3 Aralık Dünya Engelliler Günü nasıl ortaya çıkmıştır?

03 Aralık 2019 Salı - 9:42 | Son Güncelleme : 03 12 2019 - 9:42

3 Aralık Dünya Engelliler Günü nasıl ortaya çıkmıştır? sorusu, bugünün en çok aranan sorularından bir oldu. 1992 yılından beri 3 Aralık Dünya Engeliler Günü olarak anılıyor. Peki, 3 Aralık neden Dünya Engeliler Günü olarak anılıyor?


3 Aralık Dünya Engelliler Günü, Birleşmiş Milletler tarafından uluslararası bir gün olarak kabul edilmiştir. Bugünde dünya çapında organizasyonlar düzenlenir. Hükümet desteği ve sivil toplum organizasyonlarıyla çeşitli etkinlikler yapılarak, bugün kutlanır. Dünya Sağlık Örgütü’nün hesaplamalarına göre Türkiye’de 3 milyon engelli çocuk var arasından sadece,  yüzde 2’si okula gidebiliyor.  Bezmialem Vakıf Üniversitesi Dragos Hastanesi Çocuk  Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Cem Koray Fırat, özel gereksinimli çocukların bakımında  "ne yapamadığını değil, neler yapabileceğini görün" yaklaşımının temel alınması  gerektiğini vurgulayarak, bakımı, eğitimi, sosyal ihtiyaçları karşılanmış her  çocuk gibi onlar da geleceğe umutla bakabilmelidir’’ dedi.

Bezmialem Vakıf Üniversitesi Dragos Hastanesi Çocuk  Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Cem Koray Fırat, Dünya Sağlık Örgütü  hesaplamalarına göre Türkiye nüfusunun yüzde 12'sinin engelli olduğunun tahmin  edildiğini, bu saptamanın, Türkiye'de 3 milyon engelli ya da özel gereksinimi  olan çocuk olduğu anlamına geldiğini bildirdi.                

Üniversiteden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Fırat, özel  gereksinimi olan çocukların bakımı ve sağlığının özel ilgi istediğini, bir  toplumun gelişmişlik düzeyinin bu çocukların topluma kazandırılması ile  belirlendiğini kaydetti.               

Bu çocuklarda sorunun hekim tarafından erken saptanmasının ardından  ayrıntılı derecelendirilmesi gerektiğini aktaran Fırat, "Aile, çocuğun tanısı ve  ek sorunları konusunda ayrıntılı olarak bilgilendirilmelidir. Çocuğun durumu ve  ihtiyaçları aktarılırken, ailenin bazı ruhsal bunalım aşamalarından geçebileceği  ancak durumu kabul etme aşamasına gelen ailelerin sağlık personeli ile iş birliği  yapabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle ailelere gerekirse psikolojik destek  sağlanarak durumu kabul etme noktasına getirmek çok önemlidir. Bunların yanı sıra  genetik danışma da ailenin benzer sorunu olan çocuklara sahip olmasını önlemek  açısından gereklidir." değerlendirmesinde bulundu.

Özel gereksinimli çocuğun eğitimiyle ilgili potansiyel olanaklar ve  güçlükler açısından aile ortamı ile sosyal çevrenin değerlendirilmesi gerektiğini  belirten Fırat, "Bu noktada sosyal hizmetler uzmanları devreye girerek aileye  sosyal destek sağlanmalıdır. Sorunun tedavi edilebilir yönlerinin tedavi edilmesi  ve kalıcı sakatlıkların önlenebilmesi için ekipte pratisyen hekim, çocuk hekimi, gelişim nöroloğu, psikolog, fizyoterapist, sosyal hizmetler uzmanı ve eğitimci  mümkünse bulunmalıdır." ifadelerini kullandı.       

"Özel gereksinimli çocuklar arasında okula gidenlerin oranı yalnızca  yüzde 2"                               

Dr. Cem Koray Fırat, toplumda, özel gereksinimli çocukların bakımında  "ne yapamadığını değil, neler yapabileceğini görün" yaklaşımının temel alınması  gerektiğini vurgulayarak, özel gereksinimli çocukların bakımının hem hastanede  hem de toplum içinde yapılması gerektiğini vurguladı.              

 Fırat, şunları kaydetti:              

 "Özel gereksinimli çocukların eğitilmesi, onların kendi yaşantılarını  sürdürmeleri açısından çok önemlidir. Ülkemizde özel gereksinimli çocuklar  arasında okula gidenlerin oranı yalnızca yüzde 2'dir. Engelliler için özel  okullar da olmakla birlikte modern eğitim yaklaşımı; özel gereksinimli çocukların  normal eğitim veren okullarda yetiştirilmesini öngörmektedir. Böylece erken  dönemde bu çocukların yaşama alışmaları, toplumun da onları benimsemesi  sağlanmaya çalışılmaktadır. Özgül eğitimleri sırasında özel gereksinimli  çocuklara, toplumdaki engellilik hakları konusunda bilgi verilmelidir.                Unutulmamalıdır ki engelli bireyleri yaşamları boyunca kısıtlayan  yegane şey, onların ihtiyaçlarına cevap vermeyen çevredir. Özel gereksinimli  çocuklar, aileleri, sosyal çevreleri ve toplum tarafından şefkat, ilgi ve  anlayışla çevrelenmelidir. Bakımı, eğitimi, sosyal ihtiyaçları karşılanmış her  çocuk gibi onlar da geleceğe umutla bakabilmelidir."