Böyle küstahlık görülmedi! Görüntüleri gülerek izledi

AA |  22 Mart 2019 Cuma - 14:53 | Son Güncelleme : 22 03 2019 - 14:57

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Kırklareli'nin Lüleburgaz ilçesindeki 65. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı'na bağlı kışladan, zırhlı askeri araçlarla İstanbul'a gitmek üzere yola çıkan ve otoban gişelerinde vatandaşlarca durdurulduktan sonra kanunsuz emri uygulamaması ve kışlaya dönmesi konusunda yetkililerce uyarılmasına rağmen "Askerin silahı var, herkes açılsın" diyen eski yarbay Latif Çiçek, yargılama aşamasında diğer darbeciler gibi inkar taktiğini uyguladı.


FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişiminin ardından bağımsız mahkemelerde  yargılanan sanıklar, yargılama aşamasında örgütün yönlendirmesiyle inkar  taktiğini uyguluyor. Cezaevine girdikten sonra örgüt talimatı çerçevesinde inkar  yolunu seçen sanıklar, yargılama aşamasında elde edilen görüntü, ses kaydı ve  tanık ifadeleri karşısında çoğu zaman "bilmiyorum", "hatırlamıyorum", "duymadım"  gibi ifadelerle savunma yapıyor.
 
İnkarı seçen sanıklardan biri de eski yarbay Latif Çiçek. 15 Temmuz  gecesi, Kırklareli'nin Lüleburgaz ilçesindeki 65. Mekanize Piyade Tugay  Komutanlığı'na bağlı kışladan, zırhlı askeri araçlarla İstanbul'a gitmek üzere  yola çıkan Çiçek ve komutasındaki bir grup askerin, otoban gişelerinde dönemin  Lüleburgaz Cumhuriyet Başsavcısı Soner Gül, Kaymakam Vekili Tarkan Keskin ve  vatandaşlar tarafından durdurulması kameraya yansıdı.
 
Yetkililerin, kanunsuz emri uygulamaması ve kışlaya dönmesi konusunda  uyardığı darbeci Çiçek'in, çeşitli tehditler savurduğu ortaya çıktı.
 
Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 800 sayfalık  iddianamede, Latif Çiçek'in askeri konvoyun önünü kesen vatandaşları tehdit  ettiği ve emir komutasında olan askerlere "İstanbul'a gittiğiniz takdirde  gişelerde sivil halk ve polisler sizi bırakmazlarsa topluluğun üzerine ateş açın  ve yolunuza devam edin." talimatı verdiği bilgisi yer aldı.
 
Tehditkar ifadeler kullandı
 
İddianameye göre, askeri birliği Lüleburgaz otoban gişelerinde  durdurulan Çiçek'in, Başsavcı Soner Gül'e hitaben "Beni gözaltına almanız yanlış  olur, askerde silah var." dediği tespit edildi.  
 
Vatandaşlar ve Gül ile yaklaşık bir saat aralarında tartışma çıkan  Çiçek'in, İstanbul'a gitmeleri için Genelkurmay'dan emir geldiğini söyleyerek,  yolun açılması için yoğun çaba sarf ettiği belirtildi.  
 
Çiçek'in vatandaşlara ve emniyet güçlerine hitaben "Askerde silah var,  beni gözaltına almanız yanlış, Genelkurmay'dan emir var. Bak bunlar silahlı, bana  dokunursanız size silah doğrultur. Askeri indirmeyin ateş ederler, uygunsuz bir  davranış olur." şeklinde beyanlarda bulunduğu tutanaklara geçti.  
 
İddianamede darbeci Çiçek'in "Hareket ederseniz ZPT'nin önüne yatarım"  diyen bir vatandaşı da, "Yat bakalım nasıl eziyorum, biz de ölmeye geldik"  şeklinde tehdit ettiği bilgisine de yer verildi.  
 
Tartışmaların yaşandığı sırada diğer şüpheli rütbeli askeri personelin  de askeri araçları sivil vatandaşların üzerilerine yönlendirdikleri ve elleri  silahların tetiklerinde etrafa baktıkları belirlendi.  
 
Çiçek'in kendisinin emirlerine uymayan merkez komutanına da "Ben senin  notunu aldım, ben emirleri Genelkurmay Karargahından alıyorum." şeklindeki tehdit  ifadeleri de iddianamede kaydedildi.
 
Darbeci yarbay, FETÖ üyelerinin başvurduğu inkar stratejisini  savcılıkta olduğu gibi mahkemede de sürdürdü.
 
FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe girişimine katıldıkları gerekçesiyle  haklarında dava açılan 81 askerle yargılanan Çiçek, savcılıkta suçsuz olduğu  savunmasını yaptı.  
 
Verdiği emirlerin hepsinin yasal olduğunu savunan ve darbe girişimiyle  hiçbir ilgisinin olmadığını ileri süren Çiçek, Kolluk Kuvvetlerinin Toplumsal  Olaylarda Desteklenmesi (KOKTOD) planı kapsamında İstanbul'a darbecileri  bastırmak için kışladan çıkış yaptıklarını iddia etti.
 
Tugay komutanını suçladı
 
Mahkemedeki savunmalarında dönemin tugay komutanı Cemalettin Doğan'ın  emri ile İstanbul'a gitmek üzere askerleri hazırladıklarını savunan Çiçek, tüm  personelin mühimmat aldığını belirtti.
 
Tugay mühimmat sorumlusundan en son mühimmatı taburun aldığını  belirten Çiçek, savunmasını şöyle sürdürdü:  
 
"Sadece rütbeli personel mühimmat aldı. Onlar da hücum yeleklerinde  bulundurdular. 15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı gece, telefonla aranmam  üzerine beylik silahımı bile almadan, aceleyle tugaya geldim. Bana verilen emir  üzerine askerleri uyandırarak hücum yeleği ve silahlarla donattık. Televizyonda  gördüğüm haberlerden dolayı kafamda tereddütler oluştu. Üst rütbeli komutanlarıma  konuyu sorduğumda, kimse net ve kesin bir şey demedi. Sıkıyönetim emirlerinden  bize bahsedilmedi. Tugay komutanı kışlaya gelerek intikal hazırlıklarını kontrol  etti ve 'çıkın' diye emir verdi. Ben de adet olduğu üzere çıkış yapmadan önce  tabur personelini toplayıp o ana kadar öğrendiklerimi ve bize verilen görev  konusunda kısa bir konuşma yapmamı müteakip, kışladan 04.30'da çıkış yaptık."
 
Çiçek, otobana girmeden önce yolun emniyet güçlerince kesildiğini  görünce konvoyu durdurup polislerin yanına gittiğini ifade ederek, görevlilere  "1. Ordunun emriyle KOKTOD kapsamında darbeyi bastırmak üzere İstanbul'a  gittiklerini" söylediğini, orada bulunan savcıya ve emniyet personeline  direnmediğini iddia etti.
 
 Darbeciler tarafından İstanbul, İzmir ve Ankara gibi illerde  düzenlenen hiçbir toplantıya katılmadığını öne süren Çiçek, terör örgütü  tarafından kendisine hiçbir emir verilmediğini savundu.
 
Kolordu komutanının telefonunu suratına kapatmış
 
 Mahkemede tanık olarak dinlenen, olay tarihinde Çorlu'daki 5. Kolordu  Komutanı olan emekli Korgeneral Alparslan Erdoğan, Çiçek'in o gece darbe yanlısı  olarak hareket ettiğini belirtti.
 
Tugay komutanını darbe yanlısı bir harekete katılmamaları ve kışladan  çıkmamaları için uyardığını aktaran Erdoğan, o gece darbecilerin karşısında  durmak amacıyla birer birlik hazırlatmalarını ancak emri dışında hareket  etmemelerini istediğini ifade etti.
 
İkinci birliğin hareket ettiğini öğrendiğinde, Çiçek'e birkaç kez  arama sonucu ulaştığını belirten Erdoğan, beyanında "Yarbayı aradım, başta cevap  vermedi. Daha sonra telefonu açtı. Kendimi tanıttım, telefonu suratıma kapattı.''  ifadelerini kullandı.
 
Kendini haklı çıkartmaya çalışmış
 
Bir yandan İstanbul'a gitmek için direnen Çiçek'in, diğer yandan da  olayları kendisinin önlediğini savunması, tutanaklara şu şekilde geçti:
 
''Eğer taburun başında ben olmasaydım, Lüleburgaz'da daha büyük  olaylar olabilirdi. Taburun başında olmam büyük bir şanstır. O gece ben orada  olduğum için kimsenin burnu bile kanamamıştır. Bu durum göz önünde  bulundurulmalıdır.''
 
Görüntüleri gülerek izledi
 
İddianameye göre, darbe girişiminden 4 gün önce 65. Mekanize Piyade  Tugay Komutanlığına tabur komutanı olarak atanan ve darbe teşebbüsünün yaşandığı  gece askerleri uyandırarak hücum yeleği, silah ve uçaksavar mühimmatları ile  donatan Çiçek'in, kalkışmanın yaşandığı gece askeri konvoyun önünü kesen  vatandaşları, "Askerin silahı var, herkes açılsın" şeklinde tehdit etmesine  ilişkin görüntüler tespit edildi.
 
Mahkeme salonunda görüntüleri gülerek izleyen Çiçek'in, olayları inkar  etmesi ve taraflı anlatmasına yargı inanmadı.
 
Darbeci eski yarbay Çiçek, yargılandığı davada "cebir ve şiddet  kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini  yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme" suçundan ağırlaştırılmış  müebbet hapis cezasına mahkum edildi.
 

ETİKETLER