Gazetevatan.com » Yazarlar » Dizilere direnme

Dizilere direnme

18 Temmuz 2015 Cumartesi


Yabancı dizi furyasına kendimi kaptırmamak için bu yıl bir yöntem uyguladım. 50-60 dakika süren dizi, 12 bölüm sonunda da sezonu bitiriyor. (Bu konuya sonra döneriz) İşte bir sezon bitmeden, o diziye başlamadım. Hatta başlamamak için direndim. Tamam, kabul ediyorum. Game of Thrones’un 5’inci sezonundan bir-iki bölümü çok özlediğim için tam gününde seyrettim. Yine de sezon finaline kadar dişimi sıktım. Genelde dizilerin sezonları bitmeden başlamamak huzur verdi.
 
 
Bizim kanallarda 60-65 dizinin yaz sezonunda başlamasıyla da ilgilenmedim. Yepyeni genç yüzleri dizilere bağlamak için özellikle de jönlerin havuzlarda bolca yüzdüğünü izledik. Spor salonlarında ya da bir yerde sinirlenip, üstü çıplak bir şekilde kum torbalarını yumrukladığı o sahnelerden, bazen yan gözle bakıp kaçtığımı söyleyebilirim.
 
Birbirine aşık ama bir türlü birleşemeyen, aşklarını itiraf edemeyen çiftler... Bu tarz senaryoların da aynı terane üzerine gitmelerinden bunaldım. Çiftlerin birbirini yemesi ile amma uğraşıp duruyoruz. De ki tuttu. O zaman da uzadıkça uzayacak. Mesela, katmerli o rüya sahneleri muhakkak konacak. Uzaktan akrabaları gelip gelip diziye konuk olacak. Ya da neyse, tahmin etmekte hiç de zorlanmadığımız öyle şeyler... Oysa dünyadaki diziler 12 bölüm, 50 dakikalık serüvenler ile milyonlarca hayran kitlesi ve fenomen yaratıyor.
 
Game of Thrones sevenlere de yurt dışında Muhteşem Yüzyıl önerilmiş. Seyredemezler. Uzun uzun ekrana bakan oyunculara, konuşması için adeta ağızlarına düşerek bakmak zorunda kaldığımız o sahnelere dayanamazlar. Tabii o saatlerce süren her bölüm bir güzel montajlanırsa, tadından yenmeyebilir de.
 
Sense8 dizisine kaptırma turları
 
 
Yurt dışında takip ettiğim bloglarda Sense8 dizisi sürekli önüme çıkıyordu. Fragmanlarını seyrettiğimde ağzımın sularının aktığını söylemeliyim. Matrix serisi filmlerine imza atmış Wachowski kardeşler işin içinde olunca, gel de heyecanlanma? Andy ve Lana Wachowski kardeşler, Sense8 ile televizyona ilk adımı attılar. Bu iddialı yönetmenler birden The Wachowskis diye anılmaya başladı. Bunun nedeni, kardeşlerden evli olan Larry Wachowski’nin cinsiyetini bir trans birey olarak devam etmeye karar vermesiydi. Lana Wachowaki olarak değiştirdiği adı ve görüntüsüyle “Cloud Atlas” filminin galasına katıldı. Bugüne kadar basının önüne çıkmayı sevmeyen kardeşler Lara’nın yeni yüzü ile ortaya çıktıklarında ise, başarılarından bir şey kaybetmediler. Bir numara olmaya devam ettiler. Hatta Lana, İnsan Hakları Derneği’nin LGBT bireyi olarak Görünürlük Ödülü’ne layik görüldü. 
 
Sense8 ise 8 kişinin telekinetik bir şekilde birbirleriyle bağlanmasını ve birbirlerinin hayatlarına dokunmasını anlatıyor. Dünyanın bambaşka yerlerinde yaşayan, farklı ülkeler, farklı kültürler ve farklı cinsiyetlerde olan bu 8 kişinin; bir anda birbirlerinin hafızasına, yeteneklerine ve dillerine sahip olması işleniyor. Karakterler bir yandan bu gizemli olayın neden olduğunu araştırırken, bir yandan da yaşama tutunmaya çalışıyor. Birbirleriyle iletişim kurmaya başladıkları andan itibaren sıkıntılarına yardımcı oluyorlar. Birbirlerine aşık, dost oluyorlar. Sense8’ın 2. sezonunu sabırsızlıkla bekliyor olacağız.