Gazetevatan.com » Yazarlar » Teoman: Artık hayal kurmuyorum

Teoman: Artık hayal kurmuyorum

12 Kasım 2017 Pazar


Hepimizin bu hayatta ilham aldığı isimler olmuştur... Benim de ilhamlarımdan biri Teoman’ın şarkılarıydı, onlar dinlemekten sıkılmadığım şarkılardı. Teoman ile bir araya geldim ve eski şarkılarını yeniden seslendireceği albümünü konuştum.

Teoman, geçtiğimiz haftalarda Red Bull Canlı Sahne’nin konuğu oldu. Bu vesile ile Teoman ile bir araya gelme şansı yakalıyorum. Sahne arkasında elinde çayı ile konser anını beklerken, karşılıyor beni. Hayatımda ilk gittiğim konserin Teoman’a ait olduğunu hatırlıyorum tam karşısına otururken... Kaç acımızın avuntusu olmadı ki şarkıları. Hislerini, yaşadıklarını utanmadan ya da sakınmadan şarkı sözlerine aktardı. Kanımca müzik kariyeri boyunca tüm konserlerinin dolması, şarkılarının hala dinlemesinde de sebep buydu; gerçekçi olması ve kelimelerle çok iyi oynayabilmesi. Teoman, kuşkusuz günümüz Türkiye’sinin tek ‘rock star’ı... Bu kelime bir ceket gibi değil üstünde, iliklerine kadar işlemiş. O yüzden de sanki müziği ile hep bir kavga içerisinde. Daha iyisini yapma telaşından... Teoman yakın zamanda 26 şarkısını yeniden seslendireceği bir albüm çalışmasını bize sunacak. Özel bir arşiv çalışması olacağı için Teoman’ın bize bıraktığı izleri göreceğiz orada. Ne kadar o artık ‘üretemiyorum’ dese de... Teoman ile bu albüm sürecinde müziğin hayatındaki anlamını konuştum. Biraz karamsar ama bunun değişeceğinden, yeniden bize zamansız şarkılar sunacağından ise hiç şüphem yok...

Artık çok fazla üretim yapmak istemiyorum

Sizi nasıl konser izleyicisi heyecanlandırıyor?

Aslında benim keyfim yerindeyse konser de güzel oluyor. Gündelik hayatım konsere yansıyor. Seyirci ile ilgili problem hiç olmuyor. Başka bir şeye taktıysam eğer onun acısını müzikten, etraftakilerden çıkarabiliyorsunuz. Bir problem daha oluyor, havaya giremiyorsunuz. O zaman konser işkence gibi olabiliyor. Şu sıralar ilginç bir şey oldu sahnenin keyfini çıkarmaya karar verdim. Her şey daha iyiye gitmeye başladı.

Peki üretme kısmına dönersek…

Orası problemli işte.

Bütün bir sene yeni bir proje ya da şarkı üretmeden konserler verdiniz. Bu sizce ne kadar sürebilir?

Şöyle bir dert var, profesyonel gibi düşününce ben hit parça yaparım. Ama kendimi o tavrı çok yakıştırmıyorum. Şarkıları ittirerek yapınca da zevkini çıkaramıyorum. Eski yıllarda şarkıları ağzımın suyu akarak yaptığımdan şimdi zorla bir şeyler yapmak içimden gelmiyor. İki şarkım vardı çıkarabileceğim ama onları ortalığa atmak istemedim. Artık çok fazla üretim de yapmak istemiyorum. Bu işin prodüksiyon sürecini de zevkli hala getirmeye çalışıyorum. Aslında konular da artık azalıyor. Mesela üretim sürecinde “Bir aşk şarkısı yazmasam, yeterince yazdım” diye düşünüyorum. Kişiliğimi çok anlattım, kendi hayatıma bakınca çok da bir şey kalmadığını fark ediyorum.

Müzikle bağım koptu

Sizin külliyatınızdaki şarkıların neredeyse yüzde 90’ı çok kişisel…

Evet, öyle... Başka özendiğim şarkıcılar oluyor. Hemen hemen aynı konularda, başka başka güzel şarkılar yazıyorlar. Ama beni bu durum çok çekmiyor. Hayatımın belli dönemlerine değen yerlerden anılara dair şarkılar kolay çıkıyor. Ama oturup da “Ben bir şarkı yazıyım” dediğim zaman onu tam içselleştiremiyorum. Havaya giremiyorum bir türlü.

Bir motive eksikliğiniz mi var?

O kesin var zaten. Onu artık doğal da karşılamak lazım. Kendim için konuşmuyorum başkalarına da bakınca yeteneklerini kaybetmiyorlar ama isteksizliği gözlemliyorsun. Eskiden elimden gitar düşmezken, aklım sürekli bir şarkı yazma ile ilgiliyken, her tarafa notlar alırken, artık öyle birisi değilim artık.

Müzik ile bağınız koptu o zaman…

Müzikle bağım koptu ama sonradan düşününce bir sürü şeyle de kopmuş. Eskiden yaptığım bir sürü şeyi yapmıyor olduğumu fark ettim. Bana zevk veren edebiyat, sinema ile de ilgim koptu. Hala 40-50 sene önce yazılmış şeyleri okuyorum. Yine eskiden izlediğim şeyleri izliyorum. O anın sinemasını ya da edebiyatını takip etmiyorum. Müzik için de o geçerli. Çok hayal kurmuyorum. Konular bitiyor, eskisi kadar da hevesli, inançlı ve çalışkan değilim. Kendimi geçmişle karşılaştırdığım zaman çok daha tembel, inancını kışkırtmak zorunda kalan birisi görüyorum. 24 saat şarkı düşünen bir adamdan, aylar boyunca eline gitar almayan bir adama dönüştüm. İleride umarım bu değişir. Çünkü prodüksiyon sürecini çok seviyorum. Başarılı olmaya dair değil hayallerim. O eski meşgale duygumu, hobiymiş gibi büyük zevk aldığım prodüksiyon yapma isteğimi tekrardan edinmek hayalim.

Türkiye’de müziğin geleceği parlak değil

Türk müzik endüstrisini nasıl görüyorsunuz?

Dünyada müzik ile ilgili büyük bir kriz var ama Türkiye’de bu daha da büyük. Türk müzik endüstrisinin ekonomik durumu küçüldü. Arz çoğalıyor, talep azalıyor. Bir de dünya da değişti, böylelikle müziğin algılanması da değişti. Türkiye’de müziğin geleceğini çok parlak görmüyorum, daha kötüye gidecekmiş gibi geliyor. Eninde sonunda ortada hiç ekonomi olmayınca, üretim de küçülüyor. Müzik yapması gereken insanlar başka işlerin peşinde oluyor.

Tüm janrlara baktığımızda, bu sene hit parça da dinlemedik…

Uzun zamandır rock tarafında da hit bir şarkı neredeyse hiç duymadık.

Siz statü ya da kültür fark etmeden tüm kitlelere hitap edebildiniz. Yeni nesil rock müzisyenler daha kısıtlı bir çevreye hitap ediyor. Buradaki hata sizce ne oluyor?

Burada bir hata yok. Onların doğası gereği böyle. Alternatif müzik yapanların yerlerini zamanla göreceğiz. Çünkü tam onları analiz edebilecek bir noktada değilim. Kendi zamanlarının müziklerini yapıyorlar. Alternatif tarafta öne çıkan isimler var ama oradan gerçek anlamda müzisyenliği profesyonel bir meslek olarak sürdürebilecek çok az insan kalacak. Ana akım rock yapanlar için de bu geçerli.

Ama yerli rock müzik konserleri çok iyi gidiyor bu aralar...

Uzun yıllardan sonra en yüksek konser adeti ve en yüksek izleyici ile karşılaştık. Bir sürü grup festivallerde çaldı ama o müzisyenlerin hayatlarını sanatla idame ettirebilecekleri gerçekçi bir sektöre dönüşecek miyiz göreceğiz. Ama şu an değil.

Son 30 yıldır aynı kişiyim

Sizi hayata karşı ne motive ediyor?

Her sabah hayatı kendime tekrardan tanımlamam gerekiyor. “Ben ne yapacağım” sürekli aklımda… Aklımda dönen ve gün içinde devamlı aklıma gelen düşünceler var. Bunlar hemen hemen her gün tekrarlanıyor. Genellikle geleceğe dair kaygılar. Ama bu hem dünyanın gidişatı ile ilgili, hem kişisel dertlerimle, hem de Türkiye’ye özgü şeylerle ilgili… Bunlar üst üste biniyor. Gelecekle ilgili kaygılar sadece bana özgü değil, başkaları ile de… Gelecekle ilgili kaygılar olunca da plan yapamıyorsunuz ve her günü kendi başına irdelemeniz gerekiyor. “Eve gelirim sonra kitabımı okurum” diyorsun. Bu kadarcık planlar yapabiliyorum.

Ama sizin hala sahneye çıkıyor olmanız, nerdeyse birçok yere gidip eğleniyor olmanız… O kadar da koy vermemiş gibisiniz.

Benim dertlerim gün içinde yapacak bir şey bulamamak ve motivasyonla ilgili. Yoksa müzikal anlamda da pozisyonumu koruyorum, kişisel hayatımda da hemen hemen aynı şekilde yaşıyorum. Son 30 yıldır aynı kişiyim. Oralardan yana dert yok. Ama motivasyon ve geleceğe dair hedeflerle ilgili oluyor dertlerim. Pek bir şeye heveslenemiyorum açıkçası.

Artık bireysel de düşünemiyorsunuzdur. Bir kız çocuğunuz olduğu için…

Baba olmak insanı kişisel olarak değiştiriyor. En çok eski tek tabanca ve ‘ben her şeyi hallederim’ hissiniz ortadan kalkıyor. Biraz ödlekleşiyorsunuz, korkaklaşıyorsunuz, eskiden pimpiriklenmediğimiz dertler hayata, Türkiye’ye, dünyaya, ekonomiye dair her şeyi hesaba katmanız gerekiyor. Bir de birine göz kulak olmak zorundasınız. Eskiden kendime dair koy vermiş olduğum şeyleri, artık yapamam.

Narcos ve Game of Thrones izliyorum

Online yabancı diziler izliyor musunuz?

Haftada bir iki gün bir arkadaşıma gidiyorum, onunla diziler buluyoruz. Ama kendi evimde dizi izlemiyorum. Bir sürü sinema klasiği var bende, onları izlediğim zaman mutlu oluyorum. En son yeniden Charlie Chaplin’in Modern Zamanları’nı ve Fellini’nin 8 Buçuk filmlerine baktım. Ama Narcos ve Game of Thrones’u izledim bak.

Dinleyiciye bırakmak istediğiniz iz nedir?

Ben de bir süredir ona takmış durumdayım. Bir takım üretimler yapıyorum, eski şarkıların tekrardan kaydedilmesi gibi… Artık beni motive eden şey, yaptığım şarkıları derli toplu geleceğe nasıl bırakırım fikri. İnsanlar beni kişi olarak sevsinler isterim, onlar çünkü sizi sosyal figür olarak da kalplerine koyuyorlar. Sadece şarkıcı ya da sanatçı değilsiniz. Onlar sizi yakınında hissediyor. Özellikle genç dinleyici şarkılarım ile büyüyor. Uzaktan bir akraba, bir tanıdıkları gibi görüyorlar beni. Onlarda özel bir iz bırakmak isterim.