Gazetevatan.com » Yazarlar » Bir çocuğun sesiyle yazan yaşlı Kurt!

Bir çocuğun sesiyle yazan yaşlı Kurt!

11 Nisan 2017 Salı


Paketlerin üzerindeki uyarılara rağmen hâlâ ölmediği için ünlü bir tütün markasına dava açmayı düşünen bir adam o!  “Aslında sürekli Pall Mall içerek oldukça asil bir biçimde intihar ediyorum” diyen, hayatı boyunca tutkulu bir sigara tiryakisi olarak yaşayan,  1985’te intihar eden ancak,  ölmeyi beceremeyen Kurt Vonnegut, beklemediği şekilde uzun yaşayarak 85 yaşındayken, bundan tam 10 yıl önce aramızdan ayrıldı. Üstelik yine beklediği gibi sigaradan değil, evinin merdivenlerinden düşerek başını çarptığı için gerçekleşti ölümü...

“Tipik bir insan davranışıydı”

Bilgelikle delilik arasında seyreden, kendine has üslubuyla, mizahıyla, absürd yaratıcılığıyla okurları tarafından ya çok sevilen ya da hiç  anlaşılmayan  Vonnegut’un hayatına baktığımızda ölümle hep yakından ilişkili olduğunu görüyoruz. 2. Dünya Savaşı’nın son dönemlerinde Hiroşima’ya bomba atıldığında oradaydı Vonnegut.  “Bomba atıldığında Hiroshima’daydım, Hiroşima’nın bombalanması Nanking’de tecavüz kadar affedilmezdi ve en az onun kadar tipik bir insan davranışıydı.” diye basit bir dille bahsediyor Hokus Pokus kitabında o günlerden. Sonrasında gönüllü olarak orduya katılıyor. Savaşın en trajik anlarından Dresden Bombardımanı’na şahit oluyor, hatta Almanlar’a esir bile düşüyor... Üstelik bütün bunların arasında Anneler Günü’nü kutlamak için 1944’de izinli olarak eve döndüğünde, annesinin bir kutu ilaç içerek intihar edişiyle sarsılıyor...

“Bir çocuğun sesiyle yazıyorum”

Bütün bu hayat tecrübesinin sonunda Vonnegut katıksız bir hümanist olarak çıkıyor karşımıza. “Biz hümanistler” diyor, “Ölümden sonra hiçbir ödül ve ceza beklentimiz olmaksızın mümkün olduğunca edepli, dürüst ve onurlu davranmaya çaba gösteririz.” Ölümünden önce, hâlâ Amerikan Hümanistler Birliği’nin onur başkanı olan yazar, bütün romanlarının başında ise şu cümleyi kuruyor: “Ölü ya da diri tüm kişiler rastlantısaldır, dolayısıyla yorumlanmamalıdırlar.”

Keskin bir mizahın altındaki gerçek!

Sivil hayata döndüğünde önce muhabirlik yapan  Vonnegut yazarlıkta karar kılana kadar birçok farklı alanda çalışıyor. Öyle ki araba satım işinde bile bulunuyor. Yazarlıktaki ilk çıkısı 1963 yılında yayınlanan “Kedi Beşiği” kitabıyla oluyor. Bu kitap beni de Vonnegut ile tanıştıran kitabı. Bilim, teknoloji ve dinlerin insan hayatına etkilerini inceden inceden alaycı ve sürükleyici bir dille aktarıyor okuyucuya.

Hiroşima’dan esinlenen bu fantastik romanla ilgili bir dip not ise, öğrenciyken hazırladığı tezi yetersiz bulup geri çeviren Chicago Üniversitesi’nin “Kedi Beşiği” yayınlandıktan sonra,  yazarı davet edip antropoloji dalında yüksek lisans derecesi vermesi. :)

“Cinayetlerin ortağı olmayın!”

Daha sonra ise otobiyografik özellikler taşıyan romanı “Mezbaha 5” ile 1969 yılında okuyucuyu buluşturuyor Vonnegut... “Yazarın işi bir yabancının vaktini, o vakit boşa harcanmış gibi hissetmeyeceği şekilde kullanmaktır” diyen usta kalem bu cümlesinin arkasında dururcasına, tüm kitaplarında okuyucunda güzel hisler uyandırmayı başarıyor...

Bu güzel kalpli adamın çocuklarına tek tavsiyesi ise şu oluyor: “Hiçbir şartta katliamlara ve savaşlara dahil olmayın. Bu savaşlar için silah üreten şirketlerde çalışmayın. Hepimiz öyle ya da böyle düzenin içinde yaşamak zorundayız. Ama bizden farklı oldukları için insanları öldürmek zorunda değiliz. İnanmadığınız hiçbir partiye oy vermeyin, cinayetlerin ortağı olmayın.” Bizler de onun bu tavsiyesini alıp cebimize koyalım!