Gazetevatan.com » Yazarlar » Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı

Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı

27 Aralık 2014 Cumartesi


Bastığın yerleri ‘toprak’ diyerek geçme tanı”... diye öğütlemiş Mehmet Akif Ersoy, İstiklâl Marşı’mızın şiirinde. Ülkemizin her karış toprağında saklı kâdim uygarlıkları düşündükçe, bu dizede çok daha derin anlamlar yattığını düşünmeden edemiyor insan... Her yıl en az bir kere Konya’ya gittiğimi sıkça dile getiriyorum ve yazılarıma konu ediyorum. Çünkü her ziyaretimde yeni bir yer, yeni şeyler keşfediyorum. Sadece tek bir ilimize misâl Konya’ya baktığımızda bile dünya tarihi ayaklarımızın altında beliriveriyor. Her seferinde bir kez daha şaşırıyorum, Konya ve çevresini keşfe çıktığımda. Dünya tarihinin ilk toplu yerleşimi “Çatalhöyük” ve hatta son yıllarda daha eski olduğu keşfedilen komşusu M.Ö 5500’lere tanıklık ediyor. M.Ö 13’ncü yüzyıla ait Hitit Uygarlığı kalıntıları ise Beyşehir’de yolumuza çıkıyor. M.Ö 7’nci yüzyılda Lidya ve sonrasında Roma... Buram buram Selçuklu kokan bu topraklar daha sonra Osmanlı’ya bürünüyor. Tarafsız baktığımızda, geçmişimizi Osmanlı ile sınırlı sanmak büyük bir yanılgı olarak karşımızda duruyor... Efendim, geçtiğimiz hafta yazımda, Beyşehir’deki Eşrefoğlu Camii’ni tanıtmaya çalışmıştım. Bu hafta da aynı topraklardaki muhteşem Hitit kalıntılarından söz etmek istiyorum. Ülkemizin müthiş rehberlerinden biri olan Serhan Güngör ile geçen yıl Konya’da rastlaştığımızda bana Beyşehir’in Fasıllar Köyü’nün tepelerinde yerde korumasız bulunan “Hitit”eserlerinin varlığından söz etmişti. Bu yıl hemen yol tarifini aldım ve geçtiğimiz hafta sisli bir gün keşfe koyuldum. Açıkçası pek turistik bir yer olmadığı için ve köy de nerdeyse terk edilmiş olduğum için çamurda, sislerin arasında bata çıka tepelerde aranırken birden kayaya yontulmuş at rölyefiyle karşılaşınca sevinçten çığlık attım. Oldukça detaylı bir işçiliğe sahip olan kabartma farklı bir çekim gücüne sahip. Tam karşı tepede büyük bir Hitit heykeli olduğunu sevgili Serhan’dan öğrenmiştim ama sisten dolayı göz gözü görmediğinden ancak karşı tarafa geçince bu dev anıtı bulabildim. Ülkemizdeki en büyük tek parça Hitit heykeliydi bu. Çamurda yan yatmış duruyordu. Kısaca tarif etme istiyorum: İki yanında aslanlar tasvir edilmiş bir tanrı figürü var. Tanrı (ya da imparator) bir ayağını aslan figürüne diğerini dağ tanrısı figirüne basmış ve ayağının yanında bir aslan figürü daha var. Hitit İmparatoru 3. Hattuşil döneminde yapılan son anıtlardan biri olarak kabul ediliyor. 70 ton ağırlığındaki bu eser 3 bin 300 yıldır bizim orta yerde bırakmış olmamıza rağmen varlığını korumayı başarıyor. Ayrıca çevrede hemen her kayada Latince yazılar var. Burada ölmüş bir generalin mezarı olduğu tahmin edilen Roma Mezarı ise Roma İmparatorluğu’na ait bir garnizonun burada olduğu görüşünü kuvvetlendiriyor. Bu küçük köy, zamanı üst üste katlamış gibi hissettiriyor.

Eflatun Pınarı olağanüstü bir güzellik

Gelelim, Beyşehir’de bulunan olağanüstü bir güzelliğe: Eflâtun Pınarı. Bu anıt çok daha şanslı çünkü düzenlenmiş bir alan ve yabancı turistlerin göz bebeği. İnanılmaz büyüleyici. Beyşehir’in 15 km kadar kuzeyinde bulunan bu dev çeşme ve havuz “mutlaka görülmesi gereken yerler” listenizde olmalı. Hitit İmparatorluk dönemine tarihlendirilen eser, doğal su kaynağının yanına yapılmış. 3 bin 300 yıldır kesintisiz bir şekilde su burada ılık ılık akmaya devam ediyor. Nefis bir işçilik. İnsan, Roma’daki “Aşk Çeşmesi”nin buradan esinlenerek yapılmış olması gerektiğini düşünmeden edemiyor. Eğer öğleden sonra giderseniz, ışık tam karşıdan altın tozları saçarak suya vuruyor ve muhteşem bir görüntü ortaya çıkıyor. “Eflâtun” ismi suyun değişken renginden mi yoksa bir dönem burda yaşamış olduğu rivayet edilen düşünür “Aflâtun”dan mı geliyor tam olarak bilinmiyor. Buralara kadar gitmişken eğer konaklamak ya da en azından soluklanmak isterseniz size bir tavsiye: Budak Köyü’nde çiftçilik yapan Süleymen Aydın ve ailesi 20 yıldır yüzlerce Amerikalı turisti evlerinde ağırlıyor. Hoş sohbetleri ve misafirperverlikleri için onlara bir kez daha teşekkür etmek isterim. Evin büyükaanesi 95 yaşındaki, en güleryüzlü insanlardan Ebe Teyze’nin de ellerinden öperim.