Gazetevatan.com » Yazarlar » Öfkemizi müziğimizde yaşıyoruz

Öfkemizi müziğimizde yaşıyoruz

23 Nisan 2017 Pazar

Neyse grubu altı yıl aradan sonra ikinci albümleri “Haykırmadan Anlatamam” albümünü çıkardı. Grup, yeni albümde müzikal çizgisini kaybetmemişti. Neyse’nin yeni albümünü Selim Kırılmaz ve Deniz Ünlü ile konuştuk.


Şu klişe sorudan başlayacağım neden bu kadar uzun sürdü yeni albümü çıkarmanız?

Selim Kırılmaz: Detaylara önem veren bir grup olduğumuzu söyleyebiliriz sanıyorum. İlk albümümüzü de grubun kuruluşundan 11 yıl, bestelerle uğraşmaya başlamamızdan 6 yıl kadar sonra çıkarmıştık aslında.

Deniz Ünlü: Öte yandan ilk albümün çıkışından sonra boş durmadık, konserler, şarkıların akustik yorumları, sevdiğimiz şarkıları kendi tarzımızla yorumlamamız gibi ciddi vakit alan çalışmalarımız da oldu. Dolayısıyla ikinci albümün üretimine yaklaşık iki buçuk yıl önce başlayabildik.

Uzun zamandır ilk albümün benzer müzikal alt yapılara sahip bir albüm dinlememiştim. Bunu kötü anlamda söylemiyorum. Yeni nesil müzisyenler ikinci albümünde tarzlarını ya tamamen değiştiriyor ya da bambaşka bir albüm ile karşımıza çıkıyorlar. Siz ise ilk albümün aynı müzikal çizgisinde bizi selamlıyorsunuz. Bunu özellikle mi tercih ettiniz?

Selim: Şarkı üretim süreci varsayılanın aksine çok da bilinçli bir süreç değil. Bir şeyler yazarken, çalarken, kaydederken buluyorsunuz kendinizi. Bizlerin kıyaslaması ne kadar doğru emin değilim ama şuna eminim ki iki albümde de her şeyden önce dinlerken, çalarken keyif almayı hedefledik. Öte yandan, düzenleme mantalitesi, çalışılan müzisyenler, prodüktör, kullanılan enstrümanlar ve melodik zenginliği açısından ciddi farklar taşıyan bir albüm oldu.

Bu şarkıları yazarken hayatınızın arka planı nasıldı?

Selim: Şarkıların üretildiği geçtiğimiz son yıllarda ülke ve dünya genelinde hayatlarımızın arka planı ziyadesiyle şiddet ve yas yüklüydü. Belki yok saymak yerine yasımızı, öfkemizi müziğimizde yaşamayı seçmiş olduk. Hepimizin maruz kaldığı şiddetlerin bizdeki yansıması bu şarkılar oldu bir bakıma.

 

Konser sihir gibi bir şey

Bu sıralar siz neler dinliyorsunuz?

Deniz: Alaa Wardi, İbrahim Malouf, Gevende, We Lost The Sea.

Verdiğiniz konserler size ne anlam ifade ediyor?

Selim: Kaydedilmiş müzikten farklı olarak konserlerde insanlarla aynı anda aynı müzikal mekanda bulunma hali müziğin içerdiği duyguların paylaşımı için eşsiz birer deneyim olanağı taşıyor. Tarifi çok da kolay olmayan, sihir gibi, büyü gibi bir şey. Bizim için müzikle ilgili geri kalan her şey bu sihirin gölgesinde.

Deniz: Bir canlı müzik ortamında bulunmak, müziğin sıkıştırıldığı kutuların dışına çıkması ve müziği şimdiki zamanda icra edilirken duymak ve etkileşime girmek açısından başlı başına farklı bir deneyim. Müziğin gerçek hali konserlerde gerçekleşiyor.

Zorlayıcı bir albüm oldu

Teşekkür yazınızda “belki müzikli bir dünyaya” diye bir cümleniz var. Müziğin yeni dünyada tüketiliş şeklini nasıl görüyorsunuz? Dünyada müziğe eskisinden daha mı az anlam yükleniyor?

Selim: Hayata geldiğimiz 80’li yıllardan itibaren hemen her dönemde ticari maksatlı ve daha kaliteli müzikler bir aradaydı. Bu anlamda müziğin eskiye nazaran topyekün anlam kaybettiğini düşünmüyorum.

Deniz: Evet, daha hızlı tüketildiği doğru olsa da, diğer yandan daha fazla müziğin ulaşılabiliyor ve paylaşılabiliyor olması da olumlu bir gelişme.

Bu albümün en sancılı şarkısı hangisi oldu?

Deniz: Özel olarak böyle bir şarkı ayırmak biraz zor fakat yazıldıkları dönemin zorluklarıyla ilişkili olarak genel itibariyle zorlayıcı bir albüm oldu diyebiliriz.

Bir müzik grubu olarak maddi ve manevi ayakta kalmanın en zor yanı nedir?

Selim: Sanatını içinden geldiği gibi icra eden insanların çoğu örnekte sanattan başka işlerle de uğraştıkları bilinir. Bu açıdan müziğe ayırabileceğiniz zamana tezat bir olgu ama diğer yandan bu ikircikliğin kendisi başka etkileşimlere, zenginliğe de muktedir.

Deniz: Öte yandan, bir müzik grubunun ayakta kalması için hem maneviyat hem maddiyat gerekli olsa da birçok müzisyen maddiyat yetersizken maneviyatın imkansız gözükeni mümkün kılan gücüyle ayakta durarak tarihte yer edinmişlerdir.