Gazetevatan.com » Yazarlar » Rusya’nın batıya açılan penceresi

Rusya’nın batıya açılan penceresi

22 Nisan 2018 Pazar


200 yıl boyunca Çarlık Rusyası’na başkentlik yapmış kuzeyin kültür başkenti St. Petersburg’a gidip bu müzelere uğramamak büyük bir hata olur..

Ermitaj Müzesi: Adı bile Fransızca inziva anlamından geliyor. Kışlık dinlenme sarayı şu anda dünyanın en muhteşem müzelerinden. St. Petersburg’u 36 yıl idare eden ve bu şehre sanatı katan Çariçe Katerina, dünyanın en muhteşem eserlerini satın almış imparatorluğuna. Vatikan ve Louvre’u iç içe getirip biraz da Orsay ve Uffizi katın, işte size Ermitaj Müzesi. Eserler bir yana yapının kendi de muhteşem. İçinde da Vinci’nin 12 tablosundan 2’sinin yanı sıra, Monet, Cezanne, Picasso , Renoir, Matisse, Vangogh eserleri de bulunuyor. Gezmek için günler gerek. Çariçe Katerina Vatikan’daki tüm Rafael koleksiyonunu almakta ısrar etmiş. Vatikan vermeyince ipler gerilmiş. Son çare olarak, St. Petersburglu ressamların yıllarca Vatikan’daki tüm Rafael resimlerini kopyalamasına izin verilmiş. Şu anda Ermitaj içinde kocaman bir Rafael katı var. Lapis ve Malakit dev masa ve vazolar, eşyalar, her parça çok etkileyici. 

- Nevsky Prospekt: St. Petersburg’un Şanzelize’si. Her şey bu caddede. Sıçramış Kanlar Kilisesi’nin fantastik mimarisini burdan görebilirsiniz. Kazan Katedrali’ne bakan, üst katından adeta bu dev yapıyı kucaklayan 117 yıllık Singer Binası bugün kitapçı ve kafe, muhakkak uğrayın. Cadde üzerinde devrim zamanı ilk yağmalanan bina Pektopah Nevski bugün şahane bir pastahane, şarküteri, kafe konsepti olarak hizmet veren bir mekana dönüşmüş. Görülmesi hatta vakit ayırıp binanın içindeki ağaçtan sarkan kristal avizeler altında çay-kahve içilmesi gereken bir mekan.
- Dostoyevski Ev Müzesi: Suç ve Ceza’yı St. Petersburg’da yazmış Dostoyevski. Evini bugün müzeye çevirmişler. Şemsiyesi, şapkası karşılıyor sizi kapıda. El yazısı notları, sofrası, çalışma masası... Aynı havayı solumak, çıkınca Raskalnikov’un yürüdüğü sokaklarda yürümek, tarihte yolculuk etmek...
- Puşkin Evi ve Puşkin Kafe: Puşkin soylu kesime mensup biri olduğu için evi da doğal olarak Dostoyevski’nin en refah içindeki zamanlarıyla bile kıyaslanamayacak ölçüde zengin ama Puşkin her dem muhalif sanatçı olmuş, Çar’ın değil halkın yanında yer almış. Çarlar hapse atarak değil, yanlarında tutmaya çalışarak, kendilerini sevdirmeye çalışarak dizginlemeye çalışmışlar Puşkin’in. Ruslara şiiri sevdiren hatta Rus Edebiyatı’nın kurucusu kabul edilen bu adam, sevgilisi uğruna düello ederek genç yaşta canından olmuş. Düelloya gitmeden önce sıklıkla gittiği kafeye gitmiş oturmuş. İşte o mekan, bugün hala Puşkin Kafe olarak hizmet veriyor. Tavsiyem üst kata çıkın. 
- Aman dikkat! Öyle bir trafik var ki şehir içinde İstanbul trafiği solda sıfır kalır. Ne Paris, ne Londra, ben böyle trafik görmedim. Üstelik henüz en turistik dönemi değil. Mutlaka şehir merkezinde kalıp, yürüyerek her yere gidip gelmeye çalışın. Metro kullanın ki dünyanın en iyi metro ağlarından birine sahip şehir. Suyun altından 42 ada metro ile birbirine bağlanıyor. Gelin görün ki sonradan görme Ruslar, lüks arabalarını göstermek için trafiğe aldırmaksızın yollara dökülüyorlar. Askeri araç Hammer’ı şehir içinde kullanma görgüsüzlüğünü ülkemde de gördüm de Hammer Limuzin ilk defa Ruslar’da gördüm. Eh gerçek altından kösele ayakkabı giyenlerin arabası da göz-nizam dışı olmalı!
Konser salonları stadyumdan farksız

 

- Dev tarihi salonlarındaki tiyatro, bale, opera salonları hınca hınç dolu, üstelik turistlerle filan değil Ruslarla. St. Petersburg’da Tiyatro ve konser salonlarının önü, stadyum gibi... Sinemaya, maça filan gider gibi opera baleye gidiyor halk. Tabii kılık olarak son derece özenli olarak.