Gazetevatan.com » Yazarlar » 15 günde devri alem

15 günde devri alem

28 Nisan 2018 Cumartesi


Nisan ayı geldi mi kendimi dışarı attığım doğrudur ama bu defa leyleğin kuyruğuna dolanmış olmalıyım ki evin yolunu bulmakta zorlandım. Zaten artık  arkadaşlarım ve sosyal medya takipçilerim leyleği havada görmenin benim durumumu izah edemeyeceğini, leyleği doğrudan evde beslediğimi söylemeye başladılar. Haksız da sayılmazlar.
Rusya-Fransa-İtalya-İspanya arasında mekik dokunduğum 15 gün boyunca hemen her gün başka bir şehirde hatta başka bir ülkede uyanmaktan Fransızlara “bonjur”, İspanyollara “Çav”, İtalyanlara “davay” demeye başladım. Zihnimde bir sürü farklı dil, insan, koku, bitki, şehir ve iklime dair izlerden oluşan bir resmî-i geçit var sanki. St. Petersburg- Fransa Loire bölgesi-Cenova- Fransa Cote d’Azur bölgesi-  İspanya’nın Mallorca adası- Barcelona arasında geçen 15 günlük devr-i alemden gözüme takılanlar.
 
Gösterişçi Ruslar
 
Ruslar gerçekten inanılmaz sanata meraklı. Aynı gece şehirde birçok bale-opera-konser-tiyatro gösterisi olduğu halde, o dev salonlar tıklım tıklım doluyor hem de turistlerle filan değil yerli izleyicilerle. Bu kadar sanatla yoğrulmuş bir milletin pek de nazik ve zarif olmayışı beni biraz şaşırttı doğrusu. 
Tabii ki herkesi aynı kefeye koymak yanlış ama kuş bakışı değerlendirmede özellikle Rus erkeklerini epey kaba bulduğumu söyleyebilirim. İşin daha garip gelen yanı, bu tablo güzelliğindeki şehirde yaşayanların, estetik  anlayıştan da pek nasip almamış olmaları. Rüküş bir şekilde kadınlar dekolte, erkekler parayı gösterme derdinde ne hikmetse... Gerçek altından ayakkabı giyip kafeye giden, askeri bir arazi araç olan Hammer’ı limuzine uyarlayanlar gördü bu gözler. Kadınları ile ilgili anlatılan güzellik efsaneleri de fos size söyleyeyim.  Saçını at kuyruğu yapıp eşofman giyse kimsenin dönüp bakmayacağı kadınlar akşamları öyle dekolte giyiniyor ki bizim ülkemiz erkeklerinin dilinden düşürmemesi için yeterli oluyor. 1 karış topuk ve 1 metre yırtmaç olduktan sonra içinden çıkan çarpık da olsa artık erkek bakışından sütun görünüyor. Trafiği berbat bu şehrin, öyle ki İstanbul’u mumla aradım. İşin garibi muhteşem bir metro ağları var ama lüks arabaları göstermek uğruna trafikte saatler geçirmek hoşlarına bile gidiyor galiba.
 
Fransız aristokrasisi
 
Ben tam da en aristokrat bölgesi olan Loire vadisi Şatolarını gezdim. Sanırım Fransızlar ile iletişi başlatmak için pin code var. “Bonjur” demezseniz ölseniz su veren çıkmıyor. Herhalde bir Fransız günde en az 500 kere “Bonjur” diyordur. Çok nazik bir davranış olduğu muhakkak ama her adımda selamlaşmak, alışmadık bünyede ağırlık yapıyor. Zarif oldukları kadar sıcak kanlı da olsalar keşke... Pratik davranış biçimleri de pek gelişkin olmadığından masadaki yerinizi değiştirseniz, elindeki kahveyi ne yapacağını şaşıran garsondan düzen bozmak suçundan bir araba laf işitebilirsiniz. Zarafetleri, tarzları, şıklıkları ve kurallara saygılı oluşları, biraz da kendilerini beğenen halleri karşısında rahat hissetmek çok kolay olmasa da her daim düzgün ve mesafeli duruşlarıyla insanı güvende hissettiriyorlar. Kuyruğa kaynak yapmak, korna çalmak, üç kağıda yatmak yok adamların lügatında... Bize bayağı uzak anlayıştılar kısaca...
 
İtalyanlar ideal kıvamdalar
 
Sanırım kendimize en yakın hissettiğimiz İtalyanlar. İnsan kendini evinde hissediyor. Tabii Türkler için evinde olmak demek çok da güvenli hissetmek anlamına gelmediğinden İtalya’daki ortama uyum sağlamak zor olmuyor. Neşeliler, eğlenceliler, rahatlar, umursamazlar. Üç kağıt yapmaya her an hazırlar. Bizim için ideal kıvamdalar. Hani biraz gayret etsek, biraz kibarlaşıp ehlileşsek, sokak kültürünü yakalayabileceğimiz uzaklıktalar. Her gün sabunlarla yıkanan Loire şehirlerinden, Genova’ya geçtiğimde, o görkemli yapıların arasındaki sokakların kirliliği karşısında kendimi sarayımdan çıkmış pazar yerine düşmüş gibi hissettim.
 
İspanyollar bize benziyor 
 
Bize en çok benzeyenler. Öyle karşıdan karşıya yanlış yerden geçersen yersin kornayı. Her an yolda maruz kalınabilecek kap-kaç konusunda bize çok yakın durmaktalar. Kavgaya açıklar. Latin kanının verdiği yüksek enerjiyi taşıyorlar. Çekici, eğlenceli ama duruma göre gayet kabalaşabilecek yapıdalar.