Gazetevatan.com » Yazarlar » Parıltılı evlilikler ve sesi para dolu kadınlar

Parıltılı evlilikler ve sesi para dolu kadınlar

26 Eylül 2017 Salı


Evlilik nedir? diye sormuşlar Melih Cevdet Anday’a, “Eskiden, kız tarafının ve oğlan tarafının ailesi bir araya gelir, yeni çiftin kuracağı yuva için beraber hazırlık yapılır, yeni ev düzülürdü. Tabii o zamanlar evler genelde bahçe içinde müstakil evlerdi. O yüzden buna “evlenmek” denirdi. Şimdi ise yeni evliler apartman dairelerinde yani katlarda oturuyorlar, bu yüzden artık evlilik “katlanmaktır” demiş...

Şu sıralar evlenenler, evliliğin eşiğinden dönenler, boşananlar, aldatanlar, aldatılanlar, zengin evli erkeklere kancayı takanların haberleriyle dolup taşıyor gündem. Tabii magazine malzeme olan bu ilişkiler Melih Cevdet’in “katlanmak” olarak tanımladığı evliliklerden farklı bir ‘level’da seyrediyor. 

Geçtiğimiz günlerde Acun Ilıcalı’nın, sekiz yıllık sevgilisi ve kızının annesi Şeyma Subaşı ile olan tantanalı düğünü her yerde gözümüze çalındı. Ilıcalı aşağı yukarı 15 yıl gibi kısa bir süre içinde füze rampasıyla tepeye fırlatılmışcasına ani bir yükseliş gösteren ve bizlere “nereden nereye” dedirten üç beş insandan biriyken,  “nereden nereye” cümlesi son yıllarda  Şeyma Subaşı için de sık kullanılır oldu. Televizyonculuğa muhabirlik ile başlayıp 2002’de “Acun Firarda” programıyla ekranda görmeye başladığımız Ilıcalı, şimdilerde TV8’in sahibi olarak karşımızda boy gösteriyor. Allah “yürü ya kulum” dedi, o da parmak arası terlikleriyle iyi yol aldı doğrusu... Peki Şeyma Subaşı? Onun rampası da haliyle Ilıcalı oldu. 2009’da katıldığı “Var Mısın Yok Musun” yarışmasıyla hayatı değişti. O sıralar evli olan Acun Ilıcalı ile yaşadığı aşk, onu kısa sürede ortalama bir hayattan, görünürde birçoklarınca imrenilesi bir yaşama taşıdı.

Ilıcalı’nın programlarının gördüğü ilgiye bakılırsa halk tarafından oldukça fazla sevildiği aşikar. Ancak yeni eşi Şeyma Subaşı ile ilgili aynı şeyi söylemek pek mümkün değil. Yapılan yorum ve eleştirilere baktığımda, sebep olarak gösterilebilecekler, verdiği röportajlarında da göze çarpan, tek vasfı zengin bir adamın sevgilisi ve çocuğunun annesi olmak olan ergenliğinden çıkamamış bir kadın profili çizmesi. Aynı zamanda görgüsüzlüğe varan derecede “parayı buldum, yaşıyorum” mesajı kokan varlığını sergileme çabası olsa gerek...

Dolayısıyla, Subaşı’nın evlilik hazırlıkları ve düğününü de abartılı bir boyuta taşımaması şaşırtıcı olurdu. Kime ne, bize ne? elbette... Gelin görün ki, insan iki kişilik bir mutluluğun taçlandırılması söz konusu olunca damatta da aynı çoşkuyu görebilmeyi istiyor. Ancak, sosyal medyada yapılan “Şeyma kendi kendine evlendi!” yorumlarına katılmamak mümkün değil. Maalesef Acun Ilıcalı bütün bu tantananın ortasında göze damat değil de, “kızının her türlü aşırılığına göz yuman bir baba figürü” gibi yansıdı. Dünyada da bir çok örneğinin bulunduğu şahane hayatlar tablosu bir çeşit Amerikan Rüyası gibi değil mi? “Hayatınızı, satabileceğiniz bir şey haline getirmek.” diyor, Chuck Palahniuk, Tekinsiz isimli kitabında Amerikan Rüyası’nı tanımlarken. Şeyma Subaşı’nın yaptığı da bu... Fakat Acun Ilıcalı tablonun biraz dışında kalıyor... 

Öte yandan Amerikan Rüyası deyince Fitzgerald tarafından kaleme alınan “Muhteşem Gatsby” romanını anımsadım. Bazılarınız bu eseri yönetmenliğini Baz Luhrmann yaptığı başrollerinde ise Leonardo DiCaprio, Tobey Maguire, Carey Mulligan gibi isimlerin paylaştığı sinema uyarlamasından hatırlayabilir.

1925 yılında yayımlanan romanda, materyalist dünyalarında söz konusu Amerikan Rüyası koşullarında yaşamaya devam edebilmek için evliliklerini mantık ekseninde sürdüren bir çiftin hikayesine tanık oluyoruz. Güzel olduğu kadar sığ, derinliği olmayan bir kadın Daisy ile zengin kocası Tom’un evliliklerinde onları birbirlerine bağlayan şey ne aşk, ne mutluluk. Önemli buldukları tek şey sosyal statüleri. Günümüz dünyasında da sıkça karşılaştığımız bir evlilik şekli. Yazının başında evlenenler, aldatanlar, aldatılanlar, evli erkekleri ayartanların haberleriyle kaynıyor gündem demiştim. Paranın olduğu yerde, her şey önemini yitiriyor büyük bir kesim için. Bu bir gerçek! Kitaba adını veren Gatsby karakteri, yıllarca unutamadığı, uğruna kısa yoldan zengin olmak için yasa dışı işlere giriştiği, hatta aşkı uğruna canından olduğu Daisy için “Sesi para doluydu” diyor... Ne güzel bir tanımlama!

Devir, sesi para dolu kadınların devri... Aşkın yerine parayı oturtanların. Zengin sevgili sponsorluğunda yaptırılmış popoları memeleri, spor salonunda çekilmiş fotoğraflarla sergileyen kadınlar ve zengin erkeklerin sosyal statü uğruna gözlerini kapatan karılarının...  Yaşasın sesi aşk dolu kadınlar!