Gazetevatan.com » Yazarlar » Onların hepsi birer Hachi birer Pat!

Onların hepsi birer Hachi birer Pat!

04 Nisan 2017 Salı


Ne zaman gözlerindeki hüzünle içimi sızlatan bir köpek görsem aklıma Doğu’nun Kafka’sı olarak anılan İranlı yazar Sâdık Hidâyet’in “Aylak Köpek” hikayesi gelir. Pat isimli  bir köpeğin sahipsizliğini anlatan bu hikayede, insanların Pat’a karşı korkunç davranışlarını ve Pat’ın acı dolu sonunu son derece sade ama bir o kadar da vurucu bir dille anlatıyor Hidayet.  Diyor ki: “Gözleriyle dileniyordu okşanmayı; sevgisini gösterip eliyle başını okşayana canını vermeye hazırdı.” İnsanlardan taş, sopa, tekmeden, düşmanlıktan başka bir şey görmeyen Pat için en büyük işkencenin kimse tarafından okşanmamak olması, bir yumru olarak boğazına oturuyor okuyanın. Tıpkı küçük bir çocuk gibi Pat... Aslında çocuktan da ziyade, hepimiz gibi, insan gibi... 

Kitaplar dışında, hayvanları başrole oturtan sayısız film de var elbette. Sanırım bunlardan en kalbe dokunanı Japonya’da meydana gelen gerçek bir hayat hikayesinden esinlenilen çekilen “Hachiko: Bir Köpeğin Hikayesi”. 1987 yılında Hachiko Monogatari ismiyle izleyiciyle buluşan Japon yapımı film 2009’de Amerikalı yapımcılarca yeniden çekildi. Başrolünde Richard Gere’in yer aldığı bu dokunaklı filmin konusu bir profesör ve tren istasyonunda bulduğu köpek etrafında şekilleniyor.

Gerçek ve karşılık beklemeyen sevgi!

Akita cinsi yavru köpeğin Japonya’dan gönderilen taşıma esnasında tren istasyonunda kaybedilmesi ve Profesör Parker’ın köpeği bulmasıyla başlayan filmde, Parker ve ailesi sahibini bulana kadar evlerinde ağırlamayı düşündükleri köpeğin sahibi hiçbir zaman bulunamayınca köpeğe içten bir bağlılık duymaya başlıyor. Bu sevimli dost, Parker işe giderken onunla istasyona gidip onu uğurladıktan sonra dönüşte de karşılamayı adet ediniyor. Fakat bir gün Parker’ın gitmemesi için elinden geleni yapıyor, başarısız da olsa onu yolundan çevirmeye çalışıyor. İşte tam da o gün Parker kalp krizi geçirip  hayatını kaybediyor. Profesörün ölümünden itibaren tam 9 yıl boyunca istasyonda sahibini bekleyen Hachi en sonunda bir mart ayında istasyonda hayata gözlerini kapatıyor... Japonyada 1923-1935 yılları arasında yaşanmış ve Hachi’nin sadakatinden ötürü Shibuya İstasyonu’nun önüne onun bir heykeli dikilmiş. Klişe olacak ama o şimdi gönüllerde yaşıyor.

Bugün, ‘Sokak Hayvanları Günü’

Pat ve Hachi’den bahsettim çünkü bugün “Dünya Sokak Hayvanları Günü”. Hemen hemen her gün yeni bir tüyler ürpertici vahşet haberiyle karşılaşıyoruz sokak hayvanlarıyla ilgili. O masumlar yanlış politikalar, uygulamalar yüzünden, duyarsız ve merhamet duygusu gelişmemiş insanlar yüzünden tarifsiz acılara maruz kalıyorlar, öldürülüyorlar...  Oysa ki dünya bizim olduğu kadar onların da. Bizden bekledikleri çok şey değil, sadece sevgi... Ancak şunu söylemeden edemeyeceğim, aşırı hayvanseverlik ve duyarlılık kasanlar da en az onları hiçe sayanlar kadar rahatsız edici. Öyle ki, hayvanlara verdiği sevgide ne kadar cömertse insanlara da bir o kadar cimri, yargılayıcı ve sınırını bilmeyenler... Veya hayvan sevgisiyle olmadık şeyleri bağdaştırıp saçmalıktan da öteye gidenler... Et yiyenlerle tecavüzcüleri bir tutan şuursuzlar... Nihayetinde sevmek de bir beceri işidir. Güzel sevmeyi bilelim, insanı da, hayvanı da, doğayı da...

Replik

“Büyükbabamı hiç hatırlamıyorum, ben çok küçükken öldü. Ama o ve Hachi hakkında çok şey duydum, sanırım onu tanıyabiliyorum. Onlardan değer vermeyi ve sadakati öğrendim, sevdiklerimi asla unutmamayı. Kısacası Hachi sonsuza kadar benim kahramanım.”