Gazetevatan.com » Yazarlar » Yas hakkı kul hakkı

Yas hakkı kul hakkı

25 Temmuz 2015 Cumartesi


 
Anksiyete halindeyim. Tüm korkularım depreşti. Hele geceleri... Bu yaz sıcağında, tenimi dolayan kalın yün bir battaniye altında uyumaya zorlanıyorum sanki. Geceler katran, içtiğim su kekre, hava kurşun... Bir ben miyim bu halde? Biliyorum ki toplumsal bir hezeyan bu. Hatta sanırım  ülkece “nokturnal panik” yaşıyoruz. Yani uykuda gelen bir çeşit panik atak hali... Sanki gündelik hayatımızda güzelce uyutuluyoruz da başımıza gelen facialarla aniden uyandığımızda, ölüm kokusu kesiyor nefesimizi. Kalp çarpıntıları kaplıyor geceyi. Vahşetin korkusu gecenin karanlığına sinmiş, varlığı sezgisel olarak hissedilen ama görünmeyen bir düşman gibi  tehdit ediyor bizi. Yalanlarla uyutulmanın dayanılmaz hafifliği mi, uyandığımızda ölüme bulanmış yaşamın ağırlığı altında ezilmek mi... 32 gencecik insanın, her gün bir yenisi eklenen şehitlerin, geliyorum diyen kazalara kurban verilen işçilerin, kömürün karasına karışan madencilerin, erkek egemenlerce katli vacip kılınan kadın bedenlerinin yası, artık bu ülkenin alın yazısı. Başımız sağ değil artık. Nicedir değil... İyi değiliz artık ve iyi olmamakta haklıyız. Bize ait olmayan yaslar için karalar giydirilirken, kendi acımıza yasaklıyız. Baskıyla, yeni yalanlarla, yeni yalanlara yeni kılıflarla, uykuyla uyanıklık arasındaki arafta, noktural panik pençesinde  kıvranmaktayız. Yaşamanın suç sayıldığı topraklarda, bize ait olmayan uykularda, kendi kanımızla sulanmaktayız. 
 
Gelelim, “ulusal yas” meselesine. Yas; ölüm veya felaketten doğan acıyı yaşarkenki tutum ve matemi içerir. Kişilerin ve halkların kendi özgür irade ve gelenekleriyle ilişkilidir. Ulusal yas ise halkın büyük çoğunluğunun matem içinde olduğu acı ve felaketlerde devreye girer, bayraklar yarıya indirilir. Ve ülke genelinde yaşanan acının sağaltılmasına olanak sağlayan sükût ve saygıyı ifade eder. Ulusal yas, hükümetlerce ilân edilir ama  halkı temsil etmek ile görevli olduklarından elbette ki halkın yas tutma isteği gözetilmelidir. Yaşadığımız topraklar ne yazık ki her gün yeni acılarla yoğrulmakta. Sürekli bir yas ve anma halinde olmanın da ruh halimizi iyiye götürmek açısından kimi zaman bizi olumsuz etkilediğinin farkındayım. Instagram’a güzel bir fotoğraf koymak bile suç sayılır hale geliyor günden güne. Her gün mutlaka acıyla anılacak bir olayımız var tarihimizde. Bir süre sonra, sosyal medya kullanıcıları da günlük baskı yapmaya başlıyor. “Onu paylaş, bunu paylaş, şunu niye unuttun” mesajları havalarda uçuşuyor. Oysa güzelliklerin ve iyi haberlerin de çoğalmak için paylaşılmaya ihtiyacı var. Gelecek günlerin daha umutlu olması için ise her gün yeni güzelliklerle bugünün tarihini yazmamız gerek. AMA! Büyük harflerle yazılmış, yüreğimizde hançer gibi saplı koca bir AMA... Ne yazık ki o gün bugün değil. Bu kadar büyük bir acı yaşarken, 32 gencecik beden paramparça toprağa serilmişken, bir yandan şehit, bir yandan üç liralık kar için harcanan işçilerin canı , canımızdan kopmuşken değil! Bu toprak bunca yara almış ve hala kanıyorken değil. Kimi zaman matemin iyileştirici merhemini de yok saymamak gerekir. Ve bugün, her daim iktidar sahiplerinin dilinden düşürmediği “halkın çoğunluğu” ulusal yas ilân edilmesini isterken, hiç değil. Ama şu da bir gerçek ki; ulusal yas ilân edildiğinde kimsenin umursamadığı Suudi Kral gibi, bugün de yas tutmamıza kimse karışamaz. Ne zorla yas tutulur ne de matemdeki insanların yasına mani olunur. Yas hakkı, kul hakkıdır.
 
 
TBMM’NİN ACİL DURUMLARDA TOPLAN(AMA)MASI ÜZERİNE
 
Yakın tarihimizden, çok sayıda can kaybıyla sonuçlanan felaketler sonrası CHP’nin, Meclis’in toplanmasına ilişkin önerilerine karşın, iki hükümet sözcüsünün yaptığı açıklamaları örnek veriyor ve yine ülkemizde son yıllarda ulusal yas ilan edilen günleri hatırlatarak yorumu size bırakıyorum: 
 
Suruç Katliamı sonrası, çocuklara oyuncak toplayan çoğu öğrenci 32 genç insanın ölümünün ardından Bülent Arınç: “Meclis tatildeyken, bu yasanın komisyonlardan geçmesi mümkün değil... 
 
Ulusal yas ilan edilmesi, bu ve buna benzer olaylarda her gün tek tek yapmaya kalkarsak bu anlamını da kaybeder...”
 
Afyonkarahisar-2012 Muhimmat deposu patlamasında ölen 25 şehidin ardından Ömer Çelik: “3-5 Mehmet şehit oldu diye Meclis’i toplayamayız.”
 
Son yıllarda ülkemizde ilân edilen ulusal yas günleri
 
Ocak 2012 
 
KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş‘ın vefatı (4 gün)
 
Mayıs 2014
 
301 işçinin hayatını kaybettiği Soma faciasının (3 gün)
 
Temmuz 2014
 
İsrail tarafından Gazze’ye düzenlenen operasyonda 1800’ü aşkın Filistinli’nin hayatını kaybetmesi (3 gün) 
 
Aralık 2014
 
Pakistan’da 145 kişinin öldürülmesi (1 gün)
 
Ocak 2015
 
Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdülaziz el Suud’un vefatı (1 gün)
 
Haziran 2015
 
Dokuzuncu  Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in vefatı (3 gün)