comScore
Gazetevatan.com » Yazarlar » Yediklerimizle yaşlanmayı durdurabilir miyiz?

Yediklerimizle yaşlanmayı durdurabilir miyiz?

25 Şubat 2017 Cumartesi

Almanya, İtalya ve Japonya gibi bazı ülkelerde uzun süre yaşayan kişilere verilen yeni bir isim var: “Yaşlı ergenler.” Yaşlı ergen olmak için en önemli maddelerden biri ise, vücudumuzun en güçlü antioksidanı olan glutatyon.


Uzun yaşamın sırrı yüzyıllardır araştırılıyor. Günümüzde yiyecek ve içeceklerin sağlık sorunlarını çözmedeki gücü artık fark edilmiş durumda. Bilim insanları da bu konuda daha çok araştırma yapmaya başladılar. Deneylerin çoğu şunu gösteriyor: Akıl ve fizik sağlığımızı yıllar boyu korumanın yolu günlük yaşamımızda basit yiyecek seçimleri yapmaktan geçiyor.

Hepimiz  sağlıklı yaşlanmak, dinç kalmak istiyoruz. Tıbbın olanaklarıyla insanlar artık daha uzun yaşıyor, ama yaşlanma sürecinde olanların korkulu rüyası hala Alzheimer ve bunama. İnsanlarının geç yaşlandığı, yaşlılarının da genç kaldığı ülkeler var. Almanya, İtalya ve Japonya gibi bazı ülkelerde uzun süre yaşayan bu kişilere verilen yeni bir isim bile var: “Yaşlı ergenler”. Yaşlı ergen olmak için belki de en önemli maddelerden biri ise glutatyon. O zaman bu hafta glutatyonu mercek altına alıyoruz.

Antioksidanların ustası: Glutatyon

Glutatyon vücudumuzun en güçlü antioksidanı. Bu yüzden antioksidanların ustası diye adlandırılıyor. Her hücremiz glutatyon içeriyor. Düzeyi kişiden kişiye değişiyor.

Son araştırmalar glutatyonun (GSH) nörodejeneratif; yani sinir sistemini harap eden, bozan hastalıklarla baş edebileceğine işaret ediyor. Glutatyon vücudumuzda üretilen bir kimyasal. Ancak diyet, hava kirliliği, bazı ilaç tedavileri, travma, stres, yaşlanma ve radyasyonla miktarı azalıyor. Glutatyon konsantrasyonu azalıyor. Ayrıca Alzheimer ve Parkinson hastalarında da düşük. Ancak bu hastalıklar nedeniyle mi azalıyor, yoksa az olması mı bu hastalıklara neden oluyor, henüz tam kesinleşmiş değil. Araştırmalar sürüyor.

"Glutatyon seviyesini yükselterek enerjik olmak mümkün."

Destek olarak alalım mı?

Glutatyonu dışarıdan almamız gerekmiyor. Çünkü vücudumuzda üretilebiliyor. Yalnız üretilmesi için bazı aminoasitler gerekli; hatırlatayım aminoasitler proteinin en küçük birimi. Kısacası yeterli protein almak, hücre yapımızı korumak, genç - dinç kalmak için önemli.

Ağız yoluyla alınan birçok glutatyon desteğinin sadece para kaybı olduğu belirtiliyor. Nedeni glutatyonun sindirim sistemimizden yeterli emilemesi. Yani glutatyon desteklerinin bioyararlanımı düşük veya yok. Damar yolula verilen glutatyon desteğinde yarar sağlanıyor, ancak bu da pahalı ve uç bir yöntem. Sadece özel durumlarda yararlanılıyor. Ayrıca  araştırmacılar glutatyon desteği almanın vücudun glutatyon üretimini sabote de edebileceğini bildiriyorlar. 

Omega 3 kalp hastalığı riskini azaltıyor

Özellikle yüksek kolesterol ve trigliseridi (kan yağları) olanlarda, Omega 3 desteğinin kalp hastalığı riskini azalttığı belirlendi. Omega 3 yağları üzerine araştırma yapan küresel organizasyon GOED’in yöneticisi Adam İsmail, “Aldığımız sonuçlar Omega-3 yağı alımını artırmanın kalp - damar hastalığı riskini azaltabileceğini gösteriyor. Unutmayalım ki Omega 3 yağlarını artırmak aynen lifli beslenmeyi artırmak, tuzu azaltmak gibi  beslenmemizde yapabileceğimiz ufak değişiklerden biri. Bunlar uygulaması kolay, ucuz, ve yapılabilecek değişiklikler” diyor.

GOED’in araştırmasına göre sadece Avrupa’da 81 milyon kişi hala yeterli Omega 3 almıyor. Haftada en az iki kez Omega 3’den zengin balık tüketen İtalya, İskandinavya gibi ülkelerdeki insanlar geç yaşlanıyorlar. GOED’den Ellen Schutt ise şöyle diyor: “Yaşa bağlı beyin ve kas kaybı Omega 3 tüketerek yavaşlatılabilir. Kişisel olarak uygulamama gelince; 80’li yaşlarımın ikinci yarısına kadar yaşamayı planlıyorum ve bunamak istemiyorum. Bu yüzden her gün destek alıyorum.”

Deneyler göz, karaciğer, kas sağlığımızın günde 3 grama kadar Omega-3 desteğiyle çok daha iyi hale gelebileceğini gösteriyor. Ayrıca kalp atım hızı ve zihinsel reaksiyonlar da çok daha iyi hale geliyor.

Yediğimiz sebze meyvelerden daha iyi yararlanmamızı sağlıyor

Serbest radikaller hücrelerimizin yapısını bozan kanserleşmeye neden olan maddeler. Vücudumuzda büyük bir antioksidan ağı var. Bu ağ vitaminler, mineraller, bazı kimyasallardan oluşuyor. Bu antioksidan ağı bir kalkan gibi; serbest radikal ve ağır metaller gibi sağlığımıza, hücrelerimize zarar veren maddeleri önleyip yok etme yeteneğine sahip. Glutatyon aynı zamanda cildimizin genç kalmasını da sağlıyor.

Diğer tüm antioksidanların çalışma kapasitesini artırıyor. Yediğimiz taze sebze meyvelerden daha iyi yararlanmamızı sağlıyor.