Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın'dan 'Bağdadi' açıklaması

AA |  28 Ekim 2019 Pazartesi - 13:17 | Son Güncelleme : 28 10 2019 - 15:45

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, DEAŞ elebaşı Ebubekir el Bağdadi'nin öldürülmesinin terörle mücadelede bundan sonraki kararlılığı perçinleyen bir gelişme olduğunu belirterek, "Fakat buradan özellikle Suriye'de YPG terör örgütüne bir kredi çıkartma, onlara bir paye verme şeklinde bir çabanın olduğunu da görüyoruz. Bunlara karşı da herkesin çok dikkatli olması gerekiyor." dedi.


Kalın, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesinin akademik yıl  açılışına katıldıktan sonra gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
 
ABD Başkanı Donald Trump'ın DEAŞ elebaşı Bağdadi'nin öldürülmesine  ilişkin açıklamalarını değerlendirmesi istenen Kalın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip  Erdoğan'ın dün konuya ilişkin sosyal medyadan yaptığı açıklamayı hatırlatarak,  "Bu terörle mücadelede önemli bir kazanımdır." dedi.
 
Türkiye'nin DEAŞ'la bugüne kadar bir çok cephede mücadele ettiğini,  Fırat Kalkanı Harekatı'nda 3 binden fazla DEAŞ'lı teröristin etkisiz hale  getirildiğini anlatan Kalın, binlerce DEAŞ'lı veya iltisaklı kişinin sınırda  durdurulduğunu, yargılandığını, ülkelerine gönderildiğini dile getirdi. Kalın,  şöyle konuştu:
 
"Özellikle son 3-4 yılda bu terör örgütünün Suriye ve Irak sahasında  yükselişine paralel olarak biz çok ciddi bir mücadele verdik. Bu terör örgütü,  her şeyden önce en çok İslam'a ve Müslümanlara zarar vermiş bir beladır, bir  kanserdir. Bugüne kadar birçok Müslümanın kanına girmiştir. Suriye'de, Irak'ta,  Ürdün'de, Türkiye'de başka yerlerde yaptığı saldırılarla yüzlerce masum insanın  ölmesine sebep olmuş bir terör örgütüdür. Ne ideolojisi ne yöntemi ne sosyolojisi  bu coğrafyayla uzaktan yakından ilgisi olan bir terör örgütü değildir.  Dolayısıyla bunların temizlenmesi, bu sapkın ideolojinin ortadan kaldırılması  Türkiye'nin de desteklediği, mücadele ettiği bir konudur.
 
Zaman zaman 'Türkiye DEAŞ'la yeteri kadar mücadele etmiyor, bunların  sınırdan geçişlerine izin veriyor, hatta bunları destekliyor' gibi bir takım kara  propaganda faaliyetlerinin yapıldığını gördük. Bunlara karşı en net cevabımızı  biz Fırat Kalkanı Harekatı'nda, öncesinde ve sonrasında verdik. Bundan sonra da  bu terör örgütüyle mücadelemiz etkin bir şekilde devam edecek. Bu konuda sadece  askeri makamlarımız, ilgili birimlerimiz değil Diyanet İşleri Başkanlığımız da  DEAŞ ideolojisinin ne kadar sapkın bir ideoloji olduğuna dair ilmi, akademik  çalışmalar yaptı. Bunları daha da devam ettireceğiz."
 
 "DEAŞ ve FETÖ'nün dini kullanan sapkın bir ideoloji anlamında farkı  yok"
 
Son dönemde din kaynaklı, İslam'ı ideolojisine alet eden iki terör  örgütüyle karşı karşıya kalındığını ifade eden Kalın, bunun birisinin DEAŞ terör  örgütü, diğerinin ise FETÖ terör örgütü olduğunu söyledi.
 
Dünyanın kendisine saldırdığı için DEAŞ terör örgütünü küresel bir  terör problemi olarak gördüğünü ancak FETÖ'yü bu çerçevede görmediğini belirten  Kalın, "Halbuki baktığınız zaman dini kullanan sapkın bir ideoloji anlamında  ikisinin birbirinden bir farkı yok. İkisi de son tahlilde hedeflerine ulaşmak  için şiddeti meşru gören, kullanan örgüt. FETÖ örneğinde de bunu 15 Temmuz'da  gördük." dedi.
 
Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"DEAŞ'a karşı mücadelemiz etkin bir şekilde bundan sonra da devam  edecek. Özellikle Suriye sahasında, bizim kontrolümüzde olan bölgelerde DEAŞ'ın  bir varlık göstermemesi, hiçbir şekilde geri gelmemesi için de çalışmalarımız  sürecek. DEAŞ liderinin öldürülmesi önemli bir kazanımdır, terörle mücadelede  bundan sonraki kararlılığı perçinleyen bir gelişmedir fakat buradan özellikle  Suriye'de YPG terör örgütüne bir kredi çıkartma, onlara bir paye verme şeklinde  bir çabanın olduğunu da görüyoruz. 'Onlar bir takım istihbarat paylaşımı  yapmışlar, destek olmuşlar' gibi. Bunların YPG terör örgütünü meşrulaştırmaya  dönük birer çaba olduğunu biz görüyoruz. Bunlara karşı da herkesin çok dikkatli  olması gerekiyor. Bizim açımızdan DEAŞ nasıl bir terör örgütüyse FETÖ nasıl terör  örgütüyse PKK da onun Suriye'deki uzantıları olan YPG de PYD de onun değişik  fraksiyonları da birer terör örgütüdür. Zaten dünyanın anlamadığı şey bu.  Türkiye, aynı anda üç terör örgütüne karşı mücadele eden tek NATO ülkesidir,  DEAŞ'a, FETÖ'ye ve PKK'ya karşı mücadele eden bir ülkedir."
 
Bu mücadelede dünyanın yeteri kadar Türkiye'nin yanında durmadığına,  destek vermediğine dikkati çeken Kalın, "Bu mücadeleyi biz kendimiz yaptığımızda  Cumhurbaşkanımızın tabiriyle 'terörü kaynağında kurutmak için' adım attığımızda  da bu sefer 'Suriye'de demografik denge bozuluyor, insani kriz oluyor, DEAŞ'la  mücadele zayıflıyor, DEAŞ geri gelecek' gibi bir takım yalan yanlış haberlerle  zihinlerin çelinmeye çalışıldığını görüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
 
Kalın, terörün her türüne karşı olduklarını belirterek, dünyada terör  örgütleri arasında hiyerarşik ilişkiler kurarak, ayrım yaparak "bu iyi terör  örgütüdür", "bu kötü terör örgütüdür" diyerek terörle mücadele edilemeyeceğinin  altını çizdi.
 
Terörün her türüne karşı el birliği ile mücadelenin şart olduğunu  vurgulayan Kalın, "Bu DEAŞ için de geçerlidir, FETÖ için de geçerlidir, PYD, YPG,  PKK için de geçerlidir." dedi.
 
DEAŞ'a karşı mücadelenin aynı kararlılıkla devam edeceğinin altını  çizen İbrahim Kalın, "Fakat buradan YPG'yi aklamaya, onlara bir paye vermeye  dönük çabaların da bizim açımızdan kabul edilemez olduğunu bir kez daha ifade  etmek isterim." ifadesini kullandı.
 
 "Yoğun bir diplomasi oldu"
 
 Bir gazetecinin, "ABD Başkanı Trump Türkiye'ye de teşekkür ederek,  ülkeler arasında ilgili birimlerin haberdar edildiğini söyledi. Bu operasyona  yönelik olarak Türkiye'den herhangi bir istihbarat ya da lojistik desteği söz  konusu mudur?" sorusuna Kalın, şu yanıtı verdi:
 
 "Askeri ve istihbari birimlerimiz Amerikan mevkidaşlarıyla bu konuda  temas içerisinde oldular, koordinasyon da yaptılar. Özellikle, operasyonun  yapıldığı gece askeri makamlarımız arasında yoğun bir diplomasinin olduğunu ifade  edebiliriz. Biz zaten böyle bir şeyden sadece memnuniyet duyarız, buna destek  oluruz. Böyle bir terör örgütünün burada yuvalanması, Suriye'de, bizim  sınırımızda veya başka bir bölgede bizim zaten kabul edebileceğimiz bir şey  değildir. Biz bugüne kadar terörle mücadelede, askeri ve istihbari anlamda destek  sağladık, koordinasyon yaptık. Bundan sonra da yapmaya devam ederiz."
 
Geçmişte Türkiye'de yakalanıp ülkelerine iade edilen DEAŞ'lıların  Avrupa ülkelerinde serbest bırakıldığını hatırlatan Kalın, "Sonra bir kısmı  Fransa'da terör eylemlerine karıştı. Bugün de bakın yine aynı mesele yine  karşımızda duruyor. Bizim devraldığımız bölgede bulunan DEAŞ'lı esirlerle ilgili  Avrupa ülkeleri, kaynak ülke olarak bunları almak istemiyorlar. Çok ilginç bir  şey. Halbuki uluslararası hukuka göre, o devletlerin mecburiyetidir kendi  vatandaşını almak. Suç işlemiş olsa da alıp onu yargılar, gerekli hükümleri  verir, cezası, infazı neyse, bunu uygular. Ama burada çok garip bir durumla karşı  karşıyayız. Terörle mücadele ediyorsak, burada herkesin elbirliğiyle buna destek  olması gerekir." diye konuştu.
 
Türkiye'nin bugüne kadar terörle mücadelede üzerine düşenin fazlasını  yaptığının altını çizen Kalın, "Cumhurbaşkanımızın dirayetli liderliğiyle Barış  Pınarı Harekatı ile de hem sahada hem masada güçlü olmanın ve netice almanın çok  güzel bir örneğini ortaya koyduk. Bundan sonra da DEAŞ, PKK, FETÖ terör  örgütlerine karşı mücadelemiz hem sahada, hem masada hem her platformda kararlı  bir şekilde devam edecek." dedi.
 
 "Ziyaret planlanıyor, görüşmeyle ilgili bir teyit veremiyorum"
 
 Bir başka gazetecinin "Neçirvan Barzani'nin bir ziyareti olacak bu  hafta içinde Türkiye'ye. Cumhurbaşkanı ile bir görüşme var mı?" şeklindeki sorusu  üzerine  Kalın, "Ziyaret planlanıyor, görüşmeyle ilgili şu anda bir teyit  veremiyorum. Aslında çok önceden planlanmış bir şeydi bu. Bu son hadiseyle  doğrudan ilgili değil." diye konuştu.
 
Irak'ın kuzeyindeki yönetimle de bölgedeki bütün ülkelerle ve bölge  yöneticileriyle olduğu gibi iyi ilişkilerin bulunduğunu, bu ilişkileri  geliştirmek istediklerini dile getiren Kalın, bunun için temasların devam  edeceğini söyledi.
 
Zaman zaman Barış Pınarı Harekatı'nın Kürtlere karşı yapıldığına dair  bir takım tezviratlarda bulunulduğunu anımsatan Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
 "Bunun böyle olmadığını aslında herkes biliyor. Bizim bölge Kürtleri  ile herhangi bir sorunumuz yok, ülkemizde yaşayan Kürt kardeşlerimizle bir  sorunumuz yok, bizim sorunumuz Kürtleri de ezen, onlara zulmeden terör örgütüdür,  onları asla temsil etmeyen terör örgütlerine karşı mücadeledir. Aynı şey Suriye  için de geçerli. Suriye'de PKK'lı, YPG'li olmayan Kürtlerle bizim bir sorunumuz  yok, iyi ilişkilerimiz var. Bunlar, Anayasa Komisyonunda da müzakerelerde de var,  Cenevre, Astana süreçlerinde de var. Biz onları desteklemeye devam edeceğiz. Ama  terör örgütüyle yollarımızı da kesin bir şekilde ayrıştırdığımızı ve terör  örgütüne karşı de mücadeleye devam edeceğimizi ifade etmek isterim."
 
Kalın, bir gazetecinin, "Cumhurbaşkanı'nın Almanya Şansölyesi ile  görüşmesi oldu, bir yandan da dörtlü bir zirve durumu var. Ona ilişkin bir takvim  gündeme geldi mi?" sorusunu yanıtlarken, şunları kaydetti:
 
"Onların Cumhurbaşkanımıza bir Londra daveti var. Cumhurbaşkanımız da  çok haklı olarak 'konu Suriye, mülteciler, bizim ülkemiz, bu coğrafyada yaşanan  gelişmeler, gelin bu toplantıyı İstanbul'da, Antep'te, Urfa'da yapalım' dedi.  Bize göre de doğru adres bu üç şehirden birisidir. En doğrusu Gaziantep ya da  Şanlıurfa'dır. Bu konuda görüşmelerimiz devam ediyor, temas halinde olacağız.  Eğer gerçekten bu görüşmeyi önemsiyorlarsa, bu konuyu önemsiyorlarsa gelip bu  toplantıyı Türkiye'de Cumhurbaşkanımızın ev sahipliğinde yapmaları bence daha  isabetli olur. Çünkü Cumhurbaşkanımız iyi bir ev sahibidir, hangi şehrimiz olursa  olsun onları en güzel şekilde ağırlayacağından kimsenin şüphesi olmasın."
 
Türkiye'nin ilk tematik üniversitesi
 
Kalın, akademik yıl açılışına katıldığı Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar  Üniversitesi ile ilgili değerlendirmelerde de bulunarak, özellikle müzik ve sanat  alanında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu vizyonla yeni bir  temel atıldığını, Türkiye'nin ilk tematik üniversitesinin de böylece kurulduğunu  ifade etti.
 
Rektör Erol Parlak'ın iki yıl gibi kısa bir sürede 400'ün üzerinde  öğrenci ve 40 dolayında akademik kadro ile çok iyi bir çalışmanın temellerini  attığını belirten Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Özellikle müziğimizin,  kültürümüzün, sahne sanatlarının, şiirin, edebiyatın, görsel sanatların bir arada  bütünlük içinde ele alınacağı bir ilim yuvası inşa edildi. Kampüs gezildiğinde  Neşet Ertaş Sokağı ile Pir Sultan Abdal Caddesi, Mozart ile Dede Efendi, Itri ile  Bach burada birbiriyle barışık şekilde Anadolu müzik irfan geleneğini hem de  dünya kültürlerini bir araya gelen bir ortam haline geldi." değerlendirmesini  yaptı.
 

ETİKETLER