Gazetevatan.com » Yazarlar » Ses getiren sessizlik!

Ses getiren sessizlik!

17 Kasım 2015 Salı


 
İstanbul Modern, Pera Müzesi ve Fransız Kültür Merkezi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri’nin ikincisi, 3-6 Aralık 2015’te başlıyor... Sessiz sinemanın eşsiz filmlerini geniş kitlelere tanıtan sinemanın öncü örneklerini canlı müzik eşliğinde bir araya getiren fesivalde, yerli ve yabancı akademisyenler, araştırmacılar, küratörler tarafından her filme özel sunumların yapılacağı gösterimler, sinemaseverleri bekliyor. 
 
SESSİZ SİNEMANIN İLK DÖNEMİ
 
Hazır konusu açılmışkan biraz sinemanın ilk türleri sessiz komediden söz etmek istiyorum...  Kuşkusuz bu türün ilk akla gelen isimleri Charlie Chaplin ve Buster Keaton... Ancak o dönemler son derece popüler olan birçok isim bu iki oyuncunun gölgesinde kaldı. Örneğin, Harold Lloyd’un 1923 yapımı filmi “En Son Güven” ve Raymond Griffith’im 1926 yapımı “Eller Yukarı“ filmindeki oyunculukları sıradan komik olayların tipik örnekleriydi ve ikon oyuncular olarak unutulup gittiler. Öncesinde de Luis Lumiere imzalı tek sahnelik espirilerin yer aldığı filmler çekilmişti. Bu yapımlar da o dönem için oldukça başarılı olmarına karşın onlar da unutulanlar arasında yerlerini almaktan kurtulamadı.
 
HOLLYWOOD’UN KOMEDİ YILDIZLARI
 
Sessiz dönemin başlarında Avrupa’da sessiz komedi Andre Deed ve Max Linder gibi oyuncularla gelişme sağladı. Ancak hepsinden önce Mack Sennett’in kurmuş olduğu “Keysone Kops” stüdyolarında, görsel şakalar, gerçeküstü sahneler, ilginç görünümlü karakter oyuncularına dayanan komedi biçiminin ilerlemesinde büyük rol oynadı. Kops filmleri  çoğunlukla o sıralar ünlü olan bir filmi taklit eden yapımlar olarak tasarlanıyordu. Bu filmler sayesinde Hollywood’un ilk komedi yıldızları da üne kavuşmuştu. 
 
“ALTINA HÜCUM” EN ÇOK KAZANDIRANLAR ARASINDA
 
Charlie Chaplin dönemin yıldızı haline gelerek zamanla kendisine çok da uymayan çılgın komedilerden uzaklaştı. Bol giysileri, bastonu ve şapkası, en çok da iyi kalbiyle bİr marka haline geldi. 1925 yapımı “Altına Hücum” filmi sessiz sinema döneminin en çok kazandıran filmleri arasında yerini aldı. Chaplin filmlerinde genellikle kendi yoksul geçmişini yansıtan yüreğe dokunur temalar işliyordu. Dönemim bir diğer ünlü ismi Buster Keaton ise ondan farklıydı. Eski bir akrobat ve çocuk vodvil oyuncusu olan Keaton filmlerinde tuhaf akrobatik hakeretler yapan karakterlere yer veriyordu. 
 
LAUREL VE HARDY SONRAKİ KUŞAĞIN DEHASI OLDU 
 
Sinemaya sesin girmesiyle birçok sessiz komedi oyunucusunun da kariyeri değişmek zorunda kaldı. Chaplin “Asri Zamanlar” gibi filmlerinde ses efektlerine yer verse de 1940 yapımı “Büyük Diktatör” filmine kadar diyaloğun olduğu yapımlara karşı çıktı. Keaton bu yeni türe uyum sağlamakta zorlandı. Dönemin bir diğer ismi W. C. Fields ise sesli filmlere iyi bir geçiş yaparak kariyerinde olumlu bir gelişim sağladı. Laurel ve Hardy ise sessiz sinema döneminin sonuna yetiştiklerinden diyaloğa dayalı sinemaya da ayak uydurarak bir sonraki dönemin komik dehaları olmayı başardılar. 
 
Raymond Griffith Eller Yukarı filmindeki oyunculuğuyla  adından söz ettirmişti.  
Yönetmen, oyuncu, yazar ve komedyen olan Charlie Chaplin, yarattığı “Şarlo” karakteri ile özdeşleşti ve öyle anılmaya başlandı . 
 
Saf ama tehlikeli genç kadın hakkındaki melodram “Pandora’nın Kutusu” için yapılmış bir Alman afişi.
 
SESSİZ SİNEMANIN KADINLARI
 
1912’DE Clara Pontoppidan sinema tarihinin ilk vamp kadınını canlandırdı. Bu sesiz dönemde Lillian Gish masum ve duygusal, Mary Pickford ise çılgın kızlara hayat veriyordu. 1915 yapımı “Orada Bir Çılgın Vardı” da ise zengin erkekleri hedef alan bir vamp kadın rolüyle Theda Bara yer aldı. Filmin başarısı onun yıldız olmasını sağladı. 1917 yapımı Cleopatra’da da yine vamp kadın olarak izleyici karşısına çıksa da, ABD sinemsının ilk vamp kadını ondan önce Alice Hollester olmuştu.
 
SİNEMANIN İLK SEKS SEMBOLLERİNDEN BİRİ
 
Bara 1926 “Greta Garbo Dişi Şeytan” ve “Flash And The Devil”le iyice yıldızlaştı. Helen Gardner ve Myrna Loy da sessiz sinemanın oyuncu kadınlarındandı. 1927’de Clara Bow’un rol aldıı “It” bir caz çağı ikonu yarattı. Aynı yıl tam 6 filmde rol alıp diğer filmlerinde uslanmaz bir çapkın olmasına rağmen bu film ona “it girl” lakabını kazandırdı ve sinemanın ilk sesk sembollerinden biri haline geldi.
 
1920’LERDEN İTİBAREN KADIN İKONU DEĞİŞTİ
 
Sessiz sinemanın ilk yıllarında kadın karakterler daha çok fantezi yaratımlardı. F. Scott Fitzgerald’in sansasyonel ik romanı “This Side Of Parodise”ın etkisiyle 1920’ler de seksi özgürleşmiş genç kız ve özgürleşmiş tecrübeli eş figürlerine yer verilmeye başlandı. Bu filmlerdeki kadınlar artık çalışıyor, içki ve sigara içiyor, oy kullanıyor, cinselliklerini yaşayabiliyorlardı. Colleeen Moore bu yıllara imzasını attı. Öte yandan “Pandora’nın Kutusu”nda başrol oynayan uçarı Louise Brooks’un canlandırdığı Lulu karakteri onu aşk tanrıçalığına taşıdı...
 
Mary Pickford, sessiz sinema döneminde Amerika’nın sevgilisi olarak anılıyordu. 
 
Theda Bara, J. Gordon Edwards’ın yönettiği “Cleopatra”da Mısır Kraliçesi rolünde. 
 
Buster Keaton ilk kez 1917’de komedyen-yönetmen Fattie Arbuckle’ın filmi “The Butcher Boy”da rol aldı.