Gazetevatan.com » Yazarlar » Adab-ı muaşeret zorunlu ders olmalı

Adab-ı muaşeret zorunlu ders olmalı

29 Temmuz 2017 Cumartesi


Memleketteki adı sanı bilinir kişilerin ettiği laflar, karıştığı olaylar hiç normal değil.

Memleketin başına güneş mi geçti? Ülkenin politik dengesi kaydıkça, belli ki insanların da şirazesi kayıyor. Aklı selime muhtaç kaldık. “Yok artık” dedirtecek ne varsa bizde. Annemin yetiştiği dönemde pek bir moda olan “Adab-ı muaşeret” kitabı vardır, işte bu kitap okullarda zorunlu ders diye okutulmalı hatta vatandaşlık görevi olarak, askere gider gibi 7’den 77’e herkes zorunlu “görgü kuralları ve ahlak” kampına alınmalı. Hiç lafı sözü uzatmaya gerek yok, memleketteki adı sanı bilinir, hatırı sayılır kişilerin son günlerde ettiği laflara, karıştığı olaylara bakmak durumun vehametini anlamaya yeterli. Daha beteri sanki tüm bu olup bitenler normalmiş gibi yaşamaya devam ediyor, günden güne adap yoksunluğunu biraz daha benimsiyor hatta yüceltiyoruz. Beyler (beyler diyorum çünkü tüm acayip vukuatlar erkeklerin başının altından çıktı), başınıza güneş mi geçti?

7’den 77’e herkes zorunlu “görgü kuralları ve ahlak” kampına alınmalı

Metin Hara: Başına ilk güneş geçen kişi oldu. Çok yazılıp çizildi, üzerinde fazla durmaya gerek yok. Adriana Lima aşkını hiç abes bulmuyorum ve kendisine mutluluklar diliyorum ama röportajında, az gelişmiş Türk erkeği sözü olan “sen benim kim olduğumu biliyor musun” misali “siz benim eski sevgililerim kim biliyor musunuz” diyerek tek tek isim vermesi... Adriana Lima’dan sürekli “yengeniz” diye bahsetmesi, “bu daha başlangıç” diyerek aşk hikayesinden bir başarı öyküsü çıkarma çabası... Eyvah, eyvah... Eğer Türk erkeğinin kendini aşmışı, iç yolculuk ve maneviyat gurusu Metin Hara böyleyse, vay Türk kadınlarının haline!

Fatih Terim: Adana Demirspor’un eski başkanı Selahattin Aydoğdu ile giriştiği “kebapçı paravanı” kavgası...Üstelik, Alaçatı’nın göbeğinde, üstelik yumruk yumruğa... Kim haklı kim haksız bilmem ama şunu bilirim ki gerçek ne olursa olsun böyle bir kavgadan Fatih Terim her türlü haksız çıkardı ve öyle de oldu. Tüm Türkiye’nin ortak paydası Türkiye Futbol Direktörü olacaksın, yıllarca hepimizin göz bebeği Milli Takım’a hocalık yapacaksın, mazinde UEFA gibi şampiyonluğu taşıyacaksın, sonra kebapçı helası yüzünden kopiller gibi kavgaya tutuşacaksın! Yok, “ama”sı yok, her ne sebeple olursa olsun milleti temsil eden insanların irtifayı böyle düşürme hele hele sonra bir de yılların milli kalecisine özrü kabahatinden büyük mektuplar yollayıp, tüm futbol severlerin sevgi ve saygı seviyesiyle oynamaya hiç hakkı yok. Hatta, haklı bile olsa! Baştaki bunu yaparsa, stadtakiler neler yapar sonra!

Kemal Tamer: Kendisi, Üniversite Sporları Federasyonu Başkanı. Herhalde bu ara spor camiasını yönetenler statta fazla güneş altında kaldı, başka açıklaması yok! Beyefendi’nin beyanatı şöyle, “Bizim kültürümüzde sevişmek yok!” Ne diyelim, Allah başka dert vermesin kendisine, ne kadar çaresizse artık... Bunlar hep sıcaklardan!

Alişan: Bir başka güneş çarpması vakası... Nişanlandığı genç kadında ne bulduğunu soran gazeteciye, güzel ve çekici olmadığından memnun olduğunu söyleyerek “adabı muaşeret”e turp suyu sıkmayı başardı. Evet gayet de şeker, saf ve iyi niyetli biri olduğuna eminim. Ve yine eminim ki, göz yaşları içinde kendisine veryansın eden nişanlısına “vallahi öyle demek istemedim aşkım” diye dil döküyordur şimdi. Ama olmaz ki, böyle de konuşulmaz ki! İlle de Sertaç Ortaç’ın karısının güzelliğine atıfta bulunacaksan “ben çok güzel bir kadınla olabilecek kadar özgüvenli değilim” dersin olur biter.

Bu arada Alişan’a bir konuda hak vermemek elde değil, Chloe gerçekten çok güzel.