Bölücülere dayanamam kafasına gözüne indirdim!

Atilla GÜNER |  13 Nisan 2005 Çarşamba - 2:09 | Son Güncelleme : 13 04 2005 - 2:09

Bir kafede garsonluk yapan 28 yaşındaki E.K.: Böyle olaylarda ben müthiş titrerim, kendimi kaybederim. Bölücülüğe tahammül edemem. Önüme gelenin kafasına gözüne vurdum. 20'li yaşlarda bir linç girişimcisi: Polis barikatını aşıp yanlarına gidemedim. Tekmelerim boşa savruldu. Bir daha olsa aynısını yaparım. Zaten işsizlik canıma tak etti. Bir de bunlara tahammül edemiyorum


Son bir haftada Türkiye'yi kaygılandıran iki olayın meydana geldiği Trabzon'da, ilk bakışta durum sakin. Ancak biraz kentin havasını soludukça 'sağduyu' ile 'meydan okuma' arasında sürekli gelgitler yaşandığını görmek mümkün. Kent yöneticileri, siyasiler, sivil toplum örgütleri gerilimin sona erdirilmesi için büyük uğraş içinde. Olayların yaşandığı birbirine paralel Uzun Sokak ve Maraş Caddeleri'nde ise kime sorsanız TAYAD'lı (Tutuklu Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği) gençlere yapılanları 'makûl' ve 'yerinde' buluyor. Olayın farklı cephelerinde yer alan çok sayıda insanla yaptığımız görüşmelerde kentin dokusunda sinmiş gerilimi hissettik. Deprem uzmanlarının, faydaki hareketlenme sonrası 'yer altında biriken gerilim mutlaka dışa vuracak' dedikleri gibi sanki Trabzon'da da böyle bir 'toplumsal birikim' dışa vuruyor. Mersin'deki bayrak krizi sonrası yaşanan ayrışma, işsiz gençlerin yarın endişesi ve seslerini duyuramayan binlerce kişinin arayışı birleşince ortaya bu yeni koalisyon çıkmış. 'Bayrak ve milli değerleri koruma' paydasında birleşenler şimdi kentin ve ülkenin 'gerçek sahibi olarak' Trabzon sokaklarında hüküm sürüyorlar.

'TAYAD seferi' askıya alındı
Trabzon'da dün en çok TAYAD'lıların otobüslerle şehre yapacağı çıkarma harekatı konuşuluyordu. Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek çalışma arkadaşlarıyla her türlü olasılığı dikkate alarak yeni bir kriz yaşanmaması için önlemlerini alma telaşındaydı. Sürekli Ankara ile temas halinde olan Akyürek, basın açıklaması için kent dışında yeni noktalar belirlerken Beşikdüzü civarına da yeteri kadar ekip kaydırdı. Bin polisle 280 bin nüfuslu şehirde tatsızlık yaşanmaması için çırpınan Emniyet müdürü öğle saatlerinde rahatlatan haberi aldı. TAYAD heyeti Trabzon seferini askıya almıştı. Bu kararın alınmasında başta İHD olmak üzere kentteki sivil toplum örgütlerinin de katkısı vardı.

Böyle olacağını bilemedik
İHD Başkanı Gültekin Yücesan VATAN'a, "Böyle bir ziyaretin zamanlama açısından sakıncalı olacağını kendilerine ilettik" derken; sağduyunun önemine vurgu yaptı. Bu ziyaretin ertelendiğine ilişkin bilgi kentte hızla kulaktan kulağa yayıldı ve kısmi bir rahatlatma yaratmış oldu. Bu arada şehirde kısa süreli yaşanan gerilimi Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek yine zırhlı araçla yatıştırdı. Suç duyurusunda bulunmak için adliyeye gitmeye hazırlanan bazı dernek temsilcileri Tabakhane semtinde 'kuşatma altına alındıklarını' emniyete iletti. Bunun üzerine zırhlı bir polis aracı pazar günü İstanbul'dan gelen bu grubu bölgeden alarak kent dışına çıkardı. TBMM İnsan Hakları Komisyonu Heyeti de aynı dakikalarda cezaevinde tutuklu TAYAD'lılarla görüşüyordu. 6 Nisan Çarşamba günü linç girişiminden zırhlı polis aracıyla kurtarılan Zeynep Erduğrul (25), komisyon üyesi Ahmet Yıldızkaya'ya şunları söyledi: "Bu noktaya geleceğini hiç tahmin etmemiştik. Bildiri dağıtmak doğal hakkımızdı. Ancak tahrikçilerin olayı bu noktaya getireceğini bilseydik, bu hakkımızı bir süre için ertelerdik."

10 dayakçının kimliği saptandı
Trabzon Cumhuriyet Başsavcısı Burhan Çobanoğlu, linç girişimlerine katılanlardan 10 kişinin kimliklerinin saptandığını açıkladı. Her iki olayla ilgili başlatılan soruşturmanın sürdüğünü belirten Başsavcı, Cumhuriyet Savcısı Kasım Aras'ı görevlendirdiklerini söyleyerek herkesi sabırlı olmaya çağırdı.

Neden 'Bu şiddet, bu celal?'
Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı, çarşamba ve pazar günkü olaylara ilişkin kasetleri incelemeyi sürdürüyor. Saldırıyı başlatanlardan 10 kişinin kimlik tespitini yapan başsavcılığın, polisten gözaltına alınmalarını isteyeceği öğrenildi. Bu bilgiyi veren İnsan Hakları Komisyonu üyeleri, "Suç işleyenin cezasını yargı verir. Bu kişilerle ilgili soruşturma yürüyor" dediler. Peki bildiri dağıtanları kıyasaya dövenler kimdi ve niçin böyle bir linç girişiminde bulundular? Bu sorunun yanıtını ararken ilginç bir isme ulaştık. Adı E.K. 28 yaşında. Bir kafede garson olarak çalışıyor. Bir pastanede görüşürken cebindeki gazete kupürlerini çıkarıp masanın üzerine koydu. Bir direğe tırmanıp olayları izlediği ve sonradan bir genci kıyasıya dövdüğü fotoğraf karelerini bize gösterdi ve sorularımızı yanıtlamaya başladı.

* Olayı nasıl duydunuz?
Kafeye gelen bir müşteri söyledi. PKK'lılar bildiri dağıtıyor deyince dükkandan fırlayıp olay yerine koştum. Pasajın içinden çocuklar çıkarılırken üzerlerine yürüyüp birisini polisin elinden çekip aldım.

* Neyi cezalandırıyordunuz? Vururken ne diyordunuz?
Böyle olaylarda ben müthiş titrerim, kendimi kaybederim. Ne dediğimi hatırlamıyorum. Ama bölücülüğe tahammül edemem. Trabzon'da böyle şey olamaz. Kafasına gözüne vurdum. Zırhlı araç gelince elimden zor aldılar.

* Bildiriyi gördünüz mü?
Ben görmedim ama cezaevindeki teröristleri korumak için yazılmış bir bildiri olduğunu öğrendim. Bence bu bölücülüktü ve seyirci kalamazdım.

* Peki bu suç değil mi? Eğer onlar suç istediyse cezasını hakimler vermeli diye düşünmez misiniz?
Şimdiye kadar hep televizyonlardan izliyoruz. Devlete millete zarar veren insanların yaptığı hep yanına kar kalıyor. Hiçbir şehirde kimse kılını kıpırdatmıyor. Beni polis alırsa alsın. Bana göre benim yaptığım suç değil ki.

* Öğrenim durumunuz nedir? Dünya görüşü olarak kendinizi nerede tarif ediyorsunuz?
Üniversitede Turizm Bölümü'nde okurken ailevi nedenlere okulu terk ettim. Ailem kuşaklar boyu milliyetçi ülkücüdür. Ama bu siyasi bir olay değil. Ben kendi başıma duydum ve oraya gittim. Bugün olsa yine giderim. Hatta buraya otobüslerle gelecekleri için bu sefer tedbirimi de aldım. Bir beyzbol sopası yakınımda duruyor.

* Bunun sonuçları daha kötü olmaz mı? Ailenden seni uyaran olmuyor mu?
Evliyim, 2,5 aylık bir kızım var. Eşim sabahleyin 'Sakın bulaşma' diye uyardı. Onu her konuda dinlerim ama bu konuda kendi bildiğimi yaparım. Ben Güneydoğu'da Mardin'in Kızıltepe ilçesinde askerlik yaptım. Bir gece taburda Galatasaray'ın Avrupa Kupası maçını izlerken sınır karakolunda 18 arkadaşımı PKK şehit etti. Bunu hiç unutamıyorum.

Genç E.K, elimizi sıkıp soğukkanlı bir şekilde yanımızdan ayrıldı.

ETİKETLER

0