Gazetevatan.com » Yazarlar » Blade Runner efsanesi ile 2049‘a yolculuk

Blade Runner efsanesi ile 2049‘a yolculuk

14 Ekim 2017 Cumartesi


Dünyanın en etkili 100 filmi arasında yer edinen Bıçak Sırtı 35 yıl sonra “Blade Runner 2049” olarak karşımızda. Geçen hafta vizyona giren bu kült filmi kaçırmayın!

Benim jenerasyonumda olup bir de sinema tutkunu olanların hafızasında Blade Runner (Bıçak Sırtı) filmi muhakkak yer edinmiştir. Belki de yapay zeka, distopik dünya filmlerinin atası saymak mümkün 1982 yapımı, Harrison Ford’a kalbimizde bambaşka bir yer açan  bu filmi. Benim gibi çocukluğu 80’lerde geçenler, yeni çıkan filmleri ancak üzerinden birkaç yıl geçtikten sonra izlerdi. Elbette her film de ülkemize gelmezdi. Blade Runner da kültleştikten sonra hayatımıza girdi ancak. İlginçtir ki dünyada da ilk yayınlandığında çok ses getirmemişti bu film. Bir bilim kurgu filminin sanat güdüsü önde görüntüleriyle ve felsefik yaklaşımıyla toplumsal meseleleri ortaya koyması çok alışılagrldik olmasa da her kıymetli şey gibi bu filmin de değeri geç de olsa anlaşılmış ve seyircisini yakalamıştı. 
Her daim dünyanın en etkili 100 filmi arasında yer edinen Bıçak Sırtı 35 yıl sonra devam filmi “Blade Runner 2049” ile karşımızda. İngiliz yönetmen Ridley Scott’un yönetmen koltuğunda bu defa Fransız asıllı Kanadalı yönetmen Denis Villeneuve oturuyor. Belki de bu sebeple, yapay zeka ve distopik filmlerin atası sayılan bu film, Hollywood filmlerinin janjanlı içeriğinden uzak, Avrupa sinemasının katmanlı ve stilize eden üslubunu koruyor. İlk filmin hayranı olanlar için iyi haber şu ki, yeni film her anlamda kaldığı yerden devam ediyor. Bu sefer başrolde Ryan Gossling’i izliyoruz ama ilk filmin starı Harrison Ford’un hikayesi yine öznede. 
 
Roger Deakis Oscar’ı kazanır
 
Günümüz bilim kurgu filmlerinin bol hareketli, son sürat ilerleyen modasına kendini kaptırmayan film, tıpkı atası gibi sakin ve fotografik görüntülerle fikrini seyiciye zaman tanıyarak sunuyor. İlk filmi izlememişler ve günümüz bilim kurgu anlayışının macerasını arayan seyirciler için ise biraz uzun, ağır ve izlenmesi zor kalıyor. Fransız sinemasının o derin, çarpıcı ama öte yandan kasvetli havası filmin her anında hissediliyor. Size tavsiyem ilk filmi izleyip gitmeniz. Aksi halde “2049”a yolculuk biraz uzun sürebilir. Bu arada filmin görüntü yönetmeni Roger Deakis en az 10 yıldır aday olup bir türlü verilmeyen Oscar’ını bu yıl kesin alacak bana kalırsa.