Gazetevatan.com » Yazarlar » Filmlerle darbe!

Filmlerle darbe!

19 Temmuz 2016 Salı


Geçtiğimiz günlerde ülkemizin karşı karşıya kaldığı “darbe” girişiminin ardından, şüphesiz hemen hemen herkesin aklı 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’e gitti. Türkiye’nin toplumsal travmalarından biri olarak tarihte yerini alan o dönem sayısız filme de konu oldu. Dönemi yaşamamış veya benim gibi o günleri hatırlamayacak derece küçük yaşlarda olanlar, bu filmler sayesinde dönemin zorluklarına dair az da olsa fikir sahibi oldu... Darbe temalı film geçmişine baktığımızda sinemamızın tam manasıyla olmasa da yaşananlarla yüzleşmeye çalıştığını görüyoruz. 
 
Yılmaz Güney’in 1982 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülü alan filmi “Yol”  darbe koşullarında çekilmiş ve sıkıyönetim günlerinde İmralı Adası Yarı Açık Cezaevi’nden köylerine gitmeye çalışan beş mahkumun yaşadığı ağır yolculuğu konu ediyor. Güney, “Bu filmde anlatılanlar, yaşanmış olayların yeniden harmanlanmasıdır. Onlar, kan, ateş ve gözyaşı içinde, duvarların karanlığında ışığı ve suyu aramışlardı.” şeklinde özetlediği son filmi “Duvar”da ise 12 Eylül döneminde bir cezaevinde yaşanan zulmü, çocuk mahkumların isyanını perdeye taşımıştı.  
 
 
İşkenceye değinildi!
 
Yol filminin de yönetmeni Şerif Gören darbeden 6 yıl sonra çektiği  “Sen Türkülerini Söyle” ile o dönemin acılarını yansıtmaya çalıştı. Yine aynı yıl Zeki Ökten “Ses” filminde askeri darbe mağduru isimsiz bir adam üzerinden herkesi 12 Eylül’de yaşananlarla yüzleştirirken cunta mağdurlarını beyazperdeye taşıdı. Komedi filmleriyle yüzümüzü güldürmesine alışık olduğumuz Zeki Alasya yine aynı yıl, 1986’da “Dikenli Yol” ile dönemin dolaylı mağdurları, çocuklar ve kadınlardan yola çıktı. 
 
12 Eylül ve öncesi...
 
Sinan Çetin 1987’de “Prenses” ile 1980 öncesi bir devrimcinin yaşamını anlatmış, sonraları ise filmi için “Kendime ihanet edeceğime komünizme ihanet ettim” demişti. Erden Kıral ise “Av Zamanı”nda dönemi sadece filmin arka yüzünde kullanmayı tercih edenlerden oldu. 1987 yapımı filmde, dönemin karışık ortamında ilhamını yitiren bir yazarın tanıştığı bir kadın sayesinde yeniden eski üretken haline dönüşü anlatılıyor.  “Sis var, insanları ezen bir şey var, ama ne? Bunun sistem olduğu sonra ortaya çıkacak.” cümleleriyle filmini anlatan Zülfü Livaneli de 1988 yapımı filmi “Sis”te, kamerasını 12 Eylül öncesi Türkiyesine çevirdi ve dönemi farklı görüşlere sahip iki kardeş üzerinden anlatmayı tercih etti.  Ünlü Yönetmen Memduh Ün, 1990’da çektiği “Bütün Kapılar Kapalıydı”da döneme kadın kahraman üzerinden ışık tutmaya çalıştı. İşkenceye uğramış bir kadını ve onun tekrar hayata tutunma çabasını filminin odak noktası yaptı. 
 
İç hesaplaşmalar... 
 
Bekir Yıldız’ın aynı isimli eserinden Ümit Efekan tarafından uyarlanan “Darbe”, (1990) askeri darbenin neden-sonuç ilişkisini kısmen beyezperdeye yansıtırkan merkezine işkenceye dayanamayarak örgüt arkadaşlarını ele veren, bir devrimciyi oturtmuştu. Yine bir kitap uyarlaması olan 1990 yapımı “Bekle Dedim Gölgeye” 68 kuşağından 4 arkadaşın 12 Mart’tan 12 Eylül’e uzanan acılı hikayelerini konu ediyordu.  Ümit Kıvanç’ın romanından Atıf Yılmaz’ın uyarladığı film, uzun monologlar ve sıçramalarıyla dikkat çekmişti. 
 
Dolaylı mağdurlar...
 
Senaryosu Cezmi Ersöz’ün “Yaprak Fırtınası” öyküsünden yola çıkılarak yazılan, yönetmenliği Yusuf Kurçenli’ya ait “Çözülmeler”, 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbelerini yaşayan aydın kesimin sıkıntılarını yansıtıyordu.  Önce televizyon dizisi olarak çekilen ve kısaltılarak sinema filmine dönüştürülen “Suyun Öte Yanı”nda ise 1980’li yıllarda tutuklanıp yargılanan öğretim üyesi ve sevgilisinin anılarla yüzleşmesini odak noktası yaptı. Feride Çiçekoğlu’nun senaryosunu yazdığı filmi Tomris Giritlioğlu yönetti. 
 
Hande İpekçi, “Babam Askerde”de,  merceğe çocukları oturttu. Film, 12 Eylül Dönemi’nde üç ayrı sınıftan çocuğun babalarının tutuklanmasını, baba sevgisinden yoksun kalan çocukların hüznünü izleyiciye aktırdı.  
 
Savrulan aileler!
 
1998 yapımı “Gülün Bittiği Yer”de İsmail Güneş dönemi ve işkenceleri İslami kimliğe sahip bir gencin yaşadıkları üzerinden aktardı. Habib Bektaş’ın Gölge Kokusu romanından uyarlanan “Eylül Fırtınası”, askeri darbeyi dedesi ile birlikte adada yaşamak zorunda kalan küçük Metin’in gözünden anlattı. İşkenceye direnen anne ve itirafçı baba üzerinden yaşanan çatışmalar ve bir ailenin savruluşu, Atıf Yılmaz imzalı filmin hikayesini oluşturdu. Gazeteci Abdi İpekçi suikastı ile başlayarak, 12 Eylül 1980’e kadarki dönemi ele alan Atıl İnanç’ın yönettiği  2007 yapımı “Zincirbozan”, dönemi kronolojik olarak ele aldı.  Yaşanalarda dış mihrakların etkisi olduğunu göstermeye çalıştığı  için film çok fazla eleştirildi.  Ve daha çok sayıda film bir şekilde o günleri fon olarak kullandı. Ancak, elimizde dönemi tam manasıyla yansıtan “İşte bu!” diyebileceğimiz, Dünya Sineması’ndan örnek verecek olursak,  “Olimpo Garajı” , “Z”, “Machuca” tadında bir filmimiz yok. Bakalım tarihe tanıklık ettiğimiz bu günler ilerleyen zamanlarda beyazperdeye nasıl yansıyacak... 
 
 
Herkes zarar gördü!
 
Özellikle işkence sahneleri ile çok konuşulan “Eve Dönüş” bizzat 12 Eylül 1980 Askeri Darbesini merkezine oturtuyor. Ömer Uğur’un yönetmenliğini yaptığı 2006 yapımı film solcusundan, ülkücüsüne ve taraf olmayanlara kadar darbe mağduru oluşunu sert bir şekilde göze sokuyor... 
 
Fonda darbe var!
 
-Gönderilmemiş Mektuplar
Yön: Yusuf Kurçenli, 2002)
 
-Vizontele Tuuba
(Yön: Yılmaz Erdoğan, 2004)
 
-Babam ve Oğlum      
 (Yön: Çağan Irmak, 2006)
 
- Beynelmilel                 
-(Yön: Sırrı Süreyya Önder,  Muharrem Gülmez, 2007)
 
-O… Çocukları        
(Yön: Murat Saraçoğlu, 2008)
 
-Bu Son Olsun            
(Yön: Orçun Benli, 2012)
 
-Bir Ses Böler Geceyi        
(Yön: Ersan Arsever, 2012)
 
-Hükümet Kadın  
(Yön: Sermiyan Midyat, 2013) 
 
-Eksik (Yön: Barış Atay, 2015)