Beyaz yakalının öze dönüşü: İstanbul'da bankacı, Gelibolu'da lavanta yetiştiricisi

26 Haziran 2020 Cuma - 18:55 | Son Güncelleme : 26 06 2020 - 18:55

Gelibolu’nun tahıl ve ayçiçeği üreticileri birkaç yıl önce ilk kez tanıştıkları ve toprakla buluşturdukları lavantalar için hasat dönemine hazırlanıyor. Çiftçileri lavantayla tanıştıran ise bir finans kuruluşunda yönetici olarak çalışırken, köy hayatı ve tarım hayallerini gerçeğe dönüştüren Serkan Köse. Üç yıl önce 180 dönümlük araziye 350 bin kök lavanta diken Köse, hem yıllardır hayalini kurduğu doğal yaşama kavuştu hem de köylülere istihdam sağladı.


Serkan Köse Türkiye’deki en önemli finans kuruluşlarından birinde yöneticilik yapıyor. Mesleğini sürdürürken yıllar boyunca şehir hayatının yoğunluğundan ve stresinden uzaklaşmanın, doğala dönmenin, toprakla meşgul olmanın ve çiftçilik yapmanın hayallerini kurdu. 
 
BİRKAÇ FİDANLA BAŞLADI, 350 BİN KÖK LAVANTA DİKTİ
 
Gelibolu’da ilk olarak birkaç meyve fidanı dikerek tarımla uğraşmaya başladı. Gelip gittikçe fidanların büyüdüğünü görmekten cesaret aldı. Daha sonra zeytin, ceviz ve badem ağaçları dikerek fidanlarının sayısını 1000’e çıkarttı. Serkan Köse lavanta ile tanıştı; çalıştı, araştırdı, inceledi ve üç yıl önce Kavak Köyünde ve çevre köylerde lavanta dikmeye başladı. İlk başlarda köylülerden ve bölge çiftçilerinden yardım alan Köse 180 dönümlük araziye onlarla birlikte 350 bin kök lavanta dikti. Ürün yetişip boy attı, arazinin rengi kahverengiden önce yeşile daha sonra mora döndü.
 
 
TAHIL EKEN ÇİFTÇİLER DE ARTIK LAVANTA ÜRETİYOR
 
Lavanta bahçesi renk değiştirirken Köse de kendisine ön ayak olan arkadaşı ile birlikte kozmetik markasını kurdu. İlk yılın sonunda diktiği lavantalardan verim elde eden ve lavanta kaynaklı kozmetik ürünler yapmaya başlayan Serkan Köse dikim, bakım ve hasat döneminde köylülere yeni bir gelir kapısı da açtı. Onunla birlikte bahçede çalıştıkları sırada lavanta ile tanışan Kavak Köyü sakinleri dikiminin ve bakımının kolaylığını, lavantanın verimini ve hasat sonrasında elde edilen ürün çeşitliğini de görünce daha önce tahıl ve ayçiçeği ekilen arazileri lavanta bahçesi yapmaya başladılar. 
 
“ÜRETİCİ DE TÜKETİCİ DE LAVANTANIN ÖNEMİNİ ANLADI”
 
İşin kozmetik tarafını üreten Yavuz Uğurlu ise üretimin ve bakımın kolay oluşu sayesinde Türkiye’de son 5 yıldır lavanta üretimine ilgi duyulduğunu belirtti. Üretimin artması ile birlikte yurt dışından yapılan hammadde ithalatında düşüş görüldüğünü dile getiren Uğurlu, lavantanın ve lavantadan yapılan ürünlerin antiseptik özelliği taşıdığını söyledi. Hem üreticiler hem de tüketiciler açısından lavantanın değerli bir ürün olduğunun anlaşıldığını ifade eden Yavuz Uğurlu son dönemlerde e-ticaret üzerinde lavantadan yapılan kozmetik ürünlerinde satış patlaması yaşandığına dikkat çekti.
 
 
KÖYE DÖNÜŞ HAYALİ KURANLAR İÇİN ESİN KAYNAĞI
 
Gelibolu’nun Kavak Köyü’nü, köylüleri ve bölge halkını lavanta ile tanıştıran Serkan Köse ise beyaz yakalıların genellikle toprakla, köyle, bahçeyle ve tarımla ilgili hep bir hayal kurduklarını ama bunları gerçekleştirebilenlerin sayısının çok az olduğunu söyledi. Hem kendisi gibi olanlara hem de şehir yoğunluğundan kaçmak isteyenlere ilham kaynağı olduğunu ifade eden Köse şunları söyledi: “Uzun yıllar boyunca bir şekilde toprakla haşır neşir olmak istiyordum. Bu işe başlayarak hem benim gibi hayal kuranlara esin kaynağı olabilmek, hem de buranın tarım alışkanlıklarını değiştirebilmek için bu fikri ortaya çıkardık. Tarıma ilk olarak fidancılıkla başladım. Badem, pikan cevizi ve zeytinden oluşan yaklaşık 1000 adet fidan diktik. Daha sonra lavantayı merak etmeye başladık. Buradaki toprağın uygunluğu, iklimin elverişli oluşu ve katma değerinden dolayı lavanta dikmek istedik. Şimdi de bunları ürün ve mamul haline getirmek için çalışmalarımız sürüyor.”
 
300 DÖNÜME YAKIN ARAZİDE LAVANTA DİKİLDİ
 
Lavanta dikimine ilk başta bir köye dönüş projesi olarak başladıklarının altını çizen Köse Gelibolu Kavak Köyünde 80 dönümlük bir arazide, yakındaki başka bir köye ise 100 dönüm olmak üzere toplamda 180 dönümlük bir arazide lavanta üretimi yaptıklarını belirtti. Kendisinden sonra Kavak Köyü sakinlerinin de 90 dönüme yakın bir alana lavanta diktiğine işaret eden Köse, köylülerle birlikte lavanta dikilen arazinin 300 dönüme yaklaştığını söyledi. 
 
BAŞARISI KÖYLÜYE VE DİĞER ÇİFTÇİLERE CESARET VERDİ
 
Lavanta yetiştirmenin köylüler tarafından kolay kabul görmediğine de değinen üretici Serkan Köse bu süreci de şöyle anlattı: “Lavantayı biz dikmeden araştırdık, inceledik. Ne kadar verim alabileceğimizi, aldığımız üründen neler yapılabileceğini araştırdık ama burada lavanta ilk kez üretildiği için köylülerimiz dikim konusunda biraz çekingen davrandılar. İnsanlar gördüklerine inanıyor. Bahçenin iki senede bu seviyeye gelmesi, burada üretilenlerden yapılan sabunu ve kolonyayı görmeleri, kullanmaları onların da ilgisini çekti. Tabi entegre bir şekilde kendi ürünümüzün yağını çekmemiz, distilasyonunu yapmamız, daha sonra lavantadan elde ettiğimiz sabun, kolonya ve diğer ürünlerin pazarlamasını yapmamız onları da lavanta dikmeye teşvik eden nedenler oldu.”
 
 
LAVANTADAN 20’YE YAKIN KOZMETİK ÜRÜNÜ YAPIYOR
 
Köse bu yıl Kavak Köyü olarak ikinci hasat dönemini yaşayacaklarını ifade etti. Tüm ürünlerin tek tek dikildiğine vurgu yapan Köse, normalde lavantanın 140 cm aralıklarla ve 30 cm sıra boyları halinde dikildiğini ancak kendi bahçelerindeçapa makinesi kullandıkları için 2 metre aralıklarla diktiklerini belirtti.Marka sürecini tamamladıktan sonra kendi lavanta kozmetik ürünlerinin pazarlamasına da başladıklarını söyleye Köse “Yaptığımız kozmetiklerin hammaddesini kendimiz üretiyoruz. Şu anda burada ürettiğimiz lavanta ile 20’ye yakın dermo-kozmetik ürün yapıyoruz. Bu bölgenin ve köyün markasıyız, bu köyle birlikte büyüyeceğiz. Buradan elde edilen lavantanın buraya katma değer olarak dönmesini istiyoruz” dedi.