Bakan Selçuk'tan "PNS çağı" uyarısı

27 Eylül 2018 Perşembe - 14:25 | Son Güncelleme : 27 09 2018 - 14:25

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, parlayan nesneler sendromu (PNS) diye bir kavram bulunduğuna işaret ederek "Bu çağ, PNS çağı. Yani sürekli bir şey parlatılıyor, sürekli bir şey moda haline getiriliyor ve dikkatimiz dağılıyor. Asla odaklanmamıza fırsat verilmiyor. Çocuklarda benim çok rahat gördüğüm ve telefon veya başka dijital araçlarla da PNS'nin giderek güçlendiği bir döneme doğru geliyoruz." dedi.


Selçuk, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi ev sahipliğinde  "Eğitim 4.0" temasıyla Avrupa Toplulukları Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde  düzenlenen "EDUCCON 2018" eğitim konferansına katıldı.
 
Konferansın açılışında konuşan Selçuk, Ankara Üniversitesi Eğitim  Bilimleri Fakültesinin "Eve gelmek güzel şey" dediği bir yer olduğunu belirterek  gençliğinin bu fakültede geçtiğini aktardı.
 
Fakültenin Türk eğitim tarihinde çok özel bir yeri olduğunu ifade eden  Selçuk, konferansın temasına ilişkin şöyle konuştu:
 
"Eğitim 4.0 ismi çok fantastik. Bu isim aslında bende şöyle bir  çağrışım da yaratıyor, eğitim 4.0 dediğimizde oradaki rakam kaçsa eğitimin kaç  sıfır yenik olduğunu hatırlatır bana. Yani bunu şunun için söylüyorum, eğitim  denildiğinde sadece endüstrinin ihtiyaçları anlaşılıyor ve eğitimin içeriğinin,  endüstrinin gereksinim duyduğu beceri setleri üzerinden yorumlandığı bir eğitim  varsa sermayenin bu kadar eğitimi yönlendirdiği, yönettiği, iteklediği bir eğitim  sistemi varsa bizim bunun üzerinde tekrar bir düşünmemiz lazım."
 
İnsanı aklı ve kalbi uzlaştıran, birleştiren bir varlık olarak  görmenin önemine işaret eden Selçuk, insan yetiştiren kurumların hiçbirinin web  sitesinde, ana girişlerinde ya da herhangi bir dokümanında "Bizim insan  yetiştirme anlayışımız şudur." diye bir ibare olmadığını anlattı.
 
"Eğitim 4.0" konusunun tüm dünya için önemli olduğunu vurgulayan  Selçuk, 2040'lara doğru "tekillik çağı" denilen yeni bir çağın geleceğini dile  getirdi.
 
Bu çağın, dijital, biyolojik ve fiziksel olarak bütünleştiği bir çağ  olduğuna işaret eden Selçuk, şunları söyledi:
 
"Yani bir insanın içerisinde aynı zamanda bir dijital içeriğin çipler  marifetiyle çalıştığı, aynı zamanda fiziksel içeriği insanın vücuduna entegre  edildiği, damarlarında dolaştığı bir döneme doğru gidiyoruz. Bugün okul öncesi  eğitime, ilkokula başlayan çocuklarımız, bu çağda iş hayatına atılacaklar, büyük  bir ihtimalle işten atılacaklar. Çünkü robotların, makineleşmenin getirdiği bir  yeni sistematikten de söz ediyoruz. Bu mesele gerçekten önemli. Marx’ın teori ve  pratiğin buluşturulması hususunda özellikle vurguladığı ‘praksis’ kavramı belki  bizim için bir yön verici olabilir. Praksis iki şeyi yani teori ve pratiği  buluşturmanın çok da eylemsel açıklamasını içeriyor, kendi içerisinde. Bu mesele  bizim için tarihsel bir problemdi aslında."
 
  
Ahmet Mithat Efendi ve Namık Kemal arasında geçen bir diyaloğu aktaran  Selçuk, "Namık Kemal 'Biz çok cesur, çok idealist, çok vatansever insanlar  yetiştirmeliyiz.' der ve bunu ısrarla vurgular. Ahmet Mithat, ona cevabında der  ki 'Kemal, senin bu vatansever, cesur, idealist adamın ne iş yapacak, ne yiyecek?  Bir mesleği, bir icraatı, bir becerisi yok. Bu adamın bir beceriye ihtiyacı var  Kemal, yetmez mi bu kadar nesli heba ettiğimiz'. Bu aslında bizim bugünkü  fotoğrafımızı da içeriyor." dedi.
 
Eğer literatürden uygulamaya doğru gelmekte ısrar edilirse,  uygulamadan literatüre gidecek bir kavram üretiminin olmayacağını vurgulayan  Selçuk, bilimin zihniyeti ve aklının son derece güçlü bir şekilde yeni nesillere  izah edilmesi gerektiğini kaydetti.
 
  
"Kuyu kazmazsak suyu bulamayız"
 
Selçuk, "Kelimelerde bir büyü de var son zamanlarda gördüğüm.  Dikkatimiz çok dağılıyor. Parlayan nesneler sendromu diye bir sendrom var. Bu  çağ, PNS çağı. Yani sürekli bir şey parlatılıyor, sürekli bir şey moda haline  getiriliyor ve dikkatimiz dağılıyor. Oraya bakıyoruz, oraya bakıyoruz ve asla  odaklanmamıza fırsat verilmiyor. Bu çocuklarda benim çok rahat gördüğüm ve  telefon veya başka dijital araçlarla da PNS'nin giderek güçlendiği bir döneme  doğru geliyoruz. Aslında bu mesele bir idealizmle de alakalıysa bizim küçük küçük  çukurlar yerine kuyu kazmamız lazım yani derinleşmemiz, odaklanmamız lazım. Kuyu  kazmazsak suyu bulamayız. O sebeple çocukları da böyle daldan dala birçok alanda  çeşitli becerilere yönlendirmek yerine bir iki alanda derinlemesine çalıştırmak  hususunu muhakkak suretle öne çıkartmak zorundayız." diye konuştu.
 
Kavramların büyüsünü dikkatle ele almak gerektiğini vurgulayan Selçuk,  "big data" kavramını örnek göstererek bir uygarlık oluşturulacaksa big datanın  enformasyona, enformasyonun da canlı bilgiye, ardından bilgeliğe giden bir ufka  sahip olunmasının önemine dikkati çekti.
 
Yeni bir kuramlar kuşağına ihtiyaç olduğunu aktaran Selçuk, hali  hazırdaki eğitim kuramlarının var olan hadiselerin anlaşılması hususunda son  derece kısır olduğunu ve eğitim alanında 1800'lü yılların sonu ve 1900'lü  yılların başındaki basit nedensellik kurgusuyla anlaşılmayan bir yere götürdüğünü  söyledi.
 
"Eğitim, çocuğu şimdiye uyandırmaktır"
 
Bakan Selçuk, çoklu nedensellik üzerinden yeni kuramlar kuşağına ve  yeni bir felsefeye ihtiyaç olduğunu dile getirerek şöyle konuştu:
 
"Bunun bu topraklardan doğması gerekiyor çünkü ot kökü üzerinde biter.  Eğer bu otu biz burada büyütmez, yeşertmezsek elimizde korumaya çalıştığımız  tohumlar bizim için bir çözüm değil. Herkes kendi geleneğini, geçmişini, tohumunu  korumaya çalışıyor ve biz eğitimi maalesef hep geçmişi üzerinden tartışıyoruz.  Bizim eğitimle ilgili lafzımızı da yeniden belki dönüştürmemiz lazım. Çünkü  eğitimin bu kadar gelecek vurgusuyla anılması da doğru değil. Eğitim, aslında  çocuğu şimdiye uyandırmaktır. Elbette geleceği tasarlamaktır ama öncelikle çocuğu  şimdiye uyandırmaktır. Eğer şimdi anlaşılmazsak ne geçmiş ne gelecek sağlıklı  anlaşılır. Bu nedenle de bizim çocuklara yönelik çalışmalarımızı öncelikle  kendimizle bağlantılı olarak ele almamız ve kendimize benzetmeye çalıştığımız  çocukların yanlış bir bağlama götürüldüğünü anlamak lazım."
 
Çocuklarla aynı tarihte yaşandığının ancak aynı zamanda yaşanmadığının  altını çizen Selçuk, "Onlar farklı bir zamanın ruhuyla alakalı varlıklar. O  sebeple bizim kesinlikle çocuklarımızın kendi zamanlarını yaşamaklık konusundaki  önermelerini dikkate almamız lazım ve çocuklar kendi zamanlarını eğer yaşayacaksa  bize benzemelerine engel olmamız lazım. Kendimize benzetmeye çalıştığımız  çocukların edindiği beceriler kendi zamanlarını kurtarmak için yetmiyor. Onun  için de çaresiz kalıyor çocuklar. Bizim eğer eğitim konusunda bir şey düşünmemiz,  yapmamız gerekiyorsa, oturup 'eğitim' kelimesinin etimolojisinden başlayarak  yeniden bir inşa hareketine girişmemiz lazım." şeklinde konuştu.
 
Selçuk, Eğitim Bilimleri Fakültesinin bunun yeri olduğunu, bu tohumun  buradan yeşertilmesi gerektiğini aktardı.
 
Mevlana'nın "Bir tohum toprağa karışıp çürümedikçe asla yeni bir filiz  vermez." sözünü hatırlatan Selçuk, "Biz tohumumuzu, geleneğimizi, muhafaza  ettiğimiz şeyleri toprağa karıştıracağız, orada çürüyecekler ve yeni filiz  çıkacak ve her yeni filiz içinde bir tohum barındırıyor ve o tohumu yeniden,  yeniden, yeniden ekeceğiz. O zaman Türkiye, Türkiye olacak. O zaman insanlık,  insanlık olacak." değerlendirmesini yaptı.
 
İnsanlık kelimesini sadece kendi toplumu olarak gören vahşi bir  uygarlıkla karşı karşıya olunduğunu da kaydeden Selçuk, "Eğer biz insanlık  kelimesini sadece gelişmiş ülkelerin toplumları olarak algılamalarına izin verir  ve onlara olan hayranlığımızı devam ettirirsek gerçekten işimiz çok zor. Bütün  kavramları yeniden yeniden birleştirmek, yeniden tasarlamak zorundayız." dedi.
 
Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş de eğitimin önemine  değinerek Eğitim Bilimleri Fakültesinin nitelikli ve sürekli eğitim konusunda  öncü olan fakültelerden biri olduğunu ve fakültenin çalışmalarından dolayı gurur  duyduklarını söyledi.
 
Teknolojinin hızla değiştiğine dikkati çeken İbiş, bu değişimleri  yaşarken, geleneklerden ve değerlerden vazgeçilmemesi gerektiğinin ve onların  gelecek kuşaklara aktarılmasının önemini vurguladı.
 
Programda Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatma Bıkmaz ile  EDUCCON 2018 Koordinatörü Prof. Dr. Selahiddin Öğülmüş de birer konuşma yaptı.  
 
Öğrenciler tarafından müzik dinletisinin de sunulduğu konferans Kore  Seul Üniversitesi Rektörü Kyung-Sun Kim'in konuşmasıyla devam etti.
 
Konferans yarın sona erecek.
 

ETİKETLER