Demokrasiyle İslam düşman değil dost

Ruşen ÇAKIR |  13 Şubat 2003 Perşembe - 21:21 | Son Güncelleme : 13 02 2003 - 21:21

Batı, İslâm'ın demokrasiyle bağdaşmasının mümkün olmadığını düşünüyor. Ancak ilahiyatçılar, demokrasiyle İslam'ın birbiriyle zıt olmadığını vurguluyor


İslam ülkelerinde hak ve özgürlüklerin geri kalmasının temelinde, bu ülkelerin otoriter ve totaliter rejimler tarafından yönetilmesi yatıyor. Bu iç karartıcı demokrasi tablosu, islam dininin demokrasiyle bağdaşıp bağdaşmadığı sorusunu gündeme getiriyor. Batı'da egemen görüş islam'ın demokrasiyle bağdaşmasının mümkün olmadığı yolunda. Son yıllarda, demokrasiye, "beşeri bir ideoloji" olarak karşı çıkan islamcıların etkisi azalırken liberal ve yenilikçi yorumlar ön plana çıkıyor. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Bekir Karlığa, tartışmanın dinsel boyutu hakkında şöyle konuşuyor:

Sakınca teşkil etmez
"islam, özünde erdemi esas alan bir yönetim biçimini öngörmektedir. Demokrasi, erdemi esas alıyorsa, insanın mutluluğunu esas alıyorsa, özgürlüğüne ket vurmuyorsa, yönetim biçimi olarak islam bakımından bir sakınca teşkil etmez. Bu bakımdan, demokrasiyle islam birbirine zıt değil, birbirinin karşıtı değil ve birbirine düşman değildir. Aksine demokratik ilke ve değerlerin İslam'la uzlaşmaması için hiçbir neden yoktur." Bir başka ilahiyatçı, Prof. Hayri Kırbaşoğlu ise "Kişilerin gelecekleriyle ilgili kararlar verilirken elden geldiğince katılmaları son derece İslami bir prensiptir. Batı demokrasileri veya günümüz demokrasileri de bu amaca veya bu hedefe yaklaştıkları ölçüde İslami olma değerini daha fazla kazanırlar" diyor.

Uzun süreç gerekiyor
İslam konusu etrafında birçok çalışmaya imza atmış olan Prof. Elizabeth Özdalga, İslam ülkelerindeki demokrasi zaafının sorumlusunun İslam dini olmadığını düşünüyor: "İslam dünyasının dışında da bir sürü demokratik olmayan veya demokrasinin yetersiz olduğu ülkeler bulunuyor. Kaldı ki bundan 100 sene önce Avrupa'ya bile demokrasi tam yerleşmemişti. Demokrasi bir süreç ve çoğu zaman da çok uzun bir süreç."

Meşru bir parlamento
Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Ayşe Kadıoğlu ise şunları söylüyor: "Devlet siyasetin üstüne kapanınca, siyaset temsiliyet işlevini göremiyor. Böyle olunca da sivil toplum ve devlet çıplak olarak karşı karşıya kalıyor. Bu tür durumlar tarihte her zaman sivil toplumun demokrasiden uzaklaşmasıyla son bulmuştur. Sivil toplumun demokrasiyle el ele gidebilmesi için ortada bir siyasal alan olması gerekiyor. Yani kırılgan olmayan, meşru olan bir parlamento, siyasi partiler, milletvekilleri. Bunlar olmadığı zaman sivil toplum kendi içine kapanıyor."

ETİKETLER

0