Gazetevatan.com » Yazarlar » Detoks, terapi ve tedavi ile şifa bulmaya geldim

Detoks, terapi ve tedavi ile şifa bulmaya geldim

17 Mart 2018 Cumartesi


Sıkı kuralları olan ve adeta askeri kamp disiplinindeki Avusturya’daki sağlıklı yaşam kliniğinde bir hafta geçirip; detoks, terapi ve tedavi ile şifa bulmaya geldim. 
 
Avusturya’dan Vivamayr sağlıklı yaşam kliniğinden selamlar... Bir ay önce, ısınmadan sahneye çıkmak gibi bir gaflette bulundum ve yıllardır uyuyan boyun fıtığımı harekete geçirdim. Denemediği şey kalmadı gerçekten hatta şöyle diyeyim Ronaldo sakatlandığında yapılan her şey yapıldı bana da. Ama herhalde beden gücü olarak bir Ronaldo olmadığımdan olsa gerek ben bir türlü sahalara geri dönemedim. Üstelik bir de kurcalattıkça boynum kendini iyice kastı. Eh ona da hak vermek gerek, iğneler, manyetikler, çekiştirmezler derken boynum kendini sonunda korumaya almaya karar verip hepten kazık kesti. Sonunda yeşil reçeteli ağrı kesiciler eşliğinde nadasa bırakıldım. Şubat ayı sonunda, bu sefer içtiğim ilaçlar tüm vücudumun canına okumuştu. Bir yeri düzeltelim derken her yerim bozulmuştu. Tansiyon düşmeleri, halsizlik, enerji kaybı, alerjiler kol geziyordu... Artık bedenimi bir bütün olarak temizlemem ve iyileştirmem gereken noktaya gelmiştim. Karar verdim ve şu an bu satırları size yazdığım, Maria Wörth kasabasında masalsı bir göl kenarındaki Vivamayr’e bir hafta detoks, terapi ve tedavi ile şifa bulmaya geldim. Burası o kadar güzel ki zaten durup göle baksanız ağrılarınızı unutursunuz. Burda yoğun bir terapi süreci yaşıyorum. Batı tıbbı ile Almanların ünlü homeopati tedavisi bir arada kullanılıyor şu anda... Ve hayatta bilmediğim neler neler...
 
Sabah 07:30’da yoga ile başlayan günüm akşam 20:30 da uykuya dalınca bitiyor
 
08:00 Doktor randevusu
 
Her sabah kontrol, çeşitli testler ve karın masaj terapisi kendi doktorum tarafından yapılıyor. Testler çok değişik. Evet klasik kan testleri de var ama asıl kinezyoloji testi efsane.
Dil üzerine çeşitli yiyecek tozları dökerek bedeninizin tepkisine göre neye intöleransınız olduğu yani nelerin size iyi geldiği neleri tüketmeseniz gerektiği saptanıyor ve ona göre tedavi veriliyor. Benim çok çok az şeye karşı intöleransım çıktı. Vivamayr’deki doktorum çok şaşırdı ve bunu yaptığım GAPS diyetine borçlu olduğumu, vücudumun besinlere karşı sıfırlanmış olduğunu söyledi. Bu vesileyle Memorial Wellnes doktorum Doç. Dr. Gökhan Özışık ve sevgili diyetisyenim Yeşim Özcan’a teşekkürü borç bilirim.
 
08:30 Kahvaltı
 
Peynir, yumurta ve ekmek. Ben bunları seçiyorum yoksa çok lezzetli meze gibi ekmeğe sürmelik karışımlar da var. ya da hindi füme, somon vs... Ekmek oluşu gerçekten şahane.
 
09:00 Oksijen terapi
 
Bir deniz kenarında, bir 3 bin 200 metre dağ doruğunda nefes alıyormuşsunuz gibi ciğerleri çalıştıran bir makine eşliğinde ciğerlerinizi güçlendiriyorsunuz.
 
10:00 Kan tahlili
 
Tahlil sonucunuza göre vitamin - mineral serumu alıyorsunuz ki anında enerjiniz yükseliyor.
 
11:30 Sıcak kil yatağı
 
Boynum için şahane rahatlatıcı bir tedavi. Sıcak su torbasından bir  hamak düşünün. Siz yatınca bir de sizi içine alıyor ayrıca yüzeyinde tedavi için kil torbaları var. Şahane bir şey!
 
12:00 Masaj ve manuel terapi
 
Elle belirli noktalara bastırıp tedavi eden bir uzman Hasse var ki 50 dakika sonra baştan yaratılmış gibi hissediyorsunuz.
 
13:00 Öğle yemeği
 
Öğle yemeği pek çok karışık ot, sebze, et-balık, tahıl, patates ile hazırlanmış çok lezzetli bir gurme restoran tabağı oluyor.
 
14:30 Elekroliz ayak banyosu
 
İşte bu çok acayip bir şey. Pedikür kabı gibi bir alete sıcak su konuyor ve ayağınızı içine daldırıp bekliyorsunuz. Kabın ortasında elektroliz devresi var. Vücuttaki toksinleri ayağınızdan suya atıyorsunuz bu elektrik alanı ile. Şaka gibi ama su kahverengiye dönüşüyor. Resmen vücuttan çıkan zehri görüyorsunuz. Tam bir detoks yaşıyorsunuz.
 
15:30 Nordik yürüyüşü
 
Gölün çevresi bütün dağ ve botanik parklar. Çubuklar eşliğinde sizi dağ bayır ful oksijen yürüyüşe götürülüyorlar. Doğa muhteşem ve temizlendiğinizi hissediyorsunuz.
 
17:30 Çay saati
 
Aslında tüm gün çay saati. Gün boyu bitki çayı içmeniz için her yanınız kuşatılmış durumda. Salondaki musluklardan sürekli sebze çorbası, sıcak su ve dağdan gelen soğuk su akıyor.
 
18:00-19:00 Yemek saati
 
Akşam yemeği hafif tutuluyor çünkü     organları dinlendirmek amaçlanıyor. 
 
20:30 Uyku
 
Herkes odasına çekilip gece için son ilaç takviyelerini alıyor. Odasında bekleyen melisa çayını içip, DVD ile film izleyip uykuya geçiliyor.
 
Not:Herkese özel vitamin, mineral ve homeopati ilaçlarından oluşan bir tedavi yapılıyor bu yüzden gün boyu pek çok takviye alınıyor. Tansiyondan kan şekerine her şeyi dengeliyorlar ve dedelerimizin bir vakitler gece yatarken içtiği gibi karbonat karışımlı özel bir tozla vücudu alkali yapıp, tuz - magnezyum karışımı ile bağırsakları temizliyorlar. O sebeple de hiç açlık hissetmiyor ve enerjik oluyorsunuz. 
 
Beslenme ve diyet ile ilgili önemli notlar
 
- Yemek ağızda iyice eriyene kadar en az 25 kere her lokmayı çiğnemek gerekiyor.
- Alkali olmak önemli. İyi kalite bir karbonat geceleri ılık suya atılıp içilmeli.
- Sofrada keten ve kendir tohumu yağı yemeklere eklenmeli.
- Tahıl ve karbonhidratsız beslenme doğru bulunmuyor. Canan Karatay Hoca bu işe ne der bilmem ama iki öğün patates - ekmek yemeğe diyette bile eşlik ediyor. Organik, çok kaliteli ve işlenmemiş tahıllar kullanılıyor ve öneriliyor.
- Patates soyularak geceden suda bekletiliyor ve ertesi gün pişirilip servis ediliyor, evde de böyle tüketilmesi öneriliyor. Çünkü nişasta suya geçiyor ve kalorisi düşüp sağlıklı hale geliyormuş.
- Akşam yemeğinde çiğ sebze yani salata yemek çok zararlıymış. 
- Sezaryenle doğan bebeklerde bağırsak problemi daha çok yaşanıyormuş. Çünkü normal doğum sırasında bebekler hem anne vajenindeki probiyotikleri bünyelerine alıyormuş hem de ilk bakterilerle karşılaşıp bağışıklık geliştiriyormuş. benim gibi sezaryan ile doğanlarda probiyotik eksikliği olduğu için bendeki sızdırmalı bağırsak sendromu ve kabızlık - şişkinlik gibi rahatsızlıklar daha çok görülüyormuş.
- İnek sütü zararlı bulunuyor. Hatta Japonya’da kanserin artışı bile buna bağlanıyor. Meğer eskiden Japonlar inek sütü içmezmiş.
- Kaliteli ürün öneriliyor. Ne yazık ki ülkemizde organik tarım, bozulmamış tahıl ve kaliteli ürün konusunda şanssızız. Organik tarım için yan arazinin de organik olması ve yol geçmemesi gerekiyor.