Gazetevatan.com » Yazarlar » Hangi ünlü tükenmiyor ki?

Hangi ünlü tükenmiyor ki?

12 Ağustos 2018 Pazar


Melih Cevdet Anday bir şiirinde, “Bir misafirliğe gitsem / Bana temiz bir yatak yapsalar / Her şeyi, adımı bile unutup / Uyusam…” der… Bu şiiri her okuduğumda bembeyaz mis gibi çarşaflarla kaplı, bol yastıklı şahane bir yatakta, tüm dünyadan kendimi soyutlayıp uyumayı hayal ederim. Özellikle yaşadığımız dönemde aşırı kirliliğe maruz kalan zihinlerimizi parlatmanın, hayal kırıklıklarımızı onarmanın, fiziksel ve psikolojik yüklerimizden kurtulmanın düşü zaman zaman herkesin kapısını çalıyor… 
Mutlu olmanın şartları son derece kişiselken, insanları mutlu olması gerekenler ve mutsuz olması gerekenler olarak ikiye ayırmanın mantıksızlığını her zaman savunurum. Yaşam şartları psikolojilerin şekillenmesinde son derece önem taşısa da, görüyoruz ki, fazlasıyla iyi bir hayata sahip olanların da tükenmeşlikle başı dertte… 
İlk olarak Meryem Uzerli ile ülkemizde bilinir hale gelen “Tükenmişlik Sendromu”, gıpta ile bakılan, özenilen yaşamlar süren ünlüler dünyasında sinsi sinsi gezintisini sürdürüyor. Hepsi magazine yansımasa da bu hastalık o şaşaalı camianın içinde fazlasıyla popüler… Ve en son kurbanlarından biri de Burak Özçivit olarak görülüyor. Kendisi bu haberlerden sonra her ne kadar ‘Tükenmişlik sendromuna yakalandığınız doğru mu?’ sorusuna; “Öyle bir şey olabilir mi hiç arkadaşlar ya daha neler, gördüğünüz gibi gayet iyiyim” demiş olsa da, bu sendroma yakalandığı haberlerinin kaynağı olan “Ben bu hayatta istediğim her şeyi elde ettim. Canım kahve içmek istedi Paris’e gittim. Gezmek istedim, Ortadoğu’ya gittim ama artık hiçbir şeyden zevk alamıyorum… ” cümleleri pek de yabana atılamaz… 
Tükenmişlik Sendromu denen şey de zaten, mükemmeliyetçi insanlar, hep daha iyisini yapma ihtiyacı duyanların isteklerini bir şekilde elde ettikten sonra hayatın anlamsızlığına kanaat getirmesi durumunu da içine almıyor mu? Veya içinde yetersizlik hislerinin telafisini için yüksek hedefler belirleyen, olması gerektiğine inandığı şeylerin olmayışının tetiklediği bir sendrom değil mi? 
Özçivit için adı tükenmişlik değilse bile, bir şeylerin çok da yolunda olmadığı aşikar… Oyuncu en son Kara Sevda dizisiyle adından sıkça söz ettirmiş sonrasında Murat Boz’la başrolleri paylaştığı “Kardeşim Benim” filmini çekmiş olsa da, umulan olmamış film beklenen ilgiyi görmemişti. Fahriye Evcen’le yaptığı evlilik, balayı ve magazinsel haberler dışında mesleki anlamda ortalarda görülmeyen oyuncunun her kanal üç beş dizi projesine yer verirken, geri planda kalması psikolojisinin hafiften bozulması için yeterli bir sebep gibi duruyor… 
Kahve içmek için Paris’e gidemeyenler olarak, “seninki de dert mi ki, benim derdim yanımda” desek yeridir. Veya şunu hatırlatalım. Jose Mourinho’ya gazeteci sorar: “Takım yorgun muydu?”, hoca cevap verir “Yorgun mu? Günde 15 saat çalışıp ayda birkaç yüz euroyla evine dönen baba yorgun olur, biz değil... “