Gazetevatan.com » Yazarlar » Ürkütücü bir güzellikte

Ürkütücü bir güzellikte

15 Mayıs 2016 Pazar


 
Radiohead’in son albümü ‘A Moon Shaped Pool’un gitarları, arpajı, müzikal matematiği, elektronik ya da senfonik yanlarından öncellikle bahsedemeyeceğimi söylemek isterim. Sebebiyse bu albümün ruhuma, hayallerime ve düşüncelerime dokunmasını naçizane sizinle paylaşmak istemem. Her gün birbirinden farklı türlerde müziğe maruz kalıyorum. Her gün heyecan verici ya da vasat şarkılar dinliyorum. Günün sonunda kulaklığımı taktığımda en genci 2010 yılından kalma şarkıları açıyorum. ‘A Moon Shaped Pool’ albümü bendeki bu alışkanlığı tamamen yıktı. Son bir haftadır evden çıkarken kulağımda bu albüm. Kanıma yayılan hüzünlü bir huzur gibi her şarkı...
 
 
Albümün açılış şarkısı Burn The Witch, nefes nefese sürecek 53 dakikalık bir yola saptığınızın ilk sinyalini veriyor. ‘Ne kadar anlamsız yaşananlar’ düşüncesinin müzikal anlamda anlatımı var bu şarkıda. Ardından Thom Yorke, Daydreaming ile sizi aydınlanmaya davet ediyor. Klipleri şarkıların elbisesi olarak görürüm. Bu parçanın yaşattığı duygu yoğunluğunu elbisesi yani klibinde net bir şekilde görüyorsunuz. Decks Dark’da ise albüm çoktan kanınıza işlemiş oluyor. Desert Island Disk ise 2 dakikalık bir nefes almaya davet ediyor. Koca bir cümlenin bağlacı gibi bu şarkı...
 
Eski dost elimizden tutuyor
 
Ful Stop, bu şarkıyı o kadar çok dinledim ki... Thom Yorke ‘You really messed up everything’ derken, bende içimden bağırarak söylüyorum... Modern rock’ın hala ne olduğunu anlamadıysanız eğer bu şarkı size yol gösterecektik. Yorke’un soluksuz vokalleri mucizevi. Glass Eyes’dan sahile bir kapı açılıyor. Derin bir uykuya davet ediyor grup, ‘Hey, it’s me’ diyor. Korkmamanız için... Sanatçının ayrıldığı 23 yıllık eşi ile aşkının izlerine her cümlede şahitsiniz. Acı hiç bu kadar iyi anlatılmamıştı. Identikit de ise eski bir dosta rastlıyoruz sanki. Bildik bir Radiohead şarkısına... The Numbers’da ise Jonny Greenwood’un ve London Contemporary Orchestra’nın işbirlikleri en baskın şekilde hissediliyor. Present Tense, modern dünyanın kayıp ruhlarına yol gösterici gibi... Sözleri ve Yorke’un sesi rüzgar gibi yüzünüze vuruyor. Albüm aydınlığa çıkarmıyor ama o hüzünlü huzur bu şarkıda hissediliyor. 
 
‘Tinker Tailor Soldier Sailor Rich Man Poor Man Beggar Man Thief’ asla ismini ezberleyemeyeceğim ‘Radiohead’in o uzun isimli şarkısı’ diye aklımda kalacağına emin olduğum şarkı, grubun elektronik sound köklerine ait. Bana göre iki bölümden oluşan parça iki farklı ruh halini de yaşatıyor. Kapanış ise boğazınıza yumru gibi takılan True Love... O kadar derin bir şarkı ki içinde boğulmamak imkansız. Karamsar sözlere, umut dolu bir müzik eşlik ederken, uzun zamandır hiçbir şarkıda bu kadar üzülmediğimi hatırlıyorum.  
 
Thom Yorke’un bu albümde şarkı sözleri oldukça şeffaf, grup her zamanki gibi tek düze gitmeyen bir müziğe sahip ve her bir şarkı ürkütücü bir güzellikte. Hayatlarımızı tüketirken nasıl bir çıkmazın içine girdiğimizi Radiohead’den de işitiyoruz. Uzun zamandan sonra dinlediğim en gerçek şey ‘A Moon Shaped Pool’ olsa gerek...