Gazetevatan.com » Yazarlar » Biz, bir gün “Brezilya olma” ihtimalini sevdik

Biz, bir gün “Brezilya olma” ihtimalini sevdik

21 Haziran 2014 Cumartesi


Dünya Kupası: Bu yıl kupa epey bereketli geçiyor. Her maç, 3-4 gol heyecanı yaşıyor izleyiciler. Bir ay sürecek, bu büyük yarış için tahminde bulunmak için erken olsa da hepimizin finalde görmek istediğimiz takımlar var. Ben çocukken yani Dünya Kupası’na katılmanın bizim için hayal olduğu günlerde ülkece Brezilya’yı tutardık. İki ülkenin ekonomik durumlarındaki benzerlikten mi, halklarının ancak stadlarda kimlik kazanıyor olmasından mı bilinmez, Brezilya bizim müttefikimiz sayılırdı. O kaybedince yenik sayardık biz de kendimizi. Brezilya, bizim yerinde olmayı istediğimiz rûyamızdı. Fakirdiler bizim gibi... Ama futbolla Dünya’nın zengin çocuklarına diz çöktürüyor, dört yılda bir de olsa stadlardan seslerini duyuruyor ve bir aylığına da olsa dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyorlardı. En önemlisi, bizim gibi kaybedenlerin ülkesi olsalar da futbol sayesinde kazanma coşkusunu yaşıyorlardı. Belki de bu yüzden Brezilya bize yakındı. Biz, bir gün “Brezilya olma” ihtimalini sevdik. Aynı hislerin Brezilyalılar için de geçerli olduğunu hiç sanmam çünkü biz Dünya Kupası tarihinde ne yazık ki sadece üç kez katılma şansını yakaladık. 1950- 1954 ve 2002... 1950 yılında parasızlıktan ötürü Hindistan’la birlikte hak kazandığımız halde katılamadık bir de. Özetle, 84 yıl içinde sadece iki kere katılabilmişiz turnuvaya. Kızımın doğduğu yıl aldığımız üçüncülükle yaşadığım çifte mutluluğu ömrüm boyunca unutamam bu sebeple. Bırakın şampiyon olmayı bir kenera, bugün hala katılmayı bile başaramıyoruz. Ve bu yıl... Ev sahibi Brezilya... Ben içimde hala Brezilya gibi bir günlüğüne de olsa ülkemin kazandığını görebilme ihtimalini taşıyorum. Bu sebeple, takımında sakatlıklar da olsa finalde Brezilya’yı görmek istiyorum. Brezilya- Almanya (ya da Hollanda) finali şahane olur diyorum! Anlaşılan, Brezilya kazanırsa, Türkiye’yi yine galip saymak istiyorum. “Bosna da üçüncü olsa” diyorum. Tahminlerim tamamen duygusal, biliyorum. Çünkü ben en çok, artık ülkemi Dünya Kupası’nda izlemek istiyorum.

Metrosekseksüellik out Spornoseksüellik in

“Metroseksüellik” out “Spornoseksüellik” in. Nasıl ki metreseksüellik giyim-kuşam ve bakım-tutuma dayalı ise Sporneseksüellik de fit ve kaslı vücüdun sergilenmesine dayalı bir moda. Selfie yani yeni Türkçeleştirdiğimiz ismiyle “özçekim” furyası da bu yeni moda da etkili olmuş belli ki. Ronaldo, Becham gibi sporcu erkekler, kaslı vücutlarını sosyal medyada paylaşınca bu akım da iyice yaygınlaştı. Zaten, kelimeyi bölersek “por” ortak kümesinde s(por)noseksüel yani “spor” ve “porno” seksüel tamlamasına ulaşabiliriz. Özetle sportif ve kaslı birvücut bu işin olmazsa olmazı ama işin içinde pornografik bir çağrışım yapacak olan teşhirde olacak. Yani Instagram’da filan fotoğraflar paylaşılacak. Böylece spornoseksüel modasına uyulacak. Zaten bir süredir bizim dizilerimizde spornoseksüellik epey yaygın. Eskiden, hem yazılı hem görsel medyada kadınların seksi görüntüleri olmazsa olmazlardandı. Muhafazakarlaşan ve sansür baskısı yiyen medya artık kadın figürünü “siyaseten” seksi olarak kullanamıyor! Bu yüzden, erkek seksepali ön plana çıktı. Dikkat edin; Kıvanç Tatlıtuğ, Çağatay Ulusoy, Kerem Bürsin gibi fiziksel olarak beğenilen erkek oyuncular, dizilerinde hemen her bölüm duşa sokuluyor ya da üstünü değiştiriyor. Hem de belirli zaman aralıklarıyla, dizideki diğer genç ve yakışıklı erkekler de birer birer duşa giriyor. Sizce bu bir tesadüf ya da senayonun olmazsa olmazı mı? Eminim bazılarınız bunu farketmiştir. İsterseniz Google amcaya yakışıklı oyunculardan birinin adını ve yanına “duşta” yazarak arayın. Bölümler tek tek önünüzde sıralanacak, Aynı aramayı, dizilerin güzel kızları için yaptığınızda aynı karşılığı bulamayacaksınız. Demem o ki, şimdi Dünya Kupası ile birlikte iyice moda olan spornoseksüellük akımını Ronaldo üstüne alınmasın. Bizim diziler, kadınların dekoltesi kapatıldığından beri zaten spornoseksüel.

Maskeli balo ve onun sahte yüzleri

Hafta sonu önerisi, bir sergi: İki yaratıcı kadının mürşidmürid ilişkisi içinde hazırladıkları nefis bir sergi gezdim bu hafta: Maskeli Balo. Maskelerle resmi birleştiren, insan ruhu ve takındığı maskelerle ilişkisini anlatan bu sergide, Audrey Hepburn’den, Soma’daki madencilere kadar pek çok insan figürüne yer verilmiş. Hatice Baltacı ve Nilgün Tabak’ın ortak çalışmalarından oluşan bu sergiyi 24 Haziran tarihine kadar ziyaret edebilirsiniz.

Adres: Ahmet Fetgari Sokak No:22 Teşvikiye-İstanbul