sesinin bozulduğunu ama sahnede tam bir şovmen olduğunu belirtmem lazım. Bu yıl turnedeler ne yapıp edip, denk gelin bu ikiliye derim. 
 
 
Müzik acılara en güzel merhem
 
- Festivalin son gününe gelelim... Günün menüsü Deerhunter, PJ Harvey, Sigur Ros, Beirut, Moderart, Roosevelt, Islam Chipsy&EEK, Ty Segall and The Muggers ve Coco. Bugün Zorlu PSM’nin ana sahnesinde PJ Harvey izleyecekler muazzam bir şova şahit olacaklar. Hatta ön grup Low’un da önemini unutmamak lazım. PJ Harvey’nin sakin bir performans sergileyeceğini düşünenlerdendim. Malumunuz son albümü folk müzik sularında geziniyor. Ama orkestrası ile sahnede tozu dumana katıyorlar. Hit şarkıları ardı ardına çalıyorlar ve sahnede PJ adeta Tanrıçalaşıyor. Sesi o kadar sade ki şarkı söylerken nasıl bir surat ifadesi var merakı ile de izleyici sahneye kitleniyor. Bando davulları ve üflemelerin ağır bastığı orkestra rock tarihinin bu güçlü kadınına, şahane eşlik ediyor. 
 
 
Sigur Ros’a gelirsek eğer bu Cumartesi Zorlu PSM’de karşımıza çıkacaklar. İzlanda’nın post rockçıları konserde Kuzey ışıkları gibi notaları üzerimize serpiştiriyorlar. İlk kez yeni şarkıları İlk kez yeni şarkıları Óveður’ı bizimle paylaşıyorlar. Türkiye sahnesine çıkacakları için bir müzik tutkunu olarak çok heyecanlıyım. Bu iki isim de festival değil de konser kapsamında sahne alacağı için bize daha geniş kapsamlı bir playlist sunacaklar. O yüzden beklentim iki kat fazla. Ülke adına günler sıkıntılı geçebilir ama müziğin merhem etkisinin olduğunu asla unutmayın.
 
Son günün çılgını ise hiç şüphesiz Ty Segall oldu... Stage diving yaparken seyirciler daha da bir eğlendi... Paramparça yaptılar sahneyi. Ben sabah 6 gibi gün aydınlanırken konserleri izlemeyi bıraktım. Tüm izleyiciler sahneye çıkmış DJ Coco’ya eşlik ediyordu. İnanılmaz bir manzaraydı. Tüm yorgunluğuma değdiğinin altını çizerim. 
 
 
Primavera’dan kısa notlar
 
- Festivalin iki ana sahnesinde de ses sorunu var. Konserleri biraz arkalardan izlediyseniz eğer ses anlamında tatmin olmanız imkansızdı. ‘Öne daha da öne gelin’ diyorlar. Bu ses sorunu geçen yıl Berlin’deki Lollapalooza’nın da başını fena yakmıştı.
 
- Bir ara konserler arası gidip gelirken, kaybolmadığım tek festivalin burası olduğuna emin oldum. Çok düzenli bir sahne dağılımı vardı. 
 
- Festivale, 16 yaşından küçükler ebeveyni ile bedava girebiliyor. Bu yaş ölçüsü enteresandı. 
 
- Ufak bir İstanbul kominitesi buluşmuştu. Selda Bağcan’da buna daha net şahit olduk. Festival eksiğimiz olduğunu bir kez daha anladım. Beirut’un gitaristi de sahneye Bağcan tişörtü ile çıktı. 
 
- Festivalin aşırı tarz bir izleyici kitlesi var. Alex Turner bildiği İspanyolca tüm kelimeleri söyledi. Bir izleyici de bu durumu alkışlarla karşılamadı. Bu arada Youtube’dan Alex Turner’ın bu performansını bir izleyin derim. Çok eğleneceksiniz. 
 
- Eğer Primavera’ya gideceksiniz ‘gündüz şehri gezerim, gece konsere giderim’ diye sakın düşünmeyin. Mesela Beach House konseri gece 02.00’da başladı. 
 
Yorgunluktan helak olursunuz sonra.