Bahçeli-TÜSİAD gerginliği tırmanıyor

25 Ocak 2007 Perşembe - 16:06 | Son Güncelleme : 25 01 2007 - 16:06

Dün TÜSİAD'ı, "PKK'nın siyasi projelerine sahip çıkmak"la suçlayan Bahçeli'ye yanıt TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı'dan geldi: "Bir siyaset adamı sözlerini nereye gideceğini düşünerek konuşmalıdır!" Bahçeli bu sözleri de sert bir üslupla yanıtlamakta gecikmedi.. İşte son günlerin en sıcak polemiği..


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile TÜSİAD arasında dün başlayan polemik bugün yeni demeçlerle daha da tırmandı.
TÜSİAD'ı, dün "PKK'nın siyasi projelerine sahip çıkmak"la suçlayan Bahçeli'ye, bugün mutabından yanıt geldi.
TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı, başkanlığa veda ederken, Bahçeli'nin TÜSİAD'a ilişkin sözlerin yanıtladı. Sabancı, "Bir siyaset adamı sözlerini nereye gideceğini, hangi dinamikleri etkileyeceğini düşünerek konuşmalıdır. Siyasetçilerimizden daha vakur, akılcı ve demokrasiyi yücelten söylemler bekliyoruz" dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de TÜSİAD'ın, Türkiye'nin önde gelen iş adamlarının bir çatı kuruluşu olduğunu belirterek, "Türkiye'nin içinden geçmekte olduğu bugünkü hassas süreçte, Türkiye'nin milli birliğini zedeleyecek girişimlerin doğuracağı sonuçları ve bölücülüğün amaçlarına hizmet edecek hareketlerin hangi dinamikleri harekete geçireceğini, ilk önce kendileri bilmek ve takdir etmek durumundadır" dedi.
Bahçeli, eski TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı'nın TÜSİAD 37. Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, kendisinin "TÜSİAD'ın PKK'nın siyasi projelerine sahiplenmesi" konusundaki dünkü açıklaması ile ilgili beyanlarda bulunduğunu ifade etti.
Konuya ilişkin görüşlerini dün açıklıkla ortaya koyduğunu bildiren Bahçeli, Sabancı'nın açıklaması karşısında "gerçeklerin bütün yönleriyle daha iyi görülmesi ve anlaşılması bakımından bazı hususların hatırlatılmasının zaruri hale geldiğini" kaydetti.
Anayasa'nın 3. ve 42. maddelerinin, Türkçe'den başka dillerin eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamayacağı ve öğretilemeyeceğine" amir olduğunu belirten Bahçeli, şöyle devam etti:
"Kürtçe'nin Türk eğitim sistemine bir şekilde girmesi, PKK'nın siyasi projesinin öncelikli hedefidir. Bu konudaki PKK stratejisi, ilk adım olarak, Türkçe dışındaki dillerin seçimlik ders olmasının kabul ettirilmesi üzerine yoğunlaşmıştır. PKK'nın ve maşası olan siyasi bölücülerin Türklük bilincini ve mensubiyet şuurunu zayıflatarak, bunun yerine 'Türkiyelilik' kimliğinin oluşturulmasında dili en önemli araç olarak gördükleri bir gerçektir.
Türkiye'de, zaman içinde, ayrı bir milli mensubiyet bilinci yaratılmasını amaçlayan bu yaklaşımın ulaşmayı amaçladığı ilk hedef, Türkçe dışındaki ana dillerin okullarda seçimlik ders olarak okutulmasıdır. Bunlar, kimsenin aksini iddia edemeyeceği gerçeklerdir. Bu gerçekler karşısında, TÜSİAD'ın Türkçe dışındaki anadillerin seçimlik ders olması önerisi, PKK'nın siyasi platformu ve stratejisiyle bire bir örtüşmektedir."

ÖRTÜŞÜYOR

PKK'nın siyasallaşma stratejisinin diğer bir öncelikli hedefinin de ırk temelinde azınlık yaratma amacıyla siyaset yapılmasının önünün açılması ve Türkçe dışındaki dillerin de siyasi propaganda dili olarak kullanılması olduğunu ifade eden Bahçeli, etnik temelde ayrılıkçı siyaset yapılmasının meşru hale getirilmesini isteyen PKK'nın bu stratejisi ile TÜSİAD'ın son önerisinin de bire bir örtüştüğünü savundu.
Bahçeli, "Bu durum karşısında, TÜSİAD'ın son önerilerinin, PKK'nın siyasi zemin kazanma çabalarına destek olmak ve siyasi gündemini sahiplenmek dışında nasıl değerlendirilmesi gerektiğini TÜSİAD Başkanı açıklamak durumundadır" dedi.
TÜSİAD'ın, Türkiye'nin önde gelen iş adamlarının bir çatı kuruluşu olduğunu belirten Bahçeli, şunları kaydetti:
"Türkiye'nin içinden geçmekte olduğu bugünkü hassas süreçte, Türkiye'nin milli birliğini zedeleyecek girişimlerin doğuracağı sonuçları ve bölücülüğün amaçlarına hizmet edecek hareketlerin hangi dinamikleri harekete geçireceğini, ilk önce kendileri bilmek ve takdir etmek durumundadır. Demokrasi, şahsi ve kurumsal çıkarlar için kullanılabilecek bir araç, bir şekli yönetim biçimi değildir. Demokrasilerin yücelmesi, bunun özünün ve ruhunun çok iyi anlaşılması ve benimsenmesiyle mümkündür.
Dünyada hiçbir demokratik ülke, milli birliği zayıflayarak ve bölünerek, güçlenmemiş ve yücelmemiştir. Son olarak hatırlatmak istediğimiz husus, sorumluluk mevkiinde olan herkes için, Türkiye'nin milli birliğini, milli güvenliğini ve milli çıkarlarını her şeyin üstünde tutmanın ahlaki, vicdani ve siyasi bir gövde ve zaruret olduğudur. Vakur ve akılcı olmak kadar, dürüst ve namuslu olmak da vazgeçilmez erdemlerdir. TÜSİAD Başkanı'nın son beyanlarının akla getirdiği bu hususları herkesin dikkatine ve değerlendirmesine sunmak isterim."

ETİKETLER

0