Gazetevatan.com » Yazarlar » Ağaçlara sarılmak

Ağaçlara sarılmak

24 Mart 2018 Cumartesi


Ağaçlara sarılanlardan mısınız yoksa bunu yapanlarla dalga geçenlerden mi? Hemen cevabımı vereyim, ben ağaçlara sarılanlardanım. Avusturya’nın orman ve göl ile iç içe kasabası Maria Wörth’te geçirdiğim bir hafta boyunca bol bol sarıldım ağaçlara. Kim bilir, belki şimdi bazılarınız “Berna biz de seni daha aklı başında sanırdık” diye içinizden geçirmişsinizdir. Bir konuda kesinlikle haklısınız, gayet aklı başında biriyim ve şimdi sizin aklınızı başınıza devşirmek üzereyim.

 
Eğer ağaçlara sarılırsanız ya da sırtınızı dayayıp oturursanız ağacın iyileştirici etkisinden yararlanırsınız.

Evet evet, İngilizcede’deki “tree hugger” tabirinden tabii ki haberim var. “Ağaçları, hayvanları, doğal hayatı korumayı kendine dert edinen kişileri sinir bozucu bulanlar tarafından ağaçlara sarılanlar için kullanılır. Bırakın betonu övenler kendi karbon salınımında solusun, siz ağaçlara sarılın, kendi iyiliğiniz için, hem de hemen! Neden mi? İşte size birkaç ipucu!

- Bilimsel ispatlara göre, ağaçların kendini iyileştirme özelliği var ve bunun için titreşim frekansı yayıyor. Eğer ağaçlara sarılırsanız ya da sırtınızı dayayıp oturursanız bu titreşimle etkileşime geçip, ağacın iyileştirici etkisinden yararlanırsınız. Sonuç olarak, ağaca sarılmak baş ağrısı, depresyon, konsantrasyon bozukluğu gibi strese bağlı pek çok sağlık sorununa iyi geliyor.

- Ormanlık alanlardaki oksijen psikolojimizi olumsuz etkileyen iyonları nötr hale getiriyor.

- Her ne kadar zaten tecrübeyle bilsek de yapılan pek çok deneye göre de bahçe sahibi olmak, bahçeyle uğraşmak hatta güzel bir bahçe, doğa manzarası seyretmek stresi vücuttan atıyor.

- Öğrenciler üzerinde yapılan bir deney sonucuna göre, beton kent manzarası seyretmek, sınavdan daha çok strese sokuyor.

- Doğa manzarası seyretmek, doğa ile iç içe olmak, tansiyon, kalp ritmi, kas gerginliği, beyin dalga sistemi, zihin yorgunluğu gibi pek çok fizyo-psikolojik alanda iyileştirici etkide bulunuyor.

- Ameliyat sonrası nekahat dönemini ormana bakarak geçiren hastalar daha çabuk iyileşiyor. Pek çok hastalık, tedaviye doğal manzara eşlik ettiğinde, daha çabuk iyileşiyor.

- Hapisha-nelerdeki mahkumlara doğaya bakacakları bir pencere verilirse sık görülen sindirim sistemi rahatsızlıkları, baş ağrıları çok daha az ortaya çıkıyor.

 
 
Ağaçlara sarılmayı, ağaçları korumayı “yeni moda” sananlar için birkaç hatırlatma

- Her şeyden evvel tüm koala türü yaratıldığı günden bu yana yanılmış olamaz.

- Altay Türkleri, ağaçların içinde yaşayan ve göklerde dolaşan bir varlığa inanırlardı

- Keltler, ağaçların ruhu olduğuna inanırlardı

- Druidler, milattan önce kullandıkları ay takviminde her aya bir ağaç adını vermişler. Druid kelimesinin “büyücü” anlamına gelmesi, Keltlerin ağaç büyüsüne inanmaları ve meşe ağacının ruhunu tanımış kişilerin “druidler”i oluşturmasından kaynaklanır.

- 1700’ler Hindistan’ında, saray yapımı için ağaçların kesilmesine karşı çıkan 400’e yakın insan katledilir. Ülkede ağaç kesimini sınırlayan yasa bu acı olaydan sonra çıkar.

Evet, ne dersiniz? Önümüz bahar, bulabildiğiniz her fırsatta doğaya koşmanın tam zamanı değil mi? Bulduğunuz her ağaca sarılmanın ve ağaçları betona çevirmeye çalışanlara karşı durmanın tam zamanı değil mi? Bir kere sarılın, bir ulu ağacın enerjisini, bilgeliğini, titreşimini hissedin, kararınızı öyle verin.

Bu arada ağaçları biraz daha yakından tanımak isteyenler için tam da yeri gelmişken harika bir kitap önerim var: Ağaçların Gizli Yaşamı, 23 dile çevrilmiş, New York Times “çok satanlar” zirvesine yerleşmiş bir kitap. Ağaçların acıyı hissedebildiğini, hafızaları olduğunu ve aile kurduklarını öğrendiğinizde doğaya bakışınız değişecek. Bana kalsa, ülkemizi betondan kurtarmak için bu kitabı müfredata almak gerek.(Yazan: Peter Wohlleben)