Gazetevatan.com » Yazarlar » Yeşilçay klişe, Müjde Uzman şahane

Yeşilçay klişe, Müjde Uzman şahane

08 Temmuz 2018 Pazar


Bana kalırsa TV ekranında en izlenilesi şey yarışma olabilir. Film demiyorum çünkü tam kendimizi filme kaptırmışken araya “Değer mi hiiç, değer mi hiiç” diye bir tüy dökücü krem reklamının girmesi pek film keyfi bırakmıyor insanda. Bu arada bu bahsettiğim reklam gerçekten fazla sinir bozucu değil mi? Ya da ben taktım bilemiyorum... “Üff daha dün onlardan kurtulmuştum oysa ki...”, diye tüylerinden yakınan kıza Sezen Aksu’nun unutulmazlarından bir şarkıyla gözleri olabildiğince açıp yaklaşmak nedir? İsminin önüne sürekli sempatik sıfatı yakıştırılan Seda Bakan da anlamsız reklamda fazla itici... Zaten sevilen eski şarkıların reklam filmlerinde kullanılmasına karşıyım. Özellikle de MFÖ şarkıları...

 

TV’de en izlenesi şey yarışmalar dedim fakat elbette Yaparsın Aşkım, Ben Bilmem Eşim Bilir formatındakilerden bahsetmiyorum. Veya gündüz kuşağının didişmeli yarışlarından... Kelime Oyunu, Milyonluk Resim, Murat Yıldırım’ın ruhsuz sunumuna rağmen Kim Milyoner Olmak ister gibi, izlerken kendi bilgini de sınayabileceğin, yarışın içinde kendini de hissedeceğin türden yarışmalar bahsettiğim... Güce, el becerisine, şansa dayalı yarışmalar işin içinde olan için keyifli olabilir de, izleyen için nasıl bir keyif vaat ediyor bilemiyorum. Herkeslerin sevgilisi Survivor dahi bana sıkıcı birbirini tekrarlayan yarışlardan ibaret görünüyor. Yarışlar dışındaki rekabet, insanların birbirleriyle gerilimleri olmasa, sanmıyorum ki bu kadar izlenir olsun...

Perşembe akşamı yeni bir yarışma “Geleceğin Starı” ekran yolculuğuna başladı. Beren Saat ve Engin Akyürek’i oyunculuk dünyasına kazandıran “Türkiye’nin Yıldızları”yla aynı formattaki  “Geleceğin Starı”nda, programın jürisinde yer alan Fırat Parlak’ın dediğine göre 39 bin başvuru içinden seçilmiş oyunculuk hayalini gerçekleştirmek için yeteneklerini sergileyen 16 genç yarışmacı var. Açıkçası ben biraz “Nasıl yani?” olmadığım değil. Tamam, gençler fena değil, kötü diyemeyiz ancak, 39 bin kişi içinden seçilmiş 16 kişi denilince insan karışısında harikalar yaratan oyunculuklar bekliyor... Yani bu söylem ciddi anlamda beklentiyi yükseltiyor izleyici için.

Bu arada Fırat Parlak sesiyle tanıdığımız bir yönetmen. Tolga Çevik’in, Komedi Dükkanı, Arkadaşım Hoşgeldin ve en son TOLGSHOW’un da yer alan atarlı dış ses kendisi. Jüri koltuğunda ona Nurgül Yeşilçay ve Hamdi Alkan eşlik ediyor. Hamdi Alkan’a hiç lafım yok. Ancak Yeşilçay jüri klişelerine daha ilk bölümden başladı. Kimi yarışmacılara abartılı şekilde “sana bayılıyorum”lar mı dersiniz, kaslı gecin kaslarına övgüler mi... “Güzel vücudu var onu niye göstermesin ki” gibi cümleler... Bir an kendimi Hülya Avşar’ı izler gibi hissettim. Asıl bomba cümlesi ise, belki de yarışmanın en kötü, en güldürmeyen ve ilk skeci için “Gülmenin yetmediği zamanlar vardı.”...  “Geleceğin Starı”nın sunucusu Müjde Uzman ise öyle olması gerektiği gibi ki... Çok doğal, yapmacıklıktan uzak... Alışkın olduğumuz gibi ne gereksiz cıvıklık, ne rol çalmaya çalışmak, ne robotik bir ifade... Kendisini gerçekten çok başarılı buldum... Geleceğin sunucusu da o olsun!

Bir şöhret kafasımız eksikti!

Yarın Eser Yenenler’in sunumuyla ekrana gelecek yeni bir yarışma “Şöhret Kafası” ilk bölümüyle ekran sınavına çıkacak. Yarışmacılar, tanınmış isimlerin maketten yapılmış “kafa”larını giyerek eğlenceli parkurları tamamlamaya çalışacakmış. Yaparsın Aşkım türünün bir farklı versiyonu sanırım. Ünlülerin hayatlarından esinlenerek oluşturulan etaplar, yarışmacıları zorlarken izleyiciyi güldürmeyi amaçlıyor. Böyle bir formatta Yenenler’in  zorlanacağını sanmıyorum. İzlemeden iyi-kötü yorumu yapamam elbette, sadece “Ne gerek vardı?” diyebilirim…