Crowe'dan Twitter açıklaması: Siber zorbalık...

DHA |  27 Mart 2014 Perşembe - 15:44 | Son Güncelleme : 27 03 2014 - 15:44

Bu açıklama çok tartışılır!


Yasaklı 'Nuh' ve bazı sahneleri Türkiye'de çekilen 'The Water Diviner' filmleriyle gündemde olan ünlü aktör Crowe, Türkiye'deki Twitter yasağına değindiği ve 'iyi bir fikir değil' dediği açıklamasında, siber zorbalığı da dikkat çekerek hayatından bir örnek verdi.



Ünlü aktör Russell Crowe, başrolünü üstlendiği 'Nuh' filmi, Türkiye izlenimleri ve Twitter'a erişim engeline dair açıklamarda bulundu.

"BÖYLE ŞEYLER HER ZAMAN..."
Crowe, Twitter'la ilgili karara ilişkin, “Bence çok iyi bir fikir değil. Çünkü böyle şeyler her zaman beraberinde 'ne kadar sınırlanacağı' sorusunu da getiriyor" dedi.



"Böyle kararların hep 'Başka ülkeler de Twitter'i kontrol etmeyi düşündü' gibi savunmaları oluyor ama hangi kontrolleri uygulayacağını konuşmak ile tamamen yasaklamak arasında çok büyük fark var" şeklinde konuşan Crowe, madalyonun diğer tarafına da şu örnekle dikkat çekti:

"BAZI İNSANLAR SİBER ZORBALIK İÇİN KULLANIYOR"
"Bazı insanlar da sosyal medyayı öfkelerini dışa vurmak için kullanıyor. İnsanları trollemek için, siber zorbalık için kullanıyor. O durumlara bakılmalıdır, kesinlikle.




"ARKADAŞIM İNTİHAR ETTİ"
Mesela benim Avustralya'daki bir arkadaşıma, son bir kaç senedir sosyal medyada zorbalık yapılıyordu. Sonunda tahammül edemediği bir noktaya geldi ve intihar etti.



Onun için insanların tamamen kontrolsüz şekilde davranmalarının da gerçek etkileri var hayatta. Ama insanların kendisini ifade etme ve dış dünya ile iletişim kurma özgürlüğü de olması gerekir."





"EN GÜZEL ÜLKE TÜRKİYE"
Crowe, 'The Water Diviner' filmi için bir süre bulunduğu Türkiye'yle ilgili izlenimlerini de şu sözlerle aktardı:

“Dünyadaki en güzel ülke Türkiye. Atatürk sevgisi Türklerin modern çizgide yaşamak isteğini gösteriyor. Türkiye gezegendeki en güzel yerlerden biri. Türkiye dünyaya açık kalarak, dünyadan etkilenmelidir ve karşılığında dünyayı da etkilemelidir.

Bizim Sultanahmet Cami'nde çekimimize izin verdiler. İçinde çekebilen ilk uzun metraj filmdik. Kültür bakanına şöyle dedim, ona şu sözü verdim: “Benim gözümden İslam'ın güzelliğini görürsünüz. Ama o binanın içinde çekmem lazım. O da izin verdi, imam da, İstanbul valisi de yardımcı oldu.

Türkiye'deki sorumlumuza benim Sultanahmet Cami'ne girdiğimdeki reaksiyonumu gösteren bir videoyu gösterdim. 'Ne düşünüyorsun?' dedim. O da 'Russel, kollarımdaki tüyler ürperdi' dedi. 'Verdiğim sözü tuttum mu?' dedim 'evet tuttun' dedi.

Benim filmim (The Water Diviner), Türkiye'nin bütün dünyanın bilmesini istediğim tarafını gösterecek; oradaki insanlarla bağlantı kurmanın ne kadar kolay olduğunu gösteren, hayattaki basit mutluluk kaynaklarının güzelliğini, tarihini 3 büyük kültürün merkezi, bunu insanlardan esirgemeyin. İnsanların duyacağı gururdan alıkoymayın.

Biraz zamanın dışında kalıyor biliyorum ama insanların Mustafa Kemal Atatürk'e olan sevgileri, Türkiye nüfusunun ileri gitmek istediklerini, modern bir düşünce yapısı istediklerini, kızlarını eğitebilmeyi istediklerini gösteriyor. Bu da çok güzel bir şey. Geri adımların su anda Türkiye için doğru adımlar olduğunu zannetmiyorum."

ETİKETLER

0