Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hukuksuzluk karşısında asla başımızı eğmeyiz

AA |  18 Haziran 2019 Salı - 21:41 | Son Güncelleme : 19 06 2019 - 0:24

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Trabzon Yaşlıları Koruma Derneği'nin akşam yemeğinde konuşma yaptı.

Erdoğan, "Açık ve net söylüyorum, Doğu Akdeniz'de Kıbrıs Türkleri'nin hak ve menfaatlerinin takipçisi olmaktan bizi hiç kimse alıkoyamaz. Gerekirse baş veririz ama hukuksuzluk karşısında asla başımızı eğmeyiz." dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sarıyer'deki Eski Büyükdere İskelesi'nde  düzenlenen Trabzon Yaşlıları Koruma Derneği'nin akşam yemeğinde yaptığı  konuşmada, Türkiye'nin 6 yıldır her biri diğerinden ağır siyasi, ekonomik ve  diplomatik saldırılara maruz kaldığını söyledi.

7 Şubat MİT krizinin bu sürecin işaret fişeği gibi olduğunu belirten  Erdoğan, Gezi Olayları, 17-25 Aralık girişimi, çukur terörü, 15 Temmuz darbe  teşebbüsü, DEAŞ ve PKK saldırıları, son olarak da geçen yıl ağustos ayında  yaşanan ekonomik operasyonlarla bugünlere kadar gelindiğini ifade etti.

Son günlerde S-400 ve Doğu Akdeniz'deki enerji  kaynakları ile  Türkiye'yi hedef alan tehditlerin de aynı gayeye yönelik olduğunu dile getiren  Erdoğan, farklı alanlarda farklı aktörlerce gerçekleştirilen bu operasyonların  tek hedefinin Türkiye'nin bekası ve milletin bağımsızlığı olduğunu belirtti.

Ülkenin son 17 yılda ekonomi, güvenlik, siyaset ve savunma sanayide  yakaladığı başarıların, birilerini çok ciddi şekilde rahatsız ettiğini aktaran  Erdoğan, "Ekonomisi sağlam bir Türkiye, kur, faiz, enflasyon sarmalı sayesinde  çalışmadan, üretmeden, hiçbir riske girmeden zenginleşen bir avuç elitin işine  gelmiyor. Demokrasisi güçlü bir Türkiye, 'göbeğini kaşıyan adam' diyerek milleti  aşağılayan, millete tepeden bakan seçkinlerin işine gelmiyor." ifadelerini  kullandı.

Savunma sanayisi ileri bir Türkiye'nin, her yıl ülkeye sattıkları  silahlar üzerinden milyarlarca dolar kazanan silah baronlarının işine gelmediğini  dile getiren Erdoğan, "Göreve geldiğimizde yerli savunma sanayimiz yüzde 20'yi  oluşturuyordu. Şu anda yüzde 70'e çıktık. Yerli savunma sanayi yüzde 70 ve bizim  buradan elde ettiğimiz imkan, savunma sanayi ihraç ürünlerinde yaklaşık 2,5  milyar dolar." diye konuştu.

Diplomasisi güçlü Türkiye'nin, bölgeyi çıkarlarına uygun şekilde  dizayn etmeye alışmış emperyalist güçlerin işine gelmediğini belirten Erdoğan,  sözlerine şöyle devam etti:

"Güvenliğini sağlamış bir Türkiye, bugüne kadar terör örgütleri eliyle  iç siyasetimizi yönlendiren çevrelerin işine gelmiyor. Ülkemizin son 5-6 yılda  sürekli hedef tahtasına konulmasının asıl nedeni, işte bu rahatsızlıklardır. Oyun  kuran, oyun bozan bir ülke yerine, sadece senaryolarında figüranlık yapan bir  ülke istiyorlar. Kendilerine yük olmayacak ancak karşılarında da dik durabilme  cesareti gösteremeyecek, pısırık, ürkek, öz güvensiz bir Türkiye hayal ediyorlar.  Eskiden olduğu gibi bir mektupla ya da telefonla hizaya getirebilecekleri bir  Türkiye'nin hasretini çekiyorlar. Mazlum ve mağdurlara sahip çıkan değil, önceden  olduğu gibi borç alan, IMF kapılarında avuç açan bir Türkiye görmek istiyorlar."

Türkiye'nin 17 yıl önce IMF'ye olan borcunun 23,5 milyar dolar  olduğunu hatırlatan Erdoğan, 2013'te bunu sıfırladıklarını söyledi. 27,5 milyar  dolar Merkez Bankası döviz rezervinin olduğunu, şimdi bu rakamın 90 milyar dolar  seviyesinde seyrettiğini belirten Erdoğan, "Ülkemize yönelik dozu giderek artan  tehdit dilinin, uluslararası basında yürütülen karalama kampanyalarının  motivasyon kaynağı budur. Yoksa, Doğu Akdeniz'e kıyısı dahi bulunmayan Fransa,  ülkemizin oradaki sondaj faaliyetlerinden neden rahatsızlık duysun? Bizim daha  önce ne sondaj gemimiz vardı ne de arama noktasında gemimiz vardı. Ne yapıyorduk?  Sağdan soldan kiralıyorduk. Onlarla bu işi yapmaya çalışıyorduk. Ama şimdi bizim  4 tane gemimiz var. 2'si sondaj, 2'si arama. Bazen bize fedailik yapıyorlar. Biz  de bütün bu noktada, Deniz Kuvvetlerimiz ile oralarda yerimi alıyoruz, aramaya  devam ediyoruz." diye konuştu.

"Buna güçleri yetmez"

Erdoğan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Fatih sondaj gemisinin  personeline tutuklama kararı çıkarmasına ilişkin, "Biz de onlara dedik ki  'Sıkıyorsa gelin alın.' Alamayacaklar, buna güçleri yetmez. Çünkü biz  Türkiye'yiz, biz Türküz. Buna fırsat vermeyeceğiz. Şu anda gemilerimiz bölgede.  Diğerleri de gidiyor. Dördü de bölgede çalışmalarını sürdürecek. Bu çalışmaları  kararlı bir şekilde yapacağız. Kuzey Kıbrıs'taki kardeşlerimizin hakkını,  hukukunu kimseye yedirmeyiz." dedi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un "Türkiye oradan çekilsin"  açıklamasına değinen Erdoğan, "Sen kimsin de bize 'Çekilsin' diyorsun. Sen,  burada kıyıdaş mısın? Değilsin. Senin burayla bir alakan var mı? Yok. Ama  Türkiye, bırak buraya kıyıdaş olmayı, Kıbrıs'ta garantör ülkedir. Burada  Yunanistan konuşabilir, İngiltere de konuşabilir. Niye? Garantör ülkedirler ama  sen konuşamazsın. Senin bir şirketin varmış. Senin şirketin de şirketin kadar  konuşur. Daha ileri gidemez. Total. Ama biz işin içindeyiz. NATO üyesi  Yunanistan'ın S-300 alması sorun olmazken, Türkiye'nin S-400 edinmesi karşısında  niçin bu kadar gürültü koparıyorlar? Bu da manidar. O da Rus füzesi, bizim  aldığımız S-400 de Rus füzesi. Bulgaristan S-400 alıyor ses yok ama Türkiye için  var. Slovakya, ses yok ama Türkiye için var. Kusura bakmayın. Biz de savunma  noktasında her türlü tedbirimizi alıyoruz ve alacağız." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünyanın 31 ülkesindeki 450 nükleer santral  hiçbir problem oluşturmazken, niçin Türkiye'nin nükleer enerjiden barışçıl bir  şekilde faydalanma hamleleri, eleştiri konusu yapılıyor? Bu da manidar. Nükleer  silahtan bahsetmiyorum, nükleer enerjiden bahsediyorum. Bu bile birilerini  rahatsız ediyor." dedi.

Darbeci generallerin önünde el pençe divan duranların, eli kanlı  teröristlere kırmızı halı serenlerin mesele Türkiye olunca, demokrasiden,  hukuktan, basın özgürlüğünden bahsetmelerinin normal karşılanamayacağını  vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Sözüm ona dünyaya demokrasi dersi verenlerin, 251 insanımızı şehit  eden FETÖ'cülere sahip çıkmasının makul, mantıklı bir gerekçesi olabilir mi?  Suriye'deki PKK teröristlerini, özgürlük savaşçıları olarak pazarlamanın,  parlatmanın başka ne anlamı olabilir? Biz, bağımsızlığımızı birilerinin ihsanına,  lütfuna borçlu değiliz. Biz, masa başında yapılan kirli pazarlıklarla değil, cenk  meydanlarında yapılan gazalarla kurulan bir devletiz. Biz, bedelini aziz  şehitlerimizin kanlarıyla ödediğimiz zaferlerin üzerinde yükselen bir ülkeyiz.  Bin yıldır bu topraklardayız, Anadolu'dayız. Tarihimiz boyunca görmediğimiz  ihanet, yaşamadığımız saldırı kalmadı. Feleğin çemberinden, akrebin kıskacından  geçerek bugünlere geldik. Bu milleti hafife alanlar, bir mektupla, bir beyanla  Türk milletini hizaya getirebileceklerini zannedenler er ya da geç yanıldıklarını  anlayacaklardır."

Vatanın bekası ve milletin istikbalinin, her türlü hesabın üzerinde  olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Açık ve net söylüyorum, Doğu Akdeniz'de Kıbrıs  Türkleri'nin hak ve menfaatlerinin takipçisi olmaktan bizi hiç kimse alıkoyamaz.  Gerekirse baş veririz ama hukuksuzluk karşısında asla başımızı eğmeyiz." dedi.

Hava savunma sistemini güçlendirmenin Türkiye'nin en doğal hakkı  olduğunu belirten Erdoğan, "Her zaman ifade ettiğim gibi elbette burada  önceliğimiz müttefiklerimizle beraber hareket etmek, tedariklerimizi yine onlarla  sağlamaktır." diye konuştu.

Birkaç gün önce Tacikistan'a gittiğini hatırlatan Erdoğan, devlet  başkanlarıyla görüşmeler yaptığını, özellikle Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin  ile S-400 konusunda yaptıkları görüşmeyle, buradan geri adım atmanın mümkün  olmadığını açıkça söylediklerini belirtti.

"O iş bizim için bitmiştir, o dosya bizim için kapanmıştır ve çok kısa  bir zaman içerisinde de siparişlerimizi inşallah alacağız." diyen Erdoğan,  şunları söyledi:

"Amerika bize patriot vermek istiyorsa buyursun, versin. Gerçi bunlar  teröristlere bunları ücretsiz veriyorlar, bedava veriyorlar. Biz bunlardan  paramızla istedik. Obama döneminden beri istiyoruz. Vermediler. Hep 'Kongre  müsaade etmiyor' dediler. Kusura bakmayın, biz de başımızın çaresine bakacağız.  Biz ekonomide, ticarette, üretimde dışa bağımlı olmak istemediğimiz gibi savunma  sanayinde de dışa bağımlı bir ülke olmak istemiyoruz. Ortak üretim teknoloji  transferi ve tecrübe paylaşımını içermeyen hiçbir projede yer almaz, bu tarz  projelere milletimizin tek bir kuruşunu dahi harcamayız. Çünkü biz 17 yılda elde  ettiğimiz tüm başarılara bu şekilde imza attık. Silahlı-silahsız insansız hava  aracı, Altay tankımızı, Atak helikopterimizi, Fırtına obüslerimizi,  roketlerimizi, savaş gemilerimizi, zırhlı araçlarımızı, piyade tüfeklerimizi şu  anda biz bu anlayışla geliştirdik."

Erdoğan, 2002 yılında sadece 248 milyon dolar savunma ve havacılık  ihracatı yaparken, 2018'de bunu  2,5 milyar dolara bu şekilde çıkardıklarını  belirterek, 17 sene önce savunma sanayinde yüzde 80 dışa bağımlı bir ülkeyken,  şimdi bu oranın yüzde 30'a düştüğünü söyledi.

23 Haziran'da yenilenecek İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB)  Başkanlığı seçimlerinin bir yönüyle sadece bir belediye başkanlığı seçimi  olduğunu belirten Erdoğan, "Esasen biz meseleyi böyle bakarız ama dışarıdan bu  seçim öyle görünmüyor. Karşınızda 1994-1999 arasında bu güzel şehrimize belediye  başkanı olarak hizmet vermiş bir kişi olarak bulunuyoruz ve İstanbul'u nereden  alıp nereye getirdiğimizi sizler de gayet iyi biliyorsunuz. " diye konuştu.

Erdoğan, genç kuşağın bunu büyük oranda bilmediğini, İstanbul'un  özellikle çöp, çukur ve çamur konusunda, susuzlukta ne durumda olduğunu  bilmediğini dile getirerek, "Bunların hepsini şu anda bu davette bulunan  dostlarımın birçoğu bilir ve Istranca Dağlarını delerek İstanbul'a suyu nasıl  getirdik, Melen'den İstanbul'a suyu nasıl getirdik, bunu o dönem o susuzluğu  yaşayanlar çok iyi bilir. Küvetlere suyu doldurduğumuzu, benzin istasyonları gibi  su istasyonlarının olduğunu hatırlayın ve bidonlarla suları taşıyıp o küvetleri  doldurduğumuz günleri şöyle hatırlayın. Bir diğer yandan İstanbul'da gazeteler  hatırlayın maske dağıtıyordu. Niye? Hava kirliliği. Aşırı derecede bir hava  kirliliği vardı ve bu maskelerle hava kirliliğinden korunma yoluna gidiyorlardı  ve o dönemde Cumhuriyet Halk Parti'li bir belediyeden teslim almıştım."  ifadelerini kullandı.

İstanbul'da 50 bin eve doğal gazın gittiğini, İBB Başkanlığına  geldikten sonra yoğun bir çalışmayla görevden ayrıldığı ana kadar bu rakamı 1  milyon 250 bine çıkardığını vurgulayan Erdoğan, "Çünkü tek çözüm doğal gazın  evlere girmesiydi ve hava kirliliğinden ancak bu şekilde kurtulacaktık ama şu  anda 6,5 milyon evde doğal gaz var ve bunlar AK Parti belediyeciliğinin  İstanbul'a kazandırdığı hamdolsun güzelliklerdir. " dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2040'a kadar su sıkıntısının olmadığını,  Istranca Dağlarından ve Melen'den gelen, boğazın altından şu anda borularla  deplase olan suyla bir taraf sıkıntıya düşerse diğer taraftan almak suretiyle bu  sıkıntıyı aştıklarını söyledi.

"Raylı sistemin gelmesiyle İstanbul Havalimanı çok daha farklı bir  hizmet verecek"

Boğazın altından geçmenin kendileri için zaten sorun olmadığını  aktaran Erdoğan, şöyle konuştu:

"Nasıl Marmaray'ı geçirdiysek ki o 2013 29 Ekim, o günden bugüne 350  milyon insan, Marmaray'dan geçti. Aynı şekilde Avrasya Tüneli, öbür taraftan  Yavuz Sultan Selim Köprüsü öbür tarafta İstanbul-İzmir arasında Osmangazi  Köprüsü... Bunları biz yaptık. Hepsinden öte İstanbul Havalimanı. Şu anda  dünyanın hayranlıkla izlediği, hayranlıkla takip ettiği... Bakın 17 yıl oldu  Berlin Havalimanı'nı Almanlar yapamadı ama biz 5 senede bunu bitirdik. Şu anda  bazı sıkıntıları var, inşallah onlar bittiği andan itibaren de zaten İstanbul  Havalimanı çok daha huzurlu bir hizmet verecek. Zira bir taraftan da şu anda  oraya raylı sistem da gelecek, raylı sistemin gelmesiyle birlikte de İstanbul  Havalimanı çok daha farklı bir hizmet vermeye devam edecektir."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Seçimi, ülkemizle hesaplaşmanın,  Türkiye üzerindeki emellerini gerçekleştirebilmenin fırsatı görenlerin  hezeyanları, gizlenecek, saklanacak boyutu aşmıştır." ifadesini kullandı.

Bu seçimin kendilerinden ziyade Türkiye'yi hedef alanlar için hayati  öneme sahip olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Zira Türkiye'nin son 17 yılda yakaladığı kalkınma hamlesinde yerel  yönetimlerle merkezi hükümet arasındaki uyumun çok büyük payı var. Aynı hedefe  kilitlenen, aynı vizyonla hareket eden, aynı hassasiyeti paylaşan kadrolar sırt  sırta vermiş, millete, ülkeye ve şehirlerimize hizmet noktasında tarihi  başarılara imza atmışlardır. İstanbul, Ankara, Konya, Kayseri, Bursa, Gaziantep,  Trabzon, Ordu, Samsun gibi büyük şehirlerimizin hemen hepsi layık oldukları  hizmetlerle bizim dönemimizde buluştu. Türkiye, sosyal belediyecilik anlayışı ile  ilk kez yine bizim dönemimizde tanıştı. Belediye hizmetlerini çöp toplamanın ve  kaldırım yapmanın çok ötesine biz taşıdık. Altyapıdan ulaşıma, sosyal  hizmetlerden trafik ve otopark meselesine kadar şehir hayatının her alanında  kalıcı, pratik, modern çözümler ürettik. İşte şu anda buraya kadar gelen tünelden  tutun da metrosuna varıncaya kadar bunları biz yaptık. Öbür taraftan Üsküdar'dan  Çekmeköy'e kadar şu anda bir metro var. Hatta ve hatta bunun vatmanı da yok,  tamamen merkezi sistemle çalışan bir metromuz var."

"İstanbul'da tarihinin en büyük yatırımlarını gerçekleştirdik"

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün bunların hepsinin Türkiye'nin nereden  nereye geldiğini anlatması bakımından çok önemli olduğunu, özellikle bir dünya  şehri olan İstanbul'da tarihinin en büyük yatırımlarını gerçekleştirdiklerini  söyledi.

Marmaray'ı, Avrasya Tüneli'ni, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü,  Osmangazi Köprüsü'nü, İstanbul Havalimanı ve Kadıköy'le Beylikdüzü'ne kadar giden  metrobüsleri kendilerinin yaptığını ifade eden Erdoğan, bunlarla birlikte toplu  taşımacılıkla da bu işi çözmek istediklerini söyledi.

Göreve geldiğinde İstanbul'da doğru dürüst bir merkezi sistemle  dalçıkların olmadığını kentteki bu dal-çıkları da kendilerinin yaptığını anlatan  Erdoğan, "Bu dal-çıklarla beraber ulaşımı daha da kolaylaştıralım istedik. Kavşak  düzenlemeleri yoktu, böyle bir kültür yoktu. Bunları bu şekilde İstanbulumuza  kazandırdık. Banliyö hatlarıyla spor tesisleriyle kongre merkezleriyle yeşil  alanlarıyla şehrimizin adeta çehresini değiştirdik. Bunların tamamını da CHP ve  ortaklarının engelleme çabalarına rağmen hayata gerçekleştirdik."

Erdoğan, şöyle devam etti:

"CHP zihniyetindeki odaların, derneklerin, meslek örgütlerinin  sabotajlarına rağmen 25 yıl boyunca İstanbul'a hizmet ettik. Şimdi çıkmışlar  üniversite öğrencilerine burs vermekten bahsediyorlar. Ben üniversite  öğrencilerine, belediye başkanı olarak ilk burs verme teşebbüsünde bulunan  kişiyim. CHP, Anayasa Mahkemesi'ne götürdü o zaman ve Anayasa Mahkemesi o bursu  engelledi, kaldırdı ve başbakan olunca hemen bu burs olayını krediyi de ilave  ederek Başbakanlığa aldık. Başbakanlık olarak kredi ve burs üniversite  öğrencilerine vermeye başladık ve o zaman burs 45 liraydı. Şu anda 500 lira. Aynı  şekilde master 750 lira, doktora öğrencilerine de asgari ücret veriliyor. Halbuki  bunları ortadan kaldırmışlardı. Şimdi bunlar Anayasa Mahkemesi'ne götürerek o  zaman iptal ettiler. Şimdi de bakıyorsunuz beyefendi çıkmış diyor ki 'Ben burs  vereceğim' Ya bunu siz zaten iptal ettirdiniz, nasıl vereceksiniz. Bu işin artık  yapan tek bir yer kaldı o da Kredi ve Yurtlar Kurumu. Şimdi biz bunu Kredi ve  Yurtlar Kurumu'na aldık, oradan veriyoruz. Meclis tutanakları, Anayasa Mahkemesi  belgeleri, gazete kupürleri ortada."

"Hayır, hasenat kurumlarımıza musallat olan yine aynı faşist  zihniyettir"

CHP'nin, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Marmaray, İstanbul Havalimanı'nı  da kötülediğini aktaran Erdoğan, şöyle konuştu:

"Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne de karşı çıktılar. Bizim külliyeyi de  yaptırmak istemediler, engellemeye çalıştılar ve Danıştay, bunların hesaplarını  bozdu. Gezi olayları sırasında esnafın malını, mülkünü yağmalayanlara sahip  çıkanlar yine bunlar değil miydi? Bu şehri senelerce maalesef çirkinliklere  mahkum eden yine bunlar. Daha koltuğa oturur oturmaz tüm İstanbullunun verilerine  saldıran yine CHP'dir. FETÖ ile PKK ile ilgili tek cümle kurmazken, sivil toplum  kuruluşlarımıza, hayır hasenat kurumlarımıza musallat olan yine aynı faşist  zihniyettir. Evine helal rızık götürmekten başka hiçbir kaygısı olmayan emekçi,  işçi kardeşlerimizle uğraşan da yine CHP'li belediye başkanlarıdır, HDP'li  belediye başkanlarıdır.

Devletin valisine, Ordu Valisine ne dediğini biliyorsunuz. Hakaret.  'İt' ondan sonra 'hayır.' Görsel medya, yazılı medya hepsi bunu tevsik etti,  belgeledi. Şu anda seçim var diye valimiz davasını henüz açmış değil ama davasını  açacak. Aynı şekilde polislerimize çok ciddi bir hakaret var. Tabii ki  polislerimiz de aynı şekilde bu davayı açacak. FETÖ'den, PKK'ya kadar  insanlarımızın canına kasteden teröristlere kendilerini siper edenler de ne yazık  ki işte benzeri zihniyette olanlardır. "

Geçersiz oyların sayılmasıyla farkın kapandığını görünce panikleyip  hırsızlıklarını gizlemek için seçim kuruluna gece yarısı baskın yapanların da  kimler olduğunun kamera görüntüleriyle ortaya çıktığını dile getiren Erdoğan,  "Yavuz hırsız misali, tüm bu gerçekler ortadayken suç bastırmaya çalışıyorlar ama  nafile. Milletimiz her şeyi görüyor, değerlendiriyor." dedi.

Erdoğan, "Ak koyun ile kara koyun belli olmuş, siyaset mühendislerinin  parlatmaya çalıştığı şahsın gerçek yüzü, karakteri ortaya çıkmıştır. İnşallah 23  Haziran'da milletimiz engin basiretiyle oyunu kullanacak, İstanbul Binali  Yıldırım kardeşim gibi ömrünü ülkeye ve millete hizmete adamış, Fatih'in  emanetine sahip çıkacak bir belediye başkanı tarafından yönetilmeye devam  edecektir." ifadelerini kullandı.

Bunun için önlerinde sadece dört günün kaldığını, herkesin bu son  günleri çok iyi değerlendirmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bu dört günde her birinizin ulaşabildiği kadar çok insana ulaşıp, 23  Haziran'ın ehemmiyetini izah edeceğine inanıyorum. Burada bir gerçeğin altını  kalın çizgilerle çizmek istiyorum. Son günlerde CHP'nin ve sosyal medya  tetikçilerinin milletimizi bölmeye yönelik bir nefret siyaseti güttüğünü  görüyoruz. Özellikle Karadenizli kardeşlerimizi hedef alan ahlaksız bir iftira  kampanyası yürütülüyor. Bu nefret siyasetinin Karadenizli kardeşlerimizin  kafasını bulandırmasına asla izin vermeyeceğiz. Ben Rizeliyim ve bu ülkenin  Cumhurbaşkanıyım. Öbür tarafta benim Hazine ve Maliye Bakanım Trabzonlu, İçişleri  Bakanım, Sanayi ve Teknoloji Bakanım Trabzonlu, Ulaştırma Bakanım o da Trabzonlu.  Grup başkan vekilim o da Trabzonlu. Eğer memleket meselesiyse bu al sana 4-5 tane  Trabzonlu, bir de Rizeli. Ölçü bu mu olacak? Ölçü işi bilmek, ülkeyi yönetmek  olacak. Eğer biz işi bilene vermezsek bunun bedelini, faturasını çok ağır  öderiz."

"Bunlar bu işlerden anlamaz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu fitne oyunlarıyla ilk kez  karşılaşmadıklarını, 1994'ten beri bu tarz operasyonları pek çok kez görüp,  yaşadıklarını vurgulayarak, "CHP'nin başı ne zaman sıkışsa kutuplaştırma, kardeşi  kardeşe kırdırma siyaseti devreye girmiştir. 1950'den beri CHP kaybettiği  iktidarı geri almak için hep benzer politikalara başvurmuştur. Kendi çıkarlarını  korumanın dışında CHP'nin hiçbir değeri, hiçbir kutsalı olmadığı anlaşılıyor."  diye konuştu.

Kendilerinin 40 yılı aşan siyasi hayatları boyunca siyaseti sadece  millet ve memleket için yaptıklarını ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle  sürdürdü:

"Efendi olmadık, hizmetkar olduk. Hakkın ve halkın rızasının üzerinde  daha büyük bir paye tanımadık. Bu süre içerisinde Karadenizli uşaklarla aramıza  hiç kimsenin girmesine de müsaade etmedik ve müsaade de etmeyeceğiz. Sizler zaten  Recep Tayyip Erdoğan'ı gayet iyi biliyorsunuz. Aslen Rizeliyim ama doğma, büyüme  Kasımpaşalıyım. Bizler birbirimizi gayet iyi tanıyoruz ve İstanbul'un hizmetkarı  oldum, bundan da iftihar duydum. Ülkemin hizmetkarı oldum, bundan iftihar duydum.  Ülkemin bir ucundan bir ucuna elimizin değmediği yer elhamdülillah kalmadı.  Samimiyetle, millete hizmet dışında hiçbir gayemizin olmadığının en yakın şahidi  ülkeyi dolaşanlar gayet iyi bilir. İşte Binali Yıldırım kardeşimizle beraber biz,  6 bin kilometreden aldığımız bütün şu karayollarını 23 bin kilometreye çıkardık.  Türkiye'de hızlı tren mi vardı Allah aşkına? Şu anda Türkiye'de bir hızlı tren  var ve bu hızlı treni neyle yaptık? Binali Yıldırım kardeşimizin ulaştırma  bakanlığıyla yaptık. İş bilenin, kılıç kuşananındır. Bunlar bu işlerden anlamaz.  5 koyun verin inanın kaybeder gelirler. Bu iş farklı bir şey."

"Bu bir aşk, sevda işidir"

Erdoğan, 81 milyonun her bir ferdini nasıl sevdiklerinin, Türk, Kürt,  Laz, Çerkes, Roman, Boşnak, Arnavut demeden milletin hepsini nasıl bağırlarına  bastıklarının yine en iyi millet tarafından bilindiğini belirterek, Ziya Paşa'nın  "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz, şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde"  sözünü hatırlattı.

İstanbul için, Trabzon, Rize, Giresun, Ordu, Artvin için, hepsinden  önemlisi 81 ilin tamamında yaptıklarının ortada olduğuna işaret eden Erdoğan,  Samsun'dan Sarp'a kadar bütün bu yolları yapanın kendileri olduğunu, Ordu-Giresun  Havalimanı'nın deniz üzerinde dünyada ikinci olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdi Rize-Artvin Havalimanı'nı yaptıklarını,  onun da iki yıl içerisinde biteceğini aktararak, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bizim işimiz bu. 25-26 havalimanından aldık, şu anda 56 havalimanı  var Türkiye'de. Buralara geldik. Bunlar durup dururken olmadı. Bu bir aşk işidir,  sevda işidir. İnşallah 23 Haziran'dan sonra da sizler için hiçbir ayrım yapmadan  tüm İstanbul için çalışmaya, üretmeye devam edeceğiz. Bunun için sizlerden  belediye başkan adayımız Binali Yıldırım'a çok güçlü bir destek bekliyorum.  Dostluğunuz ve dayanışmanız için her birinize teşekkür ediyorum. Bu akşam bizleri  bir araya getiren kardeşlerime tekrar şükranlarımı sunuyorum. Rabbim yolumuzu,  bahtımızı açık etsin diyorum."

Konuşmanın ardından basına kapalı devam eden programda, Erdoğan,  katılımcıların sorularını da yanıtladı.

ETİKETLER