comScore
Gazetevatan.com » Yazarlar » Sözde sanatçı

Sözde sanatçı

14 Ocak 2017 Cumartesi


Meryl Streep, Altın Küre Ödülleri’ndeki konuşmasıyla unuttuğumuz insanlığı ve sanatçı duruşunu tekrar hatırlattı...

GGeçtiğimiz haftanın en dikkat çekici en heyecan verici olayı Altın Küre ödülleri idi. Ödüller bir yana, yaşayan efsane, muhteşem oyuncu Meryl Streep'in "Yaşam Boyu Onur Ödülü"nü alırken yaptığı konuşma büyük iz bıraktı. Hiç isim vermeden, ABD'nin yeni Başkanı Donald Trump'ı hedef alan konuşması çok çarpıcı detaylarla doluydu. Sinema severlerin her zaman görmeye alışık olduğu kibar, insancıl ve naif tavrını hiç bozmadan Trump'ı eleştiren Meryl Streep, konuşmasının bir bölümde şunları söyledi: "Bu yıl çok güçlü performanslar vardı. Nefes kesen işlerdi. Bazısı, kancalarını kalbime batırdı. İyi olduğu için değil! Ülkemizdeki en saygın koltuğa oturması beklenen kişinin, engelli bir gazete muhabirini taklit ettiği andı bu. Bunu gördüğümde kalbim kırıldı ve aklımdan çıkaramadım, çünkü bu bir filmde değil, gerçek hayattaydı."

Bizi takip ediyorlar

Bir kaza sonucu uzvunu kaybetmiş kadın milletvekilimize bir zaman söylene lafları hatırlatıyor değil mi Meryl Streep'in eleştirdiği olay. Ayrıca, Amerika artık siyasi konjonktürde bizi epey yakın takip ediyor olmalı ki, basınla ilgili de uyarıda bulunma ihtiyacı hissetti ünlü oyuncu. Basının, bu gibi olayların üzerine gitmesi gerektiğini, sanatçıların da gazetecilere sahip çıkması gerektiğinden söz etti. Son derece duygusal, hatta hafif ağlamaklı olduğu konuşmasında, Hollywood'un yabancı çalışanlarla ayakta durduğunun altını çizip, salonda bulunan, doğum yerleri Hindistan'dan, Afrika'ya uzanan ünlü oyuncuları tek tek işaret ederek, dil-din-ırk ayrımı yapmaksızın, çoğul kimliklerle yaşamanın güzelliğine dikkat çekti.

Elbette Meryl Streep 45 yıllık oyunculuk hayatında daha önce bu kadar aleni faşist söylemi olan bir iktidarlarla karşılaşmamıştı. Sanırım, Trump'tan gelen hoyrat cevaptan sonra konuşmasının temelini oluşturan insan sevgisi, eşitlik ve kardeşlik konularında geleceğe dönük azıcık bir umudu varsa o da kırılmıştır. Trump'ın, bize artık oldukça tanıdık gelen "anti-muhalif sanatçı" siyasi üslubuyla, Twitter'dan verdiği cevap şöyleydi: "Meryl Streep, Hollywood'daki en çok abartılan aktristlerden birisi, beni tanımıyor ama geçen gece Golden Globe'da bana saldırmış. O bir..." Artık, Trump'ın boşluğu nasıl dolduracağını tahmin etmek Amerikan halkına kalmış.

Çamur at izi kalsın

Elbette, Trump'ın kadınları tarif ettiği "makbul ölçüler" klasmanında bir oyuncu değil Meryl Streep. "Hollywood tarafından fazla abartıldığını" söylediğine göre, Streep'in Hollywood'un, en çok kazandıran oyuncularından biri olduğundan da, tüm ödüllere en çok aday olma ve en çok ödül alma rekorlarının sahibi olduğundan da haberdar değil. Lafı şuraya getirmek isterim, hani bizim ülkemizde azıcık muhalif konuşan tüm sanatçılar hemen "sözde sanatçı" diye tü-kaka ediliyor ya, Streep'e bile çamur atmaya çalışanların kendini bilmezliğini gördükten sonra, çok da takılmamak, hatta iltifat kabul etmek lazım demek ki... Hazır ekmek için doğru bildiğini söylemekten çekinmeyen, bileğinin hakkıyla sanatını yapmaya devam eden, tüm "sözde sanatçı" arkadaşlara selam olsun...

The Crown’u mutlaka izleyin

Altın Küre demişken, dizi-drama dalında, "Game of Thrones", "Westworld" gibi yıldız yapımları geride bırakarak ödülü alan "The Crown"u mutlaka izlemenizi öneririm. Netflix'in yeni dizisi bugünkü İngiltere Kraliçesi Elizabeth'in tahta çıkışını konu alıyor ve İngiliz Monarşisi'nin hiç bilinmeyen yönlerini cesurca ortaya döküyor. Komedi dalında En iyi Film ödülünü alan, "Aşıklar Şehri - La La Land", bu hafta izlenmesi gereken bir film. "Whiplash" filminin yönetmeni Damien Chazelle yine seyirciyi kalbinden vurmayı başarmış. Şubat ayı sonunda Oscar'da yarışacak filmler henüz belli olmasa da "La La Land", hem yönetmeni hem senaryosu, hem müzikleri hem de oyuncuları Emma Stone'un ve Rylan Gosling ile favoriler arasında olacak,eminim. Altın Küre'de adaylıkla kalmış ola da, uzaylılarla iletişimi bambaşka bir yorumla karşımıza getiren "Arrival- Geliş" de bu yılın mutlak izlenmesi gereken filmleri arasında.