Gazetevatan.com » Yazarlar » 90 yaşına kadar kayak yaptım!

90 yaşına kadar kayak yaptım!

04 Ekim 2014 Cumartesi

İsveç Konsolosu Karin Duran’ın annesi Britta Romson 92 yaşında. İncecik ve dinamik bir hanımefendi. İşte Britta’nın sağlıklı yaşam sırları...


Yeni bir rol modelim var: İsveç Konsolosu Karin Duran’ın annesi Britta! Britta Romson ile Bozcaada’da tanışt ım. Fırtına uyarısına rağmen kızı ve damadı Jonas’la uzun yolu da göze alıp Bozcaada’ya gelmişlerdi. Ada’nın ‘en ruhu olan mekanı’ Rengigül Konukevi’nde kalırken karşılaştık; altlı üstlü odalarda kaldık. Rengigül’ün sahibesi Özcan Germiyanoğlu İsveç’in Türkiye Konsolosu’nu ve ailesini öyle güzel ağırladı ki ‘Turizme, ülkeye katkı işte böyle olur’ dedim. Bu çok ‘yalın-gösteriş iddiası olmayan’ ırkın insanlarıyla aynı ortamı paylaştım.

Britta’yı ilk gördüğümde 80’li yaşlarda olmalı diye düşünmüştüm. O kadar uzun bir yolculuktan gelen yaşlı, sarsılmış bir kadın gibi değildi. İncecik, dinamik, yanakları pembe pembe, güzel mi güzel bir hanımefendi…

92 yaşında olduğunu öğrendiğimde nutkum tutuldu! Ben ki, Anadolu’yu sağlıklı ve uzun yaşayanlar için karış karış dolaşmışım, 90 yaş üstü bu kadar dinç bir kadınla ilk kez karşılaşıyorum. Nasıl bu kadar dinç kaldığını sizler için öğrenmek istedim, röportaj teklifimi kırmadılar.

Sigara içmeyin, çok yemeyin

Britta 92 yaşında nasıl bu kadar dinçsiniz? Bunun sırrı nedir?

Hayat, doğa ve insanlar konusunda meraklı olmak! Ve temiz hava! Yaz-kış pencerem açıktır, havadar yaşamayı seviyorum. Havayı hissetmeliyim. Ayrıca tamamen karanlıkta, sessizlik içinde ve yalnız uyumayı severim.

Neden yalnız? Evliyken bile yalnız mı uyurdunuz?

Evet, eşim yaşarken bile ayrı odalarımız vardı. Öyle daha rahat ve derin uyuyorum.

Derin uyku bağışıklık mekanizmanızın onarılması için çok önemli, hastalıklardan koruyor. Düzenli egzersiz yapıyor musunuz?

Çocukluğumdan beri çok aktif biriyim. Kayak yaptım, paten kaydım, ata bindim, dans ettim. Dans etmeyi çok seviyorum.

Nasıl dans ediyorsunuz, gösterir misiniz?

(Yüzü aydınlanıyor, ayağa kalkıp gösteriyor) 50 yıl boyunca aynı grupla dans ettim. Haftada bir dersimiz vardı, gösteriler düzenledik. Çok eğlenceliydi, özlüyorum. 20 kişiyle başladık, geçen yıl 6 kişi kalmıştı, dans öğretmenimiz ölünce dersler sona erdi.

Şimdi neler yapıyorsunuz?

Kendi bahçemle uğraşıyorum. 90 yaşıma kadar da kayak kayıyordum.

90 yaşında kayanı hiç duymamıştım!

İsveç’te de duyulmamış, görülmemiş bir şey bu…(Gülüyor)

Genetik bir sağlamlığınız var mı acaba? Anne-babanız da uzun yaşadı mı?

Babam 56 yaşında kalp krizinden öldü. Annem 85 yaşındayken felç geçirip öldü. Pek sportif bir kadın değildi. 1’nci Dünya Savaşı’nda hemşirelik yapmıştı. Öldüğünde akli dengesi tamamen yerindeydi.

Ne yer, ne içersiniz? Biraz sırlarınızı öğrenelim…

Her yemekte bir kadeh şarap içerim. Kırmızı veya beyaz, yemeğin cinsine göre. Yemeklerimi kendim pişiriyorum. Kahvaltıda ekmek, tereyağı, bal veya reçel. Öğlen sebze-yoğurt veya akşamdan ne kaldıysa… Akşam yemeğimi erken yerim, saat 6 gibi; balık-salata veya çorba-salata. Et yerine balığı tercih ediyorum. Her gün salata yiyorum. Yazları kendi bahçemde yetiştirdiklerimle yapıyorum salatamı. Yalnız suyu biraz az içiyorum, daha çok içmem gerekiyor.

Doğru Britta içmelisiniz! Yaşlılar susadıklarını geç hissediyorlar, bu sırada organizma önemli oranda su kaybetmiş oluyor.

Tatlı yiyor musunuz peki?

Her gün! Ama kremalı, ağır tatlı yemiyorum. Genelde dondurma ve kek seviyorum. Akşam yemeği sonrası mutlaka tatlımı yerim.

Teknoljiyle de aranız iyi…

iPhone ile güzel fotoğraflar çekiyorum, ama kullanırken çok yardıma ihtiyacım oluyor. Bilgisayar kullanıyorum, hayatımı yazıyorum şu sıralar…

Bu kadar uzun ve sağlıklı yaşayan biri olarak günümüzde sizi şaşırtan ne var?

Yeni yüksek binalar! Çok fazla da araba var! Bunları hiç tahmin edemezdim. Bir de şimdi bütün kadınlar çalışıyor. Bebekleri bırakıp çalışmaya başlıyorlar, bu hoşuma gitmiyor.

Bize neler önerirsiniz?

◗ Sigara içmeyin. Çok yemeyin.
◗ İçeride bilgisayar önünde uzun süre oturmayın.
◗ Hareketli olun.

Çocukluğundan beri çok aktif olanlar uzun yaşıyor

Britta’nın anlattıklarıyla benim Anadolu’daki gözlemlerim birbiriyle örtüşüyor. Anadolu’da uzun yaşayanları araştırdığımda da hep şunu gördüm: Çocukluğundan beri çok aktif olanlar, açık havada çalışanlar uzun yaşıyorlar ve sağlık sorunları yok. Tarlada çalışan, davar güden, çobanlık yapan, bedeniyle çalışanlar hep dinç kalmıştı.

90 yaşında hala çobanlık yapan dede, beni bilek güreşinde yenen ninelerle karşılaştım.
Katıldığım tüm uluslararası kongrelerde de hep düzenli egzersizin önemi konuşuluyor. Kıssadan hisse: Oturmayın!

Kurban eti nasıl kesilmeli , nasıl saklanmalı?

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nden kurban eti kesimi ve saklanmasıyle ilgili çok yararlı bir yazı aldım. Numaralandırdım; sizlerle paylaşıyorum:

◗ Kesimde kullanılan bıçak, kesim ortamı ve etin temas ettiği yüzeyler ile kesimi yapan personelin el ve kıyafetinin temiz olması gerekiyor. Deriye ve sakatata temas eden eller yıkanmadan ete temas edilmemeli.

◗ Kurbanda kesilen etlerin uzun süre saklanması için etin dinlendirilmesi, parçalanması ve uygun kosullarda muhafazasına dikkat edilmesi gerekiyor.

◗ Parçalama işinin 2 saatte bitirilmesi öneriliyor. Etlerin raf ömrünü uzatmak için parçalanmış etler buzdolabı poşetine konularak muhafaza edilmeli.

◗ Etler dondurulmak suretiyle muhafaza edilecekse tek kullanımlık porsiyonlar halinde hava almayacak ve ambalajda hava kalmayacak şekilde paketlenmeli. Çözündürülen etler, kesinlikle tekrar dondurulmamalı.

◗ Kavurma haline getirilen etler dolapta saklanmalı. Kıymanın dolapta raf ömrünün en fazla 5 gün olduğu unutulmamalı. Yağ ile kavrulan ve hava almayan kaplarda muhafaza edilen etler ise 10 günden fazla muhafaza edilmemeli, daha fazla saklanacak ise porsiyonlara ayırarak dondurucuya konulmalı.

◗ Dondurularak muhafaza edilen etler tüketilecekleri zaman 10-12 saat öncesinde dondurucudan çıkartılarak buzdolabında çözündürülmeli ve hemen tüketilmeli.

◗ Eti mangalda pişireceksek ateşin kor haline gelmiş olmasına ve ateşten 15 cm uzakta tutarak pişirmeye dikkat edilmeli.

Haftanın sözü

‘Bir insanın ne kadar uzun yaşadığı önemli değildir, ne kadar kaliteli yaşadığı önemlidir’
Martin Luther King